KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/1452 E., 2010/20608 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Yağma, görevi ihlal
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Katılan idare vekilinin dilekçelerinin temyiz istemi niteliğinde olmadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar ..., ..., ... ve ...’a ayrı, ayrı hükmolunan cezaların tür ve süresine göre, adı geçen sanıklar savunmanlarının duruşmalı temyiz inceleme istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK nun 318. maddesi gereğince REDDİNE,
A- Sanık ... hakkında yağma suçu nedeniyle kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanık ve arkadaşlarının önceden herhangi bir hazırlık yapmadan suçun konusunu oluşturan mahkeme dosyasının içinde bulunduğu posta nakil aracını takip edip sellöktör yaparak durdurup yağma eylemini gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 149/1.maddesinin (d) bendinde tanımlanan “ yol kesmek “ ögesinin oluşmadığı düşünülmeden, anılan bend ile uygulama yapılması, temel cezanın gerekçe gösterilerek alt sınırdan belirlenmesine göre, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘53. maddenin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine “Sanığın, TCY’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına,
aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına,” tümcelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanıklar..., ... ve ... hakkında yağma suçu nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Ceza Yargılamasının amacı, somut gerçeğin Yargılama Yasasının öngördüğü usuller çerçevesinde hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmasına dayanır. Amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanıklar ... ve ...’ın olayın mağduru ... tarafından aşamalarda teşhis edilemediği, adı geçen sanıkların yağma suçunun konusunu oluşturan ceza dosyasındaki sanıklar ile akrabalık bağlarının bulunması ile olay öncesi, sırası ve sonrasında aralarında telefon görüşmeleri yapmalarının suçu işlediklerinin kanıtı olamayacağı, maddi gerçek ve somut kanıtlarla desteklenmeyen varsayımlarla hükümlülük kararı verilemeyeceği, sanıkların atılı suçu işledikleri yönünde her türlü kuşkudan uzak, hukuken geçerli somut ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçelerle yazılı biçimde karar verilmesi,
C- Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/1452, K. 2010/20608, 16 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama