KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/114 E., 2025/11411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1989 Esas, 2024/1821 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Mersin 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/234 Esas, 2022/22 Karar
Karar Metni
1.106 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemiyle açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebi yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 378.290,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz.
Hüküm altına alınan ve temyize konu edilen tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; tazminat talebi yönünden taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Taraf vekillerinin ecrimisil talebi için gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ..... ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi .... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/227 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, yapılan yargılama sonucunda Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.04.2017 tarihli ve 2013/227 Esas, 2017/253 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği,
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 23.06.2020 tarihli ve 2020/89 Esas, 2020/445 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu suretiyle davanın kabulüne karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 13.04.2021 tarihli ve 2020/11194 Esas, 2021/5372 Karar sayılı kararı ile onandığını, müvekillerinin kesinleşen mahkeme kararına göre 19.824,00 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının ilk dava tarihi olan 22.02.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faizi ile birlikte,
55.528,00 TL ecrimisil tazminatının hesaplandıkları dönem sonlarından itibaren hesaplanacak kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faizi ile birlikte davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların bilirkişi raporunda belirlenen bedel ile mahkemece hükmedilen bedel arasındaki farkı talep edemeyeceklerini, ecrimisil davasının zaman aşımı yönünden reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebi yönünden kabulüne, ecrimisil talebi yönünden zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk davada saklı tutulan kısmın tahsili istemine ilişkin olarak açılan ek dava olduğunu, davanın kısmi dava olmayıp belirsiz alacak davası olduğunu, somut olayda ana davanın açılma tarihi 22.02.2012 olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 09.02.2018 tarihinde verildiğini, yerel mahkemenin reddettiği ecrimisil bedelinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edildiğini, bu kararın Yargıtay tarafından uygun bulunmadığını, yeni verilen kararın onandığını belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davada uzlaşma dava şartının bulunmadığını, davacının açtığı ilk davanın tezyidi bedel davası olduğunu, fazlaya dair hakların saklı tutulması ve buna dayanarak ek dava açılmasının mümkün bulunmadığını, asıl davada tüm tazminat ve ecrimisil bedeline hükmedildiğini, 1978 yılında mahkeme kararı ile davalı ... adına tescil edilen taşınmazın daha sonra ifraz olunarak üçüncü şahıslar adına tapuya tescil edildiğini, bu nedenle tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini,
bedelin fahiş olup taşınmazın kamulaştırma tarihindeki niteliğine göre tarım arazisi olarak değer tespitinin gerektiğini, yasal faizin eldeki dava tarihinden itibaren işletilmesini, davanın ek dava kabul edilerek hiçbir araştırma ve yargılama yapılmadan karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına geldiği, Yargıtay'ın müstekar içtihatlarında da ilk davadaki fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması halinde ek dava açılmak suretiyle fark bedelin tahsilinin istenebileceğinin belirtildiği,
istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesine ait ek davada kamulaştırmasız el atma tazminatı fark bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin Yargıtay içtihatlarına da uygun olduğu, açılan iş bu ek davada davalı idare vekili tarafından süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, davanın 22.02.2012 tarihinde açıldığı,
ilk dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil isteminde bulunulduğu ve talep edilen ecrimisil yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2021 tarih ve 2020/11290 Esas, 2021/7459 Karar sayılı kararı) dikkate alındığında, mahkemece, 22.02.2012 tarihinden önceki dönem için ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 25.5.1938 tarihli ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre ecrimisil davaları 5 yıllık zamanaşımına tabii olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Görülen ek davada davalı idare vekili süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davanın 26.08.2021 tarihinde açılmış olduğu, ilk dava ile 22.02.2012 tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil isteminde bulunulduğu, dikkate alındığında 21.08.2016 tarihinden önceki dönem için ecrimisil talebinde bulunamayacağından ilk dava tarihinden geriye doğru beş yıllık ecrimisil talebinin zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
A. Taraf Vekillerinin Tazminata İlişkin Temyizi Yönünden
Taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Taraf Vekillerinin Ecrimisil Talebine İlişkin Temyizi Yönünden
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan alınan peşin alınan harcın Hazineye irat kaydına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/114, K. 2025/11411, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama