KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/578 E., 2025/11442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/38 Esas, 2024/50 Karar
- Karar
- Esastan ret / Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Denizli 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/126 Esas, 2024/651 Karar
Karar Metni
1.136 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .... ili, ..., .... Mahallesi .... ada ... parsel sayılı taşınmazın 5.063,49 m²lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini, tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 2.845,11 m²lik kısmı için daha öncesinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açıldığını, işbu davanın derdest olduğunu savunarak bu kısım için açılan davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu suretiyle tespit edilen fark kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara tapudaki payları oranında derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline, tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, % 300 oranında uygulanan objektif değer artışının hukuka uygun olmadığını, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken üretim masraflarının düşük alındığını, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının alanı dikkate alındığında değer azalışından söz edilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 2.845,11 m²lik kısmı için daha öncesinde kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açıldığını, işbu davanın derdest olduğunu, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, rapora karşı itirazları karşılanmadan karar verildiğini, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olup taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, taşınmazın kısmi kamulaştırılması nedeniyle kamulaştırmadan arta kalan kısmın kullanılamaz hale geldiğini, bu bölüm için takdir edilen değer azalışı oranının çok düşük olduğunu,
net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken münavebeye esas alınan ürünlerin doğru olmadığını, üretim masraflarının fazla alındığını, hesaplama yapılırken 2024 yılı verilerinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kuru tarım arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre resmi veriler esas alınarak % 5 oranında kapitalizasyon faizi ile taşınmazın konumu, bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özellikleri gözetilerek % 300 oranında objektif değer artışı uygulanması suretiyle değer biçilmesinde, kamulaştırmadan arta kalan kısım için % 20 oranında değer azalışı hesaplaması yapılmasında bir isabetsizlik görülmediği;
ancak, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının iptal edildiği, eldeki davanın 01.08.2023 tarihinden önce 17.05.2023 tarihinde açıldığı, Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan.
“İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak gösterilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, % 300 oranında uygulanan objektif değer artışının hukuka uygun olmadığını, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken üretim masraflarının düşük alındığını, faiz bitiş tarihinin hüküm fıkrasında açıkça belirtilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; yüksek enflasyon karşısında taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinin doğru olmadığını, keşif tarihi itibarıyla taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiğini, tespit olunan kamulaştırma bedeline yasal faiz değil kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerektiğini, Anayasa'nın 46 ncı maddesine aykırı olacak şekilde faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden dört ay sonraki tarih olarak gösterilmesinin davalıların daha fazla mağduriyetine yol açacağını, faiz bitiş tarihi karar tarihi olarak gösterilmiş ise de hangi tarih olduğu hususunun açık ve net olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmının yüzölçümü, geometrik şekli ve kullanım durumu dikkate alındığında uygulanan değer azalışı oranının uygun olduğu sonucuna varılmıştır. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/578, K. 2025/11442, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama