KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2009/26418 E., 2013/1821 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Hırsızlık, Konut dokunulmazlığını bozmak
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
761 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde
22.12.2006 tarihli oturumda sanığın sabıkalı olduğunu beyan ettiği, internet ortamında UYAP'tan çıkartılan ve dosyaya eklenen adli sicil kaydı sorgulama sonuçları belgesine göre de, sanığın kasten işlenen suçlardan tekerrüre esas oluşturmayan mahkumiyetlerinin bulunduğu dikkate alındığında, mahkemenin temel cezaya hükmederken alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul ettiği nedenlerin sanığın şahsi ve sosyal durumu ile örtüştüğü ve bu bağlamda uygulamanın 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesi ile uyumlu olduğu anlaşıldığından; sanık ve savunmanının lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin taleplerinin bulunmadığı ve bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesinin tartışılması gerekmediği kabul edildiğinden, tebliğnamedeki bu yönlerden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın adli sicil kaydında yazılı mahkumiyet hükümlerine konu cezalara ilişkin suç tarihlerinin, temyiz incelemesine konu suçun işlendiği tarihten sonra olmaları ve 05.10.2004 tarihinde işlediği suç yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7-8. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği ve anılan Yasa maddesinin her suç için ayrı ayrı uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak,
hükümden 5237 sayılı TCK'nın 58 ve 53. maddelerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılmasına ve ve hırsızlık suçu için kurulan hükme ilişkin bölüme “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezasının infazı tamamlanıncaya kadar;
anılan maddenin 3. fıkrasında yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" cümlesinin yazılmasına suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Konut dokunulmazlığını bozmak suçundan kurulan hükmün incelenmesinde
22.12.2006 tarihli oturumda sanığın sabıkalı olduğunu beyan ettiği, internet ortamında UYAP'tan çıkartılan ve dosyaya eklenen adli sicil kaydı sorgulama sonuçları belgesine göre de, sanığın kasten işlenen suçlardan tekerrüre esas oluşturmayan mahkumiyetlerinin bulunduğu dikkate alındığında, mahkemenin temel cezaya hükmederken alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul ettiği nedenlerin sanığın şahsi ve sosyal durumu ile örtüştüğü ve bu bağlamda uygulamanın 5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesi ile uyumlu olduğu anlaşıldığından; sanık ve savunmanının lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin taleplerinin bulunmadığı ve bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesinin tartışılması gerekmediği kabul edildiğinden, tebliğnamedeki bu yönlerden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş;
Dosya içeriğine,toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara,gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın adli sicil kaydında yazılı mahkumiyet hükümlerine konu cezalara ilişkin suç tarihlerinin, temyiz incelemesine konu suçun işlendiği tarihten sonra olmaları ve 05.10.2004 tarihinde işlediği suç yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7-8. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezalarıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar, (c) bendinde yazılı “kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri” açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği ve anılan Yasa maddesinin her suç için ayrı ayrı uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2009/26418, K. 2013/1821, 7 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama