KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/2728 E., 2025/2538 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1817 Esas, 2023/3199 Karar
- Dava tarihi
- 15.02.2017
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.345 kelime·7 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... gelmiş, davacı vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Afyon ili, ..., ... Mahallesi, 665 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu ve çok değerli olduklarını, dava konusu taşınmazlara Mahkemece gerçek rayiç bedellerin tespit edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2018 tarihli ve 2017/116Esas, 2018/935 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2018 tarihli ve 2017/116Esas, 2018/935 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2020 tarihli ve 2019/947 Esas, 2020/383 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmediği, ancak usul ve yasaya uygun olan 16.10.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre belirlenen metrekare birim fiyatı dikkate alınarak ve taşınmazın geriye kalan kısmının yüzölçümü,
şekli ve imar durumu dikkate alındığında kamulaştırma sonrasında geriye kalan kısımda %25 değer değer kaybı olacağı ve 2683 parsel yönünden kamulaştırma işleminden sonra geriye kalan kısımda kamulaştırma işlemi nedeniyle oluşmuş bir değer kaybı olmadığının kabulü ile Dairece resen yapılan hesaplama ile 665 parselin kamulaştırma bedelinin 601.190,08 TL, 2683 parselin kamulaştırma bedelinin 9.958,32 TL ve 2684 parselin kamulaştırma bedelinin 552.997,26 TL olması gerektiğinden bahisle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacı idare vekilince yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile bilirkişi heyetinin kök raporu doğrultusunda kamulaştırma bedelinin yeniden belirlenmesi yönünden hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,
ne var ki dava konusu 2683 parsel sayılı taşınmazın, dava konusu taşınmazlardan 2684 parsel sayılı taşınmaza 10 metre mesafede olduğu dikkate alındığında, yetersiz gerekçe ile zemin metrekare birim değerinin daha düşük kabul edilmek suretiyle eksik bedele hükmedilmesi,dava konusu 2683 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırılmasından arta kalan 81,04 m²’lik kısmın yüzölçümü, geometrik durumu, bilirkişi raporundaki özelikleri ile kamulaştırma amacı nazara alındığında bu bölümün kullanılamaz hale geldiği anlaşıldığından,
bu kısmın tamamının bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kamulaştırmadan kaynaklanan bir değer azalışı olmadığı kabul edilerek aza hükmedilmesi, tespit edilen kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesi gerekirken, faize ilişkin hüküm kurulmaması, İlk derece mahkemesinin kararında dava konusu 2683 parsel sayılı taşınmazın tamamının bedeline hükmedilerek davacı idare adına tesciline karar verildiği,
istinaf mahkemesinin kararında ise bu parselde kamulaştırılan 23,57 m²’lik kısmın bedeline hükmedildiği gözetildiğinde, dava konusu 2683 parsel sayılı taşınmazda bedeline hükmedilen kısımda tescile ilişkin yeniden hüküm kurulması gerekirken, ilk derece mahkemesince verilen hükmün kesin olduğundan bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması,davacı idarece fazla depo edilen bedel 68.907,03 TL olduğu halde,
hükümde iade edilmesine karar verilen bedel toplamının 68.426,90 TL olarak gösterilmesi,davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la Değişik 2942 sayılı kanun'un 10/8 inci fıkrasının dördüncü cümlesi Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2683 parsel sayılı taşınmazın 81,04 metrekarelik kısmında kamulaştırma nedeniyle bir değer azalışı olmadığı halde davacı idareye bu hususta sorumluluk yüklenmesi doğru olmadığı gibi Anayasa Mahkemesi kararı sonrası mevzuatta faiz işletilmesine yönelik bir hüküm kalmadığı halde kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin üstelik dava tarihinden itibaren davalı tarafa verilmesinin kabul edilemez olduğunun ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;Yargıtay 5.Hukuk Dairesi'nin lehimize yaptığı bozma gerekleri yerine getirilmeden, hatalı ve eksik inceleme ile kamulaştırma bedelinin düşük tespit edildiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 12 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragraf dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Yargıtayın hukukî güvenlik ve hukukî öngörülebilirliğin temini amacıyla içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre.
01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının faize ilişkin 4 nolu paragrafında yazılı ''dava tarihi olan 15/02/2017'' kelimeleri ile tarihlerinin tümünün hükümden çıkarılmasına, yerlerine ''dava tarihinden dört ay sonrası olan 16.06.2017" kelimeleri ile tarihleri yazılması, yine aynı paragrafda yer alan "kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek oranda" kelimelerinin çıkarılarak yerine "yasal" kelimesi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2728, K. 2025/2538, 25 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama