KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2010/25212 E., 2013/18438 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hırsızlık suçunda, kastının varlığı için; failin hareketini yönelttiği şeyin bir başkasına ait eşya olduğunu bilmesini gerektirir. Suçtan söz edilebilmesi için bilmenin saptanmasından sonra ikinci bir inceleme yapmak ve istemeninde bulunup bulunmadığını araştırmak gerekir.
Bilindiği gibi hırsızlık suçunun mağduru zilyettir ve bunun sonucu olarak şikâyet hakkı da ona aittir. Bir başka ifade ile bu suçun koruduğu hukuksal yarar zilyetliktir. Malın bulunduğu yerden alınması ile, mal üzerinde başkasına ait fiili egemenlik anlamındaki zilyedliğin ihlal edilmesi söz konusudur. Suçun maddi konusu başkasına ait maldır. Kasıt başkasının elinde ve kontrolünde bulunan malı zilyet olmak bilinç ve amacıyla almaktır. Bu açıdan bakınca zilyed yardımcısının kontrolünde bulunan mala yönelik eylem dahi hırsızlığın konusu olacaktır. Burada çözümlenmesi gereken sorun, failin; asıl, feri veya yardımcı zilyetin mevcudiyetini bilip bilmediği yahut bilebilecek konumda olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışında somut olaya gelince; sanık yakınan ...'un evinde hırsızlık suçunun icrai hareketlerini tamamlayıp buradan elde ettiği anahtar ile bir üst kattaki yakınanın abisi ...'a ait eve girerek belirli bir hareket bütünlüğü içinde bu daireden de hırsızlık yapması, görünürde iki farklı mağdura karşı işlenmiş gibi değerlendirilecekse, sanığın bu hususu bildiği ve sonucunu istediği her yönüyle ortaya konulmalıdır. Zira; her zaman netice kadar suç ortaya çıkamaycağı bilinmelidir.
Sanık girdiği iki ayrı dairenin iki ayrı kişiye ait olduğunu biliyor ve buna rağmen sonucu istiyorsa iki ayrı hırsızlık suçundan, aksi halde tek bir hırsızlık suçundan fikri içtima kuralları doğrultusunda sorumlu tutulması gerekecektir, buna yönelik tespit yapılırken de; sanık ve yakınların beyanlarından elde edilecek veriler ile gerektiğinde keşif yapılarak suç tarihi itibariyle suça konu yerlerin farklı kişilere ait olup olmadığının bilinmesini olanaklı kılan (kapıdaki isimlik, ev içinde farklı resim veya kişilere ait kimlik ya da dökümanlar v.s gibi) unsurlar gözlem ve tespit edilerek saptanıp savunma ile birlikte değerlendirilip sonucuna göre suç vasfının tayin edileceği dikkate alınmalıdır.
Hal böyle olunca;
Sanığın iki ayrı neticeye yol açan eylemlerine uygulanacak maddi ceza normunun tayin ve tesbiti bakımından her iki konutun farklı kişilere ait olup olmadığı yönündeki sanığın bilgisinin duraksamaya yol açmayacak şekilde saptanıp, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek suçun hukuki vasfının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabul ve uygulamaya görede;
765 sayılı TCK'nın 29.maddesine aykırı olarak 522. maddenin, aynı Yasanın 80. maddeden önce uygulanması,
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2010/25212, K. 2013/18438, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama