KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10285 E., 2025/5381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/577 Esas, 2023/497 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.143 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 28.06.2024 tarihli ek kararla temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Mahkemece taleple bağlı kalınarak hükmedilen 10.000,00 TL tazminat miktarı dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam tazminat miktarı 613.061,56 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 12.950,00 TL'nin üstünde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 28.06.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Yalova ili, ..., ... Mahallesi 406 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/15 Esas, 2012/133 Karar sayılı kararıyla 1.653,17 m²lik kısmının tapusunun iptaline karar verildiğini, bu durumun müvekkilinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.07.2016 tarihli ve 2015/195 Esas, 2016/255 Karar sayılı kararı ile taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.07.2016 tarihli ve 2015/195 Esas, 2016/255 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.06.2020 tarihli ve 2019/4684 Esas, 2020/1463 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince davalı Hazine vekilinin talebi üzerine yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; raporu hükme esas alınan bilirkişi heyeti bir inşaat bilirkişi ve bir gayrımenkul değerlendirme uzmanı mülk bilirkişiden oluşmakta olup bilirkişi heyetinin oluşumunun Bilirkişilik Kanununda açıklanan yönteme aykırı olduğu,
hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda somut emsal olarak incelenen taşınmaza ilişkin emlak vergi kaydı, resmî satış akit tablosu, imar durumu, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılıp yapılmadığı araştırılıp bilirkişi raporu denetlenmeden hükme esas alınması ve hükme esas bu raporda dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın değerlendirme tarihindeki emlak vergi değerlerinin kıyaslanması gerekirken davanın açıldığı tarihteki değerler hesaplanarak kıyaslama yapılmış olması hatalı olduğundan yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken,
eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması doğru görülmediğinden, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.11.2021 tarihli ve 2020/373 Esas, 2021/586 Karar sayılı kararı ile taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 16.11.2021 tarihli ve 2020/373 Esas, 2021/586 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak alınan taşınmaz satış tarihi olan 06.01.2012 tarihi itibarıyla kadastro parseli olduğu hâlde, imar parseli kabul edilerek emsal incelemesi sonucu bulunan bedelden düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle değer biçilmesinin yanı sıra,
bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın emsal ... köyü 1593 parsel sayılı taşınmazdan %29 daha değerli olduğu belirtilmiş ise de bozma sonrası aynı taşınmaz emsal alınarak gerekçesi açıklanmadan dava konusu taşınmazın %10 daha değerli kabul edilmesi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların 2012 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip raporun denetlenmemesi nedeniyle de hükme esas alınan rapor inandırıcı bulunmayarak,
yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak denetime elverişli rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, Mahkemece bozma ilâmı öncesi verilen kararda, dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümünde değer azalışı hesaplanmadığı ve bu hususun bozma ilâmına konu edilmediği anlaşıldığı hâlde, bozma ilâmı sonrası davalı Hazine lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi ihlâl edilerek arta kalan bölümde %20 değer kaybı uygulanmak suretiyle fazlaya karar verilmesi ve faiz başlangıç tarihi 27.12.2012 olduğu hâlde hükümde 25.09.2012 olarak gösterilmesi doğru görülmediğinden,
kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar karar tebliğinden itibaren temyiz süresi geçmiş ise de kararda kanun yolu ve kanun yoluna başvuru süresi gösterilmediğinden temyiz talebinin kabulü gerektiğini, kısmi davalarda kesinlik sınırının, tazminat miktarının dava edilen kısmı üzerinden değil tamamı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu edilen kısım 10.000,00 TL ise de bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarının kesinlik sınırının çok üzerinde olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olmadığını,
kıyıda kalan kısmı imar planı dışında olup tapusu iptal edilmemiş olsaydı dahi taşınmazın arsa vasfını kazanamayacağını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişiler dava konusu yerin denize sıfır olduğu için emsalden değerli olduğunu belirtmiş iseler de dava konusu taşınmazın üzerine yapı yapılamayacağını, denizden ve yoldan çekme mesafeleri çıktığında imara ve inşaata elverişli olmadığını, emsalin uygun olmadığını, taşınmazın değerinin çok yüksek belirlendiğini, emlak beyan değerlerinin dikkate alınmadığını,
arta kalan kısım kullanılabilir hâlde olup değer düşüklüğü hesaplanamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Mahkemece verilen 28.06.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10285, K. 2025/5381, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama