KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/14173 E., 2025/8632 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/474 Esas, 2024/384 Karar
- Dava tarihi
- 29.06.2018
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.466 kelime·7 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Manisa ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 1048 (eski 984) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; acele kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, bedel tespitinde taşınmaz üzerindeki sulama boruları gibi muhdesatların bedelinin hesaplanmadığını, artezyen kuyusu bulunduğunu, bunun bedelinin de hesaplanmadığını, muhdesatlar için Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/14 D.iş dosyasında tespit yaptırdıklarını, bu nedenle yapılacak olan keşifte bu konuların dikkate alınmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.10.2020 tarihli ve 2019/295 Esas, 2020/201 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2021/278 Esas, 2021/285 Karar sayılı kararıyla tespit edilen kamulaştırma bedelinin bankaya yatırılması yönünde İlk Derece Mahkemesince 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince davacı vekiline usulüne uygun olarak iki kez 15 günlük süre verildiği, buna rağmen kamulaştırma bedelinin depo edilmediği, böylece davanın usulden reddine yönelik Mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için davacı idareye verilen usulüne uygun yasal süreler içerisinde bedel depo edilmediğinden davanın reddine karar verilmiş ise de dosyaya sunulan 01.06.2021 tarihli banka dekontuna göre davacı idarenin karar tarihinden sonra depo kararını yerine getirdiği anlaşıldığından, taraflara davanın esası hakkındaki beyanları sorularak ve usul ekonomisi de gözetilerek işin esasına girilip dosyada mevcut bilirkişi kurulu raporları denetlenmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2022 tarihli ve 2022/87 Esas, 2022/201 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmaza ilişkin idarece tanzim olunan kıymet takdir tutanağında ve acele el koyma dosyasında domatesin münavebeye alındığı, dosyada mevcut İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün Salihli ilçesine ait münavebe listesinde domatesin yer aldığı,
yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede üretim deseni dikkate alınarak domatesin münavebeye alındığı anlaşıldığı hâlde, Mahkemece resen domatesin münavebeye alınabilmesi için ürünün ekilip hasat edildiğini gösteren satış belgesinin toptancı halinden alınarak ibraz edilmediği şeklindeki soyut gerekçe ile bölgede ekimi yapılan dane mısır, buğday ve slajlık mısır münavebesi esas alınıp hesaplama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının uygun görülmediği, dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan sonra beş ayrı parsele ayrıldığı,
arta kalan 10 51... parsel sayılı taşınmazların geometrik durumu ve yüzölçümü nazara alındığında, kamulaştırmanın niteliği, tarımsal faliyette yaşanılacak zorluklar ve ulaşım durumu da dikkate alındığında bu bölümlerde daha fazla oranda değer azalışı olacağı gözetilmeden, yazılı şekilde, daha düşük oranda değer kaybı verilmek suretiyle aza hükmedilmesi doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kararı davacı idare ve davalılar ... vd. ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun ve hesaplamaların hatalı olduğunu, belirlenen kamulaştırma bedelinin kıymet takdir ve acele kamulaştırma bedelinden oldukça yüksek olduğunu, net gelirin yüksek hesaplandığını, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3’ü oranında alınmasının hatalı olduğunu, taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu yönündeki tespitin doğru olmadığını ve kapitalizasyon faiz oranının düşük hesaplandığını, objektif değer artışı uygulanmaması gerektiğini, değer azalışı uygulanmaması gerektiğini, muhdesat bedeline ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili ile davalı ... temyiz dilekçelerinde özetle.
Mahkeme tarafından bilirkişi raporundan ayrılarak hatalı hesaplama yapıldığını, kamulaştırma bedelinin eksik belirlendiğini, % 20 oranında uygulanan objektif değer artışının düşük kaldığını, kalan kısımlar için hesaplanan değer düşüklüğünün de düşük belirlendiğini, 10 47... parselin kadastral yola cephesinin kalmadığını, kamulaştırma bedelinin dava tarihine göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, 2022 yılı verilerinin esas alınması gerektiğini, dava açıldıktan uzun süre geçtikten sonra karar verildiğini, taşınmazın gerçek değerinin çok altında bedel belirlendiğini, mülkiyet hakkının zarar gördüğünü,
Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı, objektif değer artış oranı ve kalan alanda değer azalış oranı uygun görülmüştür.
4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
6. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve davalılar ... vd. ile davalı ...'in yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı kalan harcın davacı idareden alınmasına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ...'in 22.11.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki.
"Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli,
32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız "Onama Kararı"na faizle ilgili 5 No.lu "Değerlendirme görüşüne" ilişkin olarak katılmıyoruz. 29.05.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/14173, K. 2025/8632, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama