KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11181 E., 2025/12471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1581 Esas, 2024/1097 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/439 Esas, 2021/625 Karar
Karar Metni
1.054 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 22.10.2024 tarihli ve 2024/345 Esas, 2024/345 Karar sayılı kararı ile dava 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007 nci maddesi uyarınca tazminat davası olarak nitelendirilmiş ve temyiz incelemesi için Dairemiz görevlendirilmiştir. Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...
Tapu Müdürlüğünün 75... sayfa 2,3 ve 4 sıra nolarda kayıtlı taşınmazların tespiti, davalı ve/veya üçüncü kişiler lehine tescil var ise tescilin yolsuz ve usulsüz olduğunun tespitine, haksız müdahalenin önlenmesine, tevhit edilmiş parsellerden tefriklerine, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptal ve terkini ile davacıların miras payları nispetinde tapuya tescillerine, ecrimisil talebinin kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisilin doğduğu tarihinden itibaren işlemiş ve dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak payları nispetinde davacılara verilmesine,
davanın seyri içinde tapu tescili yönünde aynen ifanın herhangi bir nedenle mümkün olamaması halinde oluşan zarardan davalının sorumluluğu bulunduğundan dava konusu gayrimenkullerin dava tarihi itibarıyla tespit edilecek değerlerinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan tazminen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kök tapu kayıtlarının tedavül ve revizyon görmediğini, fiiliyatta ev vasfında üçüncü kişi adına, diğer taşınmazların da tarla vasfı Hazine adına yolsuz tescil görmüş olduğunu, davanın reddinin toplanan delillere göre usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu tapu kayıtları incelendiğinde. 10.04.1933 tarih, 75 cilt, 144 sıra, 2 sıra numarasında yer alan tapu kaydının, 28.11.1966 tarih, 196 cilt, 12 sayfa, 116 sıra numarasıyla tapu kaydı ile üçüncü kişi ...oğlu ... ... adına tedavül gördüğü ve bu kaydın ise kadastro çalışmalarında ...
Mahallesi 2 42... parsele uygulandığı ve halen de adı geçen bu üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu; davaya konu edilen diğer tapu kayıtlarından 10.04.1933 tarih, 75 cilt, 144 sıra, 3 ve 4 sıra numarasındaki tapu kayıtlarının ise ilk tesis kadastro çalışmalarında herhangi bir taşınmaza uygulanmadığı ve bu kayıtların revizyon görmediği, söz konusu bu tapu kayıtlarının ... ve mevkiisi bağlamında uygulanma kabiliyetlerinin olmadığı dosyada rapor edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği;
ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesindeki, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” şeklindeki kanuni düzenlemenin bir gereği olarak uygulama ve öğretide kanunen özel bir zamanaşımı süresi öngörülmeyen alacak veya tazminat davaları 10 yıllık genel zamanaşımına tâbi tutulmuş, bu nedenle, eldeki davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmadığına göre,
bu zarar alacağının da 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesinde öngörülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tâbi olduğunun kabulü gerektiği, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi alacağın muaccel (istenebilir) hale geldiği gün işlemeye başlayıp 10 yıl sonra aynı gün dolacağı, Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 başvuru numaralı kararı gereği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava için 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında dava açılabilmesi imkanı yönünden Anayasa Mahkemesinin belirtilen hak ihlali kararı nazara alındığında,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra 29.06.2018 tarihinde açılan eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" hükmü gereği dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 20 yıldan fazla süre geçtiği,
davacıların murisi adına kadastro sonucu herhangi bir tapu kaydı oluşmadığı, kadastro sırasında revizyon görmeyen ve işleme tabi olma niteliğini kaybetmiş tapu kaydına dayanılarak 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tazminat talep edilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11181, K. 2025/12471, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama