KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/3691 E., 2024/9979 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1725 Esas, 2023/2315 Karar
- Dava tarihi
- 29.06.2020
- Karar
- Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/428 Esas, 2023/411 Karar
Karar Metni
1.094 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..., ... köyü, 203 parsel sayılı 2.900 m² alanlı taşınmazın müvekkillerine ait olduğunu, parselin yol, refüj, ... alan olarak planlandığını, tümünün kamu yararına tahsis olduğunu, mülkiyeti ve yararlanma hakkının tümüyle kısıtladığını belirterek belirlenecek tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusuna ilişkin mahallinde keşif yapılarak iddia edildiği gibi el atmanın olup olmadığı hususunda tespit yapılması gerektiğini, el atma bulunuyorsa kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilerek el atılan taşınmaz bölümünün ve bunun bedelinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, bedel takdiri yönünden yapılacak incelemede taşınmazın emlak vergi değerinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile yol olarak terkinine ve davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk kısıtlamanın 22.06.2006 tarihli 1/1000 ölçekli imar planı ile yapıldığını, mülkiyet hakkının 17 yıldır kısıtladıktan sonra, dava açıldıktan sonra 26.07.2023 tarihinde Encümen Kararı alarak imar uygulamasının başlandığına dair iddianın kötü niyetli hareket olduğunu, mahkemenin aplikasyon krokisi masraflarını hüküm altına almamış olmasının ve enflasyona göre faiz taleplerini dikkate almamasının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararının usul ve kanuna uygun olmadığını, hukuki el atmanın şartlarının oluşmadığını, henüz 5 yıllık sürenin dolmadığını, taşınmaza ilişkin 26.07.2023 tarihli ve 700 sayılı Encümen Kararı ile imar uygulaması (parselasyon) kararı alındığını, bu doğrultuda dava konusu taşınmazın imar parseli haline geleceğini ve davanın konusuz kalacağını, vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, iki ayrı vekâlet ücretine hükmedildiğini, vekâlet ücretinin nispi değil maktu olması gerektiğini, taşınmaza fiilen el atılmadığını, m² birim fiyatının yüksek olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu İstanbul ili, ..., ... köyü, 203 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırılması yapılmak suretiyle belirlenen bedelin davalı idareden tahsiline dair mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak davacılar için iki ayrı vekâlet ücretine hükmolunması hatalı olduğundan hüküm bu husustan düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararının usul ve kanuna uygun olmadığını, hukuki el atmanın şartlarının oluşmadığını, henüz 5 yıllık sürenin dolmadığını, taşınmaza ilişkin 26.07.2023 tarihli ve 700 sayılı Encümen Kararı ile imar uygulaması (parselasyon) kararı alındığını, bu doğrultuda dava konusu taşınmazın imar parseli haline geleceğini ve davanın konusuz kalacağını, belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 1 ve 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle eklenen son cümle. 3. 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 4’ün son fıkrası. 4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu İstanbul ili, ..., ... köyü, 203 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yol ve park alanında kalan taşınmazın bedelinin 6745 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1 ve 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesiyle eklenen son cümlesi uyarınca davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
4. Dava konusu taşınmaz için bilirkişi raporunda belirlenen bedel 8.700.000.00 TL olup, davacı ...'in payına isabet eden bedelin 5.982.200.00 TL, davacı ...'un hissesine düşen bedelin ise 2.718.750.00 TL olduğu ve davacılar vekili tarafından bu bedeller üzerinden dava ıslah edildiği hâlde, hüküm fıkrasında infazda tereddüt oluşturacak şekilde 8.700.000.00 TL toplam bedele karar verildiği hâlde, 5.976.250,00 TL'sinin bedelin ...‘e, 2.713.750,00 TL'sinin ...’a ödenmesine karar verilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/3691, K. 2024/9979, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama