Adli sicil kaydına göre, silinme şartları oluşmamış kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan hükümlü hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede,
Hükümlü ... hakkında kurulan Selçuk Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2004 gün ve 2003/280 esas, 2004/115 karar sayılı önceki hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarih ve 2007/125-186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ...'a ilişkin ilk hükmün anılan sanık savunmanı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde iadesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'nın tekrar yargılanma sürecine dahil edilerek 2.hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm, hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan, hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de mümkün değildir.
Bu nedenlerle; ... hakkında yeniden kurulan 07.06.2007 günlü 2. hükmün yok sayılarak 20.03.2006 tarihli ek karara yönelik yapılan incelemede;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ve 101/1. maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/1. maddeleri uyarınca kural; lehe yasanın belirlenmesi ve uyarlanmasına ilişkin kararların dosya üzerinden verilebilmesidir.
Ancak;
a)-Önceki yasaya göre sonraki yasa suçun öğelerinde değişiklik yapmışsa,
b)-Önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınmışsa,
c)-Önceki yasaya göre temel ceza alt sınırdan belirlenmişken, yeni yasa uyarlanırken alt sınırın üzerinde ceza saptanması konusunda veya alt ve üst sınırlar konulmuş artırıcı ya da eksiltici bir hükmün uygulanmasında bir oranın belirlenmesi için mahkemece takdir hakkının kullanılması, böylece bireyselleştirme yapılması zorunluysa, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
İnceleme konusu karara gelince;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
1-5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1.maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; geceleyin iş yerinden kapı kilidini kırarak yapılan hırsızlık eyleminin, yakınana karşı hırsızlığın yanı sıra, 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4.-119/1-c maddesine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozmak ve aynı Yasanın 151/1.maddesine uyan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu halde bu suçlarla ilgili bir uygulama yapılmaması,
2- Hükümlünün eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 61/2, 522/1 (pek aşırı), 81/1-3.maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 143/1, 35, 53, 116/2-4, 119/1-c, 151/1. maddelerinde öngörülen cezaların türü, alt ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında lehe yasanın uygulama sırasında belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3-Mala zarar vermek suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254.maddelerinin, 5560 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki durumlarına göre değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmesi zorunluluğu,
4-5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, hırsızlık, geceleyin işyeri dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarını oluşturan eylemler nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 61.maddesindeki ölçütler dikkate alınarak, temel cezaların ne şekilde saptanacağının takdiri ile bireyselleştirmenin yapılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu düşünülmeden, dosya üzerinden yazılı biçimde hüküm kurulması,
5-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak hükümlünün, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a,b,c,d,e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'nın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının hükümlü yararına kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 18.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.