KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/14138 E., 2010/4868 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıkların suç tarihinde yakınanlara ait evin sağlam ve dayanıklı olmayan panjurunu açarak içerden 3 adet cep telefonu, para ve evin önünde park halinde bulunan 2 adet araca ait orjinal anahtarı alarak evden çıkıp, araçları haksız olarak ele geçirdikleri anahtarlarla çalıştırarak Salihli ilçesine doğru seyir ettikleri sırada kolluk tarafından yakalandıklarının anlaşılması karşısında; sanıkların eylemlerinin, bir bütün halinde tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hükmolunması,
2- 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 493/2-son maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu;
sanıkların eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/2-d, maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/1-4, 119/1-c, 151/1. maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden CMK.nın 253 ve 254.maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCY ile 5237 sayılı TCY’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
3- Sanık ...’ın suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, hakkında yazılı biçimde uygulama yapılması,
4- Sanık ...’ın, soyadının, ...’nin ise nüfusa kayıtlı olduğu ilçenin nüfus kaydına uygun olarak yazılmaması,
5- Sanıklar hakkında, oto hırsızlığı nedeniyle kurulan hükümde, kasıtlı suçtan hükümlülüğün yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiğinin değerlendirilmemesi,
6- Suçu birlikte işleyen sanıklara yargılama giderinin dayanışmalı olarak yükletilmesi yerine “müteselsilen tahsiline” şeklinde karar verilmesi ve 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesine göre de her bir sanığın neden olduğu giderden ayrı ayrı sorumlu tutulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/14138, K. 2010/4868, 26 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama