İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2022/3904 Karar: 2024/1028 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/3904 K.2024/1028

6. Ceza Dairesi 2022/3904 E. , 2024/1028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4078 E. 2020/1381 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Başvurunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Ret Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Ka

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2022/3904 E. , 2024/1028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4078 E. 2020/1381 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Başvurunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Ret Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Ka

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2022/3904 E. , 2024/1028 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4078 E. 2020/1381 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Başvurunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Ret Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2-3 maddesinde; “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un (6284 sayılı Kanun) 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre; “Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder. Aynı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak; “Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir. 6284 sayılı Kanun'un 20/2 nci maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle; 6284 sayılı Kanun'un 20/2 nci maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden Mahkemece katılma kararı verilmediği anlaşılmakla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılan sıfatıyla kabulüne karar verilerek tebliğnamedeki yağma suçundan temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. Sanıklara isnad edilen 5237 sayılı Kanunun 109/2, 109/3-b maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin cezanın üst sınırı göz önüne alındığında temyiz edilebilir nitelikte olduğundan tebliğnamede bu suç yönünden ret isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin, 2016/303 Esas, 2019/146 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/4078 Esas, 2020/1381 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Suçun unsurları oluşmuş olup ceza vermeye yeterli delilin dosya kapsamında mevcut olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk derece Mahkemesince "katılan, 15.04.2015 tarihinde, hastaneden çıktığı esnada, öğlen vakti saat 12.15'te sanıklar tarafından zorla kaçırıldığını, çığlıklar atarak yardım talebinde bulunduğunu iddia ettiği hâlde, doktor raporunda darp-cebir izinin tespit edilememesi, olay yerinde katılana yardım eden veya en azından gündüz gözüyle olayı gören kimsenin olmaması, olaya ilişkin kamera kaydının bulunmaması, olaydan sonra katılanın sığındığı yerde çalışan kişilerin tanıklıklarının olay anına ilişkin ve görgüye dayalı olmaması, 60,00 TL paranın tedavül değeri nazara alındığında, katılanın sanıkların yanından ayrılarak hastaneye gittiği aşamada bu paranın harcanmasının hayatın olağan akışı içinde mümkün olması, bu nedenle, katılanın 60,00 TL borcuna karşılık elindeki cep telefonunu sanık ...'a verebileceği, bu yönden sanık savunmalarında tutarsızlık bulunmaması, buna karşılık, katılan ile sanıkların olay öncesinden birbirlerini tanıdıkları sabit görüldüğünden olay günü aralarında müsnet suçlamalardan bağımsız olarak yaşanan anlaşmazlık neticesinde katılanın, sübjektif saiklerle, daha önce benzer bir suçtan sabıkalarının olmadığı anlaşılan sanıklara suç isnadında bulunmuş olabileceğinin ihtimâl dahilinde olması, dolayısıyla, sanıkların üzerilerine atılı suçu işlediklerinin kesin surette tespitinin yapılamayıp şüphe boyutunda kalması nazara alınarak her ne kadar Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.11.2016 tarihli ve 2016/1590 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar ... ile ...'ın mağdur ...'ya yönelik, cebir kullanarak birden fazla kişi tarafından birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve birden fazla kişi tarafından birlikte yağma suçlarını işledikleri iddiasıyla, atılı suçlardan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanıkların Mahkememizce yapılan yargılamaları neticesinde üzerilerine atılı suçları işledikleri hususunda Mahkememizce tam bir vicdanî kanaate ulaşılamamıştır." gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. 2. Olaya ilişkin sanıklar, katılan ... tanık beyanları tespit edilmiştir. 3.Tarafların kullandığı cep telefonlarına ilişkin HTS kayıtları temin edilmiş, bilirkişi raporu düzenlenmiştir. 4. Sanıklar üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/4078 Esas, 2020/1381 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla