KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/3015 E., 2025/12952 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/974 Esas, 2024/2026 Karar
- Karar
- Esastan ret / Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/500 Esas, 2024/87 Karar
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı yönünden esastan reddine, davalı idare yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin paydaşı olduğu taşınmaza davalı idare tarafından el atılması üzerine Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/590 Esas, 2020/363 Karar sayılı dosyasında kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası açtıklarını, davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, ancak tazminat davasında hükmedilen bedelin geç ödenmesinden dolayı paranın alım gücündeki düşüş ve ekonomik değişiklikler nedeniyle müvekkillerinin munzam zarara uğradığını belirterek, zararın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kesinleşmiş bir davanın tekrar açılması niteliğinde olduğunu, davacıya yapılan ödemede uygulanan %9 oranındaki yasal faiz oranının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun uygulanmasından ibaret olduğunu, davacı vekilince Toptan Eşya Fiyat Endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi ve ... Bankası Mal Sepeti oranları üzerinden yapılan faiz hesaplamasının hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davasını 05.12.2017 tarihinde açtıklarını, oysa bu davada hükmedilen bedele ilişkin davalı idare tarafından yapılan son ödemenin 20.03.2023 tarihinde gerçekleştirildiğini, aradan geçen yaklaşık 6 yıllık sürede ekonomik verilerde ve taşınmaz değerlerinde yaşanan fahiş artış ve değişimler sonucunda müvekkillerinin uğradığı zararının yasal faiz oranı ile karşılanamadığını, Anayasa Mahkemesi kararlarında munzam zararda davacının zarara uğradığını ayrıca ispatlaması yönünde katı yorum yapılmasının hak ihlali olarak değerlendirildiğini, bu kapsamda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava reddedildiği hâlde müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122 nci maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış iseorçlu geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorunda olduğu, bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanındığı,
ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerektiği, zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabileceği, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan munzam zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği,
burada kanıtlanacak olguların ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispat edilmediği nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı,
ancak davanın reddine karar verilmiş olmakla davalı idare lehine ret vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun davacı yönünden esastan reddine, davalı idare yönünden kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3015, K. 2025/12952, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama