KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2007/20147 E., 2010/1652 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, Hırsızlık malı satın almak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-) Hükümlü ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Muğla Sulh Ceza Mahkemesinin 07.03.2002 günlü, 2002/131-134 sayılı hükümlülük kararı sanık ... yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar davanın diğer sanıkları ... ve ... savunmanlarının yasal süresi içerisindeki temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 11.07.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verildiği, Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık ...'de yararlandırılarak 20.03.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da.
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı konumda olan sanıkların farklı ceza almalarını önlemek ve kararlar arasında çatışmayı önlemektir. Bu açıklamalar ışığında, hükmün, diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK'nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra ilk hükmün sanıklar ... ve ... savunmanları tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, hükmün 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi sonrasında yapılan yargılama sırasında, hakkındaki hüküm kesinleşmiş olan hükümlü ..., sirayet kurumunun koşulları bulunmadığı halde, tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek, ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu anlaşıldığından, hukuki varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenle; hükümlü ... hakkında yeniden kurulan ikinci hükme yönelik, konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesine göre, adı geçen hükümlü hakkında gereğinin takdiri yönünden, mahkemesine gönderilmesi için dosyanın incelenmeden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
B)- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sanık ...'nin eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 491/3. maddesindeki hırsızlık; sanık ...'nın eylemine uyan 765 sayılı TCK'nun 512/1. maddesindeki hırsızlık malı bilerek satın almak suçları için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 02.11.2001 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2007/20147, K. 2010/1652, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama