İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /5. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 5. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/1660 K.2023/9151

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın…

Esas2023/1660Karar2023/9151Tarih18 Ekim 2023Okuma8 dk · 1.534 kelime

KÜNYE

5. Hukuk Dairesi 2023/1660 E., 2023/9151 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
18 Ekim 2023
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/960 Esas, 2022/1554 Karar
Karar
Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İlk derece mahkemesi
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2019/32 Esas, 2021/35 Karar
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.534 kelime·8 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idareler vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı Hazine yönünden kabulüne, davalı ... Müdürlüğü yönünden pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idareler vekilli tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tapu kayıtlarına güvenerek dava dışı kişiden dava konusu taşınmazı satın aldığını, Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 87 parsel sayılı taşınmazın toplam 44.400 m² olduğu halde kadastro yenileme çalışması sonrasında toplam 41.500 m² olarak tespit gördüğünü, daha sonra yapılan kadastro çalışamları ile de 37.903,48 m² olarak tespit gördüğünü, yapılan kadastro çalışmasına davacının Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2018/18 Esas, 2018/88 Karar sayılı dosyası ile itiraz ettiğini, itirazın reddine karar verildiğini, verilen kararın kesinleştiğini, davacının tapu kayıtlarına güvenerek satın aldığı taşınmazda oluşan fark için ödemesinin karşılıksız kaldığını belirterek düzeltme işlemi ile oluşan eksikliğin tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine ve Tapu Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımınından reddinin gerektiğini, eski usul ve yöntemlere göre yapılan tespit ve çalışmaların o döneme ait koşullar ve teknoloji içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 1950'li yıllarda tapulama gördüğü,

o dönemde ki araç ve teknolojik koşullar çerçevesinde yapılan ölçümleme çalışmaları sonucu yapılan tespit ile gelişmiş teknoloji kadastro yenileme çalışmaları ile yapılan yeni ölçümler sonucu tespit edilen miktarın arasında fark olması hukuka aykırı bir durum teşkil etmediğini, yeni yapılan hesaplamaların daha doğru ve teknolojinin gelişmesinden kaynaklandığını, dolayısıyla içinde bulunduğu dönemin Kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak tutulan tapu ve sicillerden dolayı devletin ve Hazinenin herhangi bir sorumluluğu olmayacağını, dava tarihi itibarıyla tazminat istemenin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını,

davacılar ancak satın aldıkları tarih itibarıyla zarar oluşsaydı zararlarını isteyebileceklerini, davacının maddi bir zararı da bulunmadığını, dava konusu taşınmazın satın alındığı tarihte fiilen kullanılan alanı ile ve şu an fiilen kullanılan alanın aynı olduğu,

taşınmazda bir kayıp, zeminde bir farklılık vs durumları olmadığını, satın aldığı zemin ne kadar ise o kadarını kullandığını, aksi durumun söz konusu olması halinde ise de, davaya konu olan olaya lehine komşu taşınamaz maliklerine yönetilmesi gerektiğini, zarar doğup doğmadığının belirlenmesi zarar doğması durumunda ise ileride rücu edilme ihtimali olan kişilere davaya ihbarının sağlanması gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı idareler vekili istinaf dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zamanaşımı, husumet ve esastan ret kararı verilmesi gerektiğini, taşınmazın sınırlarında değişiklik olmadığını, satın alma tarihindeki değeri yerine dava tarihindeki değerinin hesaplandığını, Kadastro Müdürlüğünün taraf sıfatının olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ...

Mahallesi 87 parsel sayılı taşınmazın 1952 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 44.300,00 m² yüzölçümlü olarak dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra satış ile 1986 davacı adına tescil edildiği, 2011 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin ikinci bendinin uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında taşınmazın yüzölçümünün 41.500,62 m² olarak tespit edildiği ve 2017 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin ikinci bendinin uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında taşınmazın yüzölçümünün 37.903,48 m² olarak tespit edildiği,

davacının askı ilan süresi içinde açtığı davanın Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2018/18Esas, 2018/88 Karar sayılı ilamıyla uygulama kadastrosunun doğru yapıldığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının istinaf başvurusunun Dairemizce esastan reddedilerek hükmün 21.10.2019 tarihinde kesinleştiği, böylece taşınmazın yüzölçümünde 6.396,52 m² azalma olduğu,

bunun üzerine davacının 22.01.2019 tarihinde azalan yüzölçümü nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemi ile eldeki davayı açtıkları, dava konusu arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir yöntemi esas alınarak değer biçilmesinde, objektif değer artışı uygulanmasında ve taşınmazın azalan yüzölçümünün bedelinin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğunu, bu hususta davalı idareler vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü hususların yerinde görülmediğini, mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, ancak açılan tazminat davalarında davalı sıfatı Hazinenin olup ...

Kadastro Müdürlüğünün taraf sıfatı bulunmadığı halde ... Kadastro Müdürlüğü hakkındaki davanın pasif taraf sıfatı yokluğundan usulden reddine karar verilmemesinin doğru olmadığı ve uygulama kadastrosuyla azalan 6.396,52 m² kesim gösterilmediği halde İlk Derece Mahkemesince infazda duraksama yaratacak şekilde 309 ada 4 parselin fen bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05.11.2020 tarihli krokili raporda gösterilen 6.396,52m² yüzölçümlü alanın tapudan terkinine,

beyanlar hanesindeki takyidatların hükmedilen tazminat miktarına yansıtılmasına yönünde karar verilmesi de isabetsiz olduğundan hüküm 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iki numaralı alt bendi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı idareler vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararında ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun'un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesi.

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır.

Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ...

Mahallesi 87 parsel sayılı taşınmazın 1952 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 44.300,00 m² yüzölçümlü olarak dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra satış ile 1986 davacı adına tescil edildiği, 2011 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin ikinci bendinin uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında taşınmazın yüzölçümünün 41.500,62 m² olarak tespit edildiği ve 2017 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin ikinci bendinin uyarınca yapılan yenileme kadastrosu sırasında taşınmazın yüzölçümünün 37.903,48 m² olarak tespit edildiği,

davacının askı ilan süresi içinde açtığı davanın Ankara Batı Kadastro Mahkemesi’nin 2018/18Esas, 2018/88 Karar sayılı ilamıyla uygulama kadastrosunun doğru yapıldığı gerekçesiyle reddedildiği, davacının istinaf başvurusunun Dairemizce esastan reddedilerek hükmün 21.10.2019 tarihinde kesinleştiği, böylece taşınmazın yüzölçümünde 6.396,52 m² azalma olduğu, bunun üzerine davacının 22.01.2019 tarihinde azalan yüzölçümü nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemi ile eldeki davayı açtıkları anlaşılmıştır.

3. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı idareler vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/1660, K. 2023/9151, 18 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1660
Karar No
2023/9151
Tarih
18 Ekim 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1660 K.2023/5644
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2023/1661 K.2023/7830
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2023/1662 K.2023/7779
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1662 K.2023/5642
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2023/1662 K.2023/5904
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1663 K.2023/5643

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.