KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2012/22526 E., 2013/3522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sahte vekaletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri yönünden verilen dilekçelerle istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Dava, sahte vekaletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; ... isimli şahıs adına kayıtlı taşınmazın, sahte vekaletname ile 17.07.2000 tarihinde davacıya, 21.08.2000 tarihinde davacı tarafından ... isimli şahsa satıldığı ancak, davacı ...'a yapılan satışta sahte vekaletname kullanıldığının tespit edilmesi üzerine ...'ün taşınmazı ...'a iade ettiği, ...'ın da taşınmazı Kadriye Beydilli adına tashihen tescil ettirdikten sonra iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesinde "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder." hükmü yer almakta olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu sicil müdürü ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulması nedeniyle, kişilerin malvarlığı haklarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir.
Kusurun varlığı ya da yokluğu Devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır. Tapu sicilinin tutulması görevini üstlenen Devlet, bu sicile tanınan güvenden ötürü hak durumuna aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi de üstlenmektedir.
Dava konusu olayda, sahtecilik yolu ile elde edilen vekaletname ile taşınmazın davacıya satıldığı, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olup; davacının, dayanağını sahte vekaletnameden alması nedeniyle yolsuz hale gelen satış işleminden sonra, taşınmazı tashihen ilk malikine iade etmesi nedeniyle 4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumlu olduğuna ilişkin mahkemenin kabulü doğrudur.
Bu nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacının temyizine gelince;
Davacının zararının kapsamı, dava konusu taşınmazın akit tablosunda gösterilen satış miktarı kadar olup, mahkemece bu miktara hükmedildiğine göre, faizin de sahte vekaletname ile satışın yapıldığı tarihten başlatılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinden (dava tarihinden itibaren) kelimelerinin çıkartılarak, yerine (17.07.2000 tarihinden itibaren) ibaresinin yazılmasına,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2012/22526, K. 2013/3522, 4 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama