KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/18500 E., 2010/15155 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. İnceleme konusu ek kararda yasa yolu süresinin başlangıcı, yöntemi, yasa yolunun temyiz olduğu ve mercii tam ve doğru olarak gösterilmediğinden hükümlünün temyiz isteği yasal sürede kabul edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarih, 2005/3-162-173 ve 11.07.2006 tarih, 2006/5-182/182 sayılı kararlarında; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmesi, cezanın tayin ve takdiri ile artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihi ve seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerde duruşma açılarak karar verilmesi gerekir.
Somut olayın incelenmesine gelince:
Sanığın, 22.2.2003 günü, saat 15:15 sıralarında, yardım istediği yakınanla bir iş hanına girdikleri, yukarıya doğru çıktıkları sırada, konuşmak için istediği telefonu alarak uzklaştığı Ankara 13.Sulh Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 03.03.2004 gün ve 2003/328-2004/228 sayılı kararıyla; 765 sayılı TCK’nun 491/3, 62, 522 ( son ), 81/2-3. maddeleri gereğince belirlenen 2 yıl 4 ay hapis cezası ile hükümlendirildiği; hükümden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın uyarlanması istendiğinde; aynı yasanın 141/1, 145, 53, maddeleri uygulanarak sonuçta 1 yıl 6 ay hapis cezasına dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildiği anlaşılmışsa da;
1. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10 ve 11.maddeleri uyarınca durşma açarak uyarlama yapma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğunun gözetilmemesi,
2. Ek karar aslının dosyada bulundurulmaması,
3. 5237 sayılı TCY.nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki “hafif “ veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu maddeye düzenleniş amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan indirim yapılması,
4. Eylem nedeniyle verilecek temel cezanın ne şekilde saptanacağının belirlenmesi için duruşma açılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
5 . Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCY.nın 491/3, 522 ( son ), 81/2-3. maddelerine göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’ nın aynı suça uyan 141/1, 53.maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucunda, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olduğunun gözetilmesi,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/18500, K. 2010/15155, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama