KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2006/15938 E., 2010/744 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağının anlaşılmasıyla yapılan incelemede;
Hırsızlık suçundan özgürlüğü bağlayıcı ceza ile hükümlülüğüne karar verilen sanığın 5237 sayılı TCY.nın 53/1. maddesinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. ve 3. fıkralarında gösterilen sürelerde yoksun bırakılmasına karar verilmemiş ise de, hükümlülüğünün yasal sonucu olarak infaz aşamasında dikkate alınması olanaklı kabul edildiğinden, 5237 sayılı TCY’nın 7/2 ve 5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddeleriyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 23.2.1938 günlü 1937/23-1938/9 sayılı,Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.5.1999 günlü 133/142 sayılı kararları ışığında.
5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 492/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, gece sayılan zaman dilimi içinde yakınana ait dükkanın sağlam ve dayanıklı olmayan kapısını sert cisimle açarak içeri girip 600 YTL değerindeki yazar kasayı çalan sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCY’nın 142/1-b ve 143/1 maddelerine uyan hırsızlık, 116/2-4 ve 119/1-c maddesi uyarınca da işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturduğunun gözetilmemesi,
5237 Sayılı TCY’nın 145. maddesinin 2. fıkrasındaki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı” nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu,
Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken, yalnızca gereksinmesi kadar değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, somut olayda uygulanma koşulları da bulunmadığı halde, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
5237 sayılı TCY.nın 62/1.maddesinin uygulanmasından sonra özgürlüğü bağlayıcı cezanın “1 yıl 15 gün” yerine “12 ay 15” biçiminde belirlenmesi suretiyle eksik hapis cezasına hükmolunması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış , 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca lehe yasanın belirlenmesi bakımından, 765 sayılı Türk Ceza Yasasına göre yapılacak uygulamanın tüm sonuçları ve yasal dayanaklarıyla birlikte denetime olanak sağlayacak biçimde, hükmün gerekçesinde açıklanmamış ise de, 765 sayılı TCY’nın 492/1-son, 522/1 (hafif), 81/1-3 ve 59. maddeleriyle somut olayda Mahkemece uygulanan 5237 sayılı TCY’nın 142/1-(b), 143/1,
145 ve 62/1. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda elde edilen sonuç ceza miktarı bakımından Mahkemece 5237 sayılı yasa uyarınca kurulan hükmün açıkça sanık yararına olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki (1) numaralı bozma düşüncesi benimsenmiştir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2006/15938, K. 2010/744, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama