KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/13601 E., 2025/8570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/15 Esas, 2024/293 Karar
- Dava tarihi
- 05.07.2013
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.063 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Balıkesir ili, .... ilçesi, ... köyü, 2 46... ,17,18 parsel, 2 44... ,14 parsel sayılı taşınmazları 09.07.1999 tarihinde maliki ..., 22.07.1999 tarihinde maliki ...., 21.09.1999 tarihinde maliki ... ... olan arazileri iyiniyetli olarak satın aldığını ve üzerine tescil ettirdiğini, Hazinece bu arazilerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla özel mülkiyete konu olamayacağı, hata sonucu özel mülkiyete tescil edildikleri ve arazileri satın alan davacının mülkiyet hakkını kazanmasının mümkün olmayacağı gerekçeleriyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını,
Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi ilamlarıyla davacı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescil edildiğini ve davacının tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle zarara uğradığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak şimdilik 135.000,00 TL maddi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Devletin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için tapu memurunun huukuka aykırı bir işlemi ve bununla zararla sonuç arasında nedensellik bağının olması gerektiğini, davada bu hususun söz konusu olmadığını, Devletin sorumluluğunun ancak tapu sicil muhafızlığının hukuka aykırı işlemleri ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının gerçekleşmesiyle söz konusu olabileceğini, istenilen tazminat miktarının çok yüksek ve gerçekleri yansıtmadığını, kadastro tutanaklarında taşınmazların değerinin çok düşük olduğunu, Hazinenin iyi niyetli olmayan kişilerin haksız fiilleri sonucu meydana gelen zararlardan sorumlu tutulamayacağını,
davacının taşınmazları dava dışı üçüncü kişilerden satın aldığını, bu nedenle taşınmazları satın aldığı kişilere karşı dava ve talep hakkını kullanabileceğini, sebepsiz senginleşen kişilerin başkaları olduğunu, tazminat talebine konu olan tapu kayıtlarının mahkeme kararları ile iptal edildiğini, davacıya ait tapu kayıtlarının kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden iptal edildiğini, tapu sicilinin yanlış tutulması sonucu oluşmuş bir zarar olmadığını, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.09.2015 tarihli ve 2013/298 Esas, 2015/324 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 168.357,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; özel mülkiyete konu olamayacak nitelikteki taşınmazlar için tapu kütüğünün davacı adına oluşturulduğu, bu şekilde tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının gerçek zararının tazmininin gerektiği açık ve tapusu iptal edilen taşınmazın arazi niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı;
ancak gerçek zararın, tapu iptal kararının kesinleşme günündeki net gelir metoduna göre hesaplanması zorunlu iken, mahkemece dava tarihini esas alarak değer belirlemesi yapan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazların çevrede yetiştirilen ürünlerin münavebesi, dekar başına ortalama verim, toptan satış fiyatı ve üretim maliyeti resmî verileri ilçe tarım müdürlüğünden getirtildikten sonra konunun uzmanı bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, taşınmazın sulu-kuru olup olmadığı,
bitki örtüsü, yerleşim alanlarına uzaklığı, iklim şartları, arazilerin toprak ve topoğrafik yapıları ve bölgelerindeki konumları gözetilerek tarla niteliği itibarıyla çevredeki ekilebilir ürünler araştırılıp elde edilen verilere uygun biçimde değerlendirme yapılıp net gelir yöntemiyle tespit edilmesi, tapu iptali ve tescil davalarında verilen kararların kesinleştiği tarihteki gerçek değerlerinin hesaplattırılması,
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden getirilecek yörede yetişen münavebe ürünlerine ilişkin üretim gelir ve giderlerini gösteren tablo ile bilirkişi raporu denetlenerek gerçek zararının saptanması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 29.06.2022 tarihli ve 2019/549 Esas, 2022/117 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 29.06.2022 tarihli ve 2019/549 Esas, 2022/117 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazların değerinin tespiti için 01.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlara kuru arazi vasfında olduğu kabul edilerek buğday ve arpa münavebesiyle, zararın meydana geldiği tarih olan 20 03... tarihli veriler olmadığından, ...
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2007 verileri esas alınarak, metrekare birim fiyatına endeks uygulanmak suretiyle taşınmaza denetime elverişli olmayacak şekilde değer biçilmiştir.
Bu nedenle; dava konusu taşınmazın bulunduğu çevre İl-İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinden dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede, kuru tarım yapılırken ekilen mutat münavebe ürünleri sorularak ve değerlendirme tarihi olan 20 03... yıllarına ait resmi verileri esas alınarak değer biçilmesi için bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiği gözetilmeden, bu yönteme uyulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması ve dava konusu taşınmazların kuru tarım arazisi niteliği, konumu ve yüzölçümü dikkate alındığında değeri belirlenirken kapitalizasyon faiz oranının %5 uygulanması gerekirken,
bu oranın %7 ve 8 kabulü ile az bedel tespiti ile bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin 02.10.2024 tarihli ve 2024/15 Esas, 2024/293 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesinleşme tarihine göre davanın zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazları 3. Kişiden satın alıp, sebepsiz zenginleşen kişilerden tazminat talep etmesi gerektiğini, tespit edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13601, K. 2025/8570, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama