KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2023/5061 E., 2023/11133 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1990 Esas, 2023/215 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/161 Esas, 2021/261 Karar
Karar Metni
925 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi 1119 ada 37 parselde 67,11 m²lik payı bulunduğunu, taşınmazının bulunduğu yerde davalı ... Belediyesi tarafından imar uygulaması yapıldığını, imar uygulaması sonucunda taşınmazından 17,62 m² düzenleme ortaklık payı düşülerek kalan 49,49 m² arazisinin cüzi bir bedele dönüştürüldüğünü, bedele dönüştürülen taşınmaz için tespit ve takdir edilen değerin çok düşük olduğunu, bedele dönüştürülen taşınmazın rayiç bedelini tespitine ve müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; bedel artırım davasının 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde ya da her durumda 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerekirken 30 yıldan fazlaca bir süre geçtikten sonra açıldığından davanın zamanaşımı yönünden reddine, karar verilmesi gerektiğini idare tarafından 2981-3290 sayılı Kanun doğrultusunda ıslah imar uygulaması yaparak hisseli parselleri müstakil hale getirmek amacıyla çalışmalar yapıldığını, bu çalışmalar neticesinde hissesinden az yer verilen veya yer tahsisi yapılamayanların ipotek alacaklısı, hissesinden çok yer verilenlerin de ipotek borçlusu yapıldığını,
ipotek borçlularının borçlarını Ziraat Bankasına yatırdığını, ipotek alacaklılarının da alacaklarını bu hesaptan aldıklarını, davacının aradan geçen bunca zamana kadar adı geçen bankadan ipotek alacağını almamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne toplam188.366,85 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ıslah doğrultusunda tümüyle kabulü gerektiğini, davacının taşınmazın tamamını düzenleme ortaklık payı olarak kullandığını, davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçitiğini, davanın husumetten reddi gerektiğini, emsal incelemesinin usulüne uygun yapılmadığını, bedelin fahiş hesaplandığını, ıslah tarihinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza imar uygulamasının tapuya tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi esas alınarak tespit edilen ipotek bedelinin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu uygulanarak dava tarihine güncellenmek suretiyle ipotek bedelinin artırılmasına karar verilmesi doğru olduğu gibi, idarece takdir edilen bedelin davacıya ödendiğinin usulünce kanıtlanamadığı, adli yargının görevli olduğu.
20.08.2016 tarihinde kabul edilerek 07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası ile getirilen. "Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve onbirinci fıkra hükümleri, bu madde kapsamındaki davalar ve icra takipleri için de uygulanır.
Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” hükmü uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş, ayrıca vekâlet ücretinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesince gözetilmediğini, yasal düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gözetilerek nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına idarece takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.3194 sayılı İmar Kanun'un 17/son maddesi.
3.6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddesi.
4.2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddesi uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Davalı idareden 269.85 TL onama harcının alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/5061, K. 2023/11133, 16 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama