KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1401 E., 2025/12036 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/58 Esas, 2024/58 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/23 Esas, 2024/206 Karar
Karar Metni
810 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmaz taşınmazların ... ili, ... ilçe, ... köyü 170 ada 199 ve 203 parseller içerisinde görünen bir alan olup, eski tapu kaydında görüleceği üzere bir dönem özel mülkiyet hükümlerine tabi olarak müvekkillerinin murisi ... adına tescilli olduğunu; ancak kadastro işlemleri sonucunda mera sıfatıyla davalı ... adına tescil edildiğini, bu nedenle uğradığı zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla değerlendirme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; meraların özel mülkiyete konu olamayacağını, tapu sicilinin tutulmasından dolayı Devletin sorumluluğunun doğmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun 170 ada 199 ve 203 parsel sayılı taşınmazlar olmadığını, davanın konusunun dava dilekçesinin ekinde bulunan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin davacıların babasına vermiş olduğu Resmî Tapu Sicil Belgesi olduğunu, bu Tapu Belgesinin Resmî Sicildeki karşılığının 230 cilt, 34 sayfa ve 45 sıra numarasında kayıtlı bulunan 14.10.1964 tarihli ve .... yevmiye numaralı tapu kaydı olduğunu, dava konusu tapu belgesinin herhangi bir kadastro işlemi görmediğini, yapılan kadastro çalışmalarında uygulanmadığını,
dolayısı ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nda ( 3402 sayılı Kanun) belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süreye tabii olmadığını, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesinde yazılı hükmüne tabii olduğunu belirterek davanın kabulü gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisine ait eski zabıt kayıtlarının 2000 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında kadimden beri mera olarak kullanılması nedeniyle herhangi bir taşınmaza uygulanmadığı, kadastro çalışmalarının 25.04.2002 tarihinde kesinleştiği, davacılar ve murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir tespite itiraz ve tazminat davasının açılmadığı,
3402 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de çoktan geçtiği, mülkiyet hakkının kaybedildiği 2002 yılından itibaren 10 yıllık zaman aşımı süresinin çoktan dolduğu, tapu iptal ve tescil talebinin dinlenemeyeceği, arazi kadastrosunda revizyon görmeyen eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğini yitirdiği, bu durumda tazminat isteminin de dinlenemeyeceği anlaşılmakla Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın kadastro tespit işlemi sonucu mera olarak tespit gördüğü, 25.04.2002 tarihinde kadastro tespit tutanağının kesinleştiği, eldeki davanın 05.02.2024 tarihinde açıldığı, davalı vekilinin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır.
3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki "bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" hükmü gereği dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren yaklaşık 23 yıldan fazla süre geçtiğinden aynî hakkın ileri sürülemeyeceği dolayısıyla bu hakkın kaybedildiği iddiasıyla tazminat da istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1401, K. 2025/12036, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama