KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/456 E., 2025/11579 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2675 Esas, 2024/1730 Karar
- Karar
- Ret /Karar verilmesine yer olmadığına
Karar Metni
1.478 kelime·7 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kısmen feragat nedeniyle davanın reddine, kısmen konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, .... ilçesi, .... Mahallesi ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara kamulaştırma yapılmaksızın yol ve ıslah edilen dere yatağı geçirmek suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırmasız el atma olgusunun idarenin bir işlemi olan imar uygulamasından kaynaklandığını, bu nedenle davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, taşınmazların ana arterde kalmadığının tespit edilmesi halinde müvekkili yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli ve 2018/452 Esas, 2020/418 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2022 tarihli ve 2021/273 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmazlara mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve kanuna uygun olarak düzenlenen hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların davalı idarenin yetki ve sorumluluk alanında kaldığı ve husumetin doğru yöneltildiği, taşınmazların konumları ve imar durumlarına göre belirlenen bedelin uygun olduğu,
taraflar arasında aynı konuda açılmış ve kesinleşmiş bir dava bulunmadığı anlaşıldığından davalı idare vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak dava konusu 667 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (HP1) ile gösterilen ve imarda park alanında kalan 331,45 m²lik kısmının bedeline hükmedildiği hâlde, davalı idare adına tapuya kayıt ve tescili konusunda bir karar verilmemesi ve dava konusu 666 parsel sayılı taşınmazın fiilen yol olarak el atılan ve imarda yol alanında kalan kısımlarının davacılara ait tapu kaydının iptali ile tapudan terkini yerine,
davalı idare adına tapuya tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2022 tarihli ve 2021/273 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dosya kapsamında yer alan; dava konusu taşınmaza davalı idare tarafından yol yapmak suretiyle el atılmasına ilişkin Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1385 Esas, 2004/804 Karar sayılı dosyasına ait fen bilirkişi raporu krokisinde sınırları gösterilen 666 parselde 1.066,78 m², 667 parselde dört ayrı parçanın toplamı olmak üzere 906,40 m²lik kısmının bedelinin ödenmesine karar verildiği, bu dosyada ise taşınmaza yol yapılması ve taşınmazın dere yatağında kalması suretiyle el atıldığının belirlendiği anlaşılmakla;
eldeki dosyaya ait 17.10.2019 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki taşınmazın krokisi ile Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/1385 Esas, 2004/804 Karar sayılı dosyasına ait fen bilirkişi raporu krokisinde el atıldığı belirlenen kısımların krokisi çakıştırılarak,
taşınmaza el atılan kısmın, bedeli ödenen bölüm içinde kalıp kalmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması ve dava konusu taşınmazların fiilen el atılmayan ancak 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yol ve park alanında kalan fen bilirkişi krokisinde (HP2), (HY2), (K) ve (HP1) ile gösterilen kısımlarından davalı idarenin sorumlu olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma kararı sonrasında, yargılama sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca imar uygulaması yapıldığı ve uygulamanın kesinleşmesi ile birlikte düzenleme ortaklık payı kesintisinden sonra davacı tarafa dava konusu 666 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 269 ada 1 ve 4 parseller ile imar uygulaması dışında kalan kısmı ise ayırma çapı ile ayrılarak yine 666 parsel olarak tescil edilen taşınmazdan ve 667 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 268 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan hisse
verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlara imar uygulaması yapılmadan önce el atılan ve davalı idarenin sorumluluğunda olan fen bilirkişisi raporu ve eki krokide (FD1) ile gösterilen 2.962,21 m², (FD2) ile gösterilen 297,76 m², (FY2) ile gösterilen 1.111,97 m², (FY3) ile gösterilen 120,30 m², (K) ile gösterilen 227,36 m² olmak üzere toplam el atılan alanın 4.719,60 m² olduğunun tespit edildiği,
imar uygulaması dışında kaldığı için ayırma çapı ile ayrılıp, yine 666 parsel olarak tescil edilen taşınmazın Dairece alınan 23.02.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda (FY2) harfi ile gösterilen 944,56 m²lik kısmına fiilen yol olarak el atıldığı, ... renkle taralı olarak gösterilen 115,67 m²sinin imar planında park alanında kaldığı ve hukuken el atılan bu kısımda davalı idarenin sorumluluğunun bulunmadığı, (A) harfi ile gösterilen 42,21 m²nin ve (B) harfi ile gösterilen 211,76 m²nin ileri teknoloji endüstri parkında kaldığı ve el atma bulunmadığı,
269 ada 4 parsel sayılı taşınmazın (FY3) harfi ile gösterilen 79,75 m²lik kısmına fiilen yol olarak el atıldığı, 268 ada 1 parselin (FD1) harfi ile gösterilen 225,03 m²lik, (FD2) harfi ile gösterilen 6,28 m²lik ve (FD3) olarak gösterilen 268,03 m²lik kısımlarına fiilen dere yatağı olarak el atıldığı, bu alanlarda davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiği, buna göre davacılar vekili tarafından, imar uygulaması sonucunda oluşan ve davacı tarafın hissesi bulunan fiilen ve hukuken el atılan kısımlarla ilgili olarak açılan davadan feragat edildiği, vekâletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu,
bu nedenle davalı idare tarafından el atılan toplam 1.523,76 m²lik ve hukuken el atılan 115,67 m²lik kısımla ilgili davanın feragat nedeniyle reddine ve bu miktar yönünden davalı idare lehine vekalet ücreti takdirine, davalı idare tarafından el atılmayan ve kamu hizmetine de tahsis edilmeyen, dolayısıyla konusuz kalan toplam 3.080,17 m²lik kısımla ilgili dava nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek,
davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davacı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin bu oranda davalı idareye yüklenmesine karar vermek gerektiği sonucuna varılmış olup, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kısmen feragat nedeniyle davanın reddine, kısmen konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlarda yargılama sırasında gerçekleştirilen imar uygulaması sonrasında 3.080,17 m²lik kısımda el atmanın ortadan kalkması nedeniyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek bu alanın değeri üzerinden müvekkilleri lehine nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini,
imar uygulaması sonrasında el atmanın devam ettiği tespit edilen 1.639,43 m²lik kısma ilişkin olarak ise dava tarihi olan 2018 yılı itibarıyla belirlenen zemin metrekare birim bedelinin yıldan yıla artan enflasyon karşısında düşük kalması suretiyle müvekkillerinin haklarını zarara uğrattığı gözetilerek zorunlu olarak davadan feragat etmek durumunda kaldıklarını,
Anayasa Mahkemesinin 2023/101 Esas sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) yargılama giderlerine ilişkin 326 ncı maddesinin birinci fıkrasının kamulaştırmasız el atma davaları yönünden iptal edildiği dikkate alındığında feragat nedeniyle davanın reddedilen kısmı yönünden davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, feragat olmasaydı imar uygulaması sonucu el atılan 1.639,43 m² alan için tazminat ve imar uygulaması öncesi el atılmış sayılan 4.719,60 m² alanın tazminat karşılığına tekabül eden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekeceğini,
diğer bir ifadeyle sadece konusuz kalan kısımlar için değil el atılan tüm alanlar için müvekkilleri lehine nispi vekâlet ücreti tayini gerekeceğini, bu nedenle tüm dava yönünden müvekkilleri lehine nispi vekâlet ücreti tayini ile davalı idare lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/456, K. 2025/11579, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama