KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1105 E., 2025/12578 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/4771 Esas, 2024/3419 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Soma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/150 Esas, 2024/273 Karar
Karar Metni
1.174 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Manisa ili, ..., Mahallesi 105 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faizin ilk karar tarihine kadar işletilmesi gerektiğini, fark bedele son karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmaz arasında benzerlik bulunmadığını, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Anayasa Mahkemesince, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısı ile iptaline karar verildiğini, Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda ilgili iptal kararına göre hüküm kurması gerekirken verilen kararda bu hususta değerlendirme yapılmadan dava tarihinden 4 ay sonra faiz işletilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yeniden keşif yapılarak rapor alınmadığını, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının doğru olmadığını, yeterli gerekçe sunulmadan seri dava kabul edilerek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
emsal incelemesinin eksik yapıldığını, yapı bedellerinden düşülen yıpranma paylarının yüksek belirlendiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğru olduğu gibi aynı mahallede taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesine uygun emsal bulunamadığından ...
Mahallesinden emsal alınması, bilirkişi raporunda ayrıntılı kıyaslama yapılarak metrekare birim değerinin hesaplanması ve dava konusu taşınmazın kadastral parsel ile emsalin imar parseli olduğu anlaşılmakla dava tarihi itibarıyla %45 düzenleme ortaklık payı kesilmesi,
zirai ve inşai muhdesatın dava tarihindeki maktu değerinin bedele eklenmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alındığında davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmeme yerinde olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek; ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumu dikkate alınmak suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Tespit edilen kamulaştırma bedelinin ilk karar ile ödenmesine karar verilen kısmına ilk karar tarihine kadar, fark bedele ise son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken tamamına son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkarılması yerine ''Tespit edilen 31.579,45 TL kamulaştırma bedelinden, ilk kararla ödenmesine karar verilen 29.803,85 TL'lik kısmına dava tarihinden dört ay sonrası olan 12.12.2021 tarihinden ilk karar tarihi olan 23.01.2022 tarihine kadar, kaldırma kararı sonrası olursa 1.775,60 TL fark bedele ise 12.12.2021 tarihinden son karar tarihi olan 24.04.2024 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine '' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakâr kararlarında Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağına dair iştirak ettiğim kabulü nazara alınarak; kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında davalı tarafın Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda "yasal faiz"in dışında bir "faiz"in uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi bulunmadığından,
sonucu itibarıyla katıldığım Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen "Düzeltilerek Onama" kararına ve "Değerlendirme" bölümünün 3 No.lu bendinde yazılı olan Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut dosyaya ilişkin yorumlayan ifadeler içeren gerekçesine açıkladığım sebeplerle katılmıyorum. 08.10.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1105, K. 2025/12578, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama