İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/1212 Karar: 2024/12135 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/1212 K.2024/12135

6. Ceza Dairesi 2023/1212 E. , 2024/12135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2951 E. 2022/3105 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü m

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/1212 E. , 2024/12135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2951 E. 2022/3105 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü m

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/1212 E. , 2024/12135 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2951 E. 2022/3105 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Onama Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I.Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme karşısında temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE, II.Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Sanık ... hakkında rekerrüre esas alınan Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/300-2013/851 E-K sayılı ilamı ile ikinci defa mükerrir olan sanığın, ikinci defa mükerrir olduğunun hükümde gösterilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiilerinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1- Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. ... sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı ... veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır. Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Bu açıklamalardan sonra sanık ...'ın kız arkadaşı ile görüşmek için onun oturduğu apartmanın önüne diğer sanık ... ile gittiği, kız arkadaşının görüşmeyi reddetmesinin ve alkollü olmasının etkisiyle apartmanın giriş kapısını tekmelemesi üzerine, önce dosyası ayrı ... ile aralarında kavga olayı yaşandığı, bunun üzerine eline beylik tabancasını alarak yanlarına gelen aynı apartman sakini müşteki ile sanıklar arasında çıkan kavgada, sanık ...'ın müştekinin elindeki tabancayı farketmesi üzerine müştekinin elinden alması sonrasında, her iki sanığın araçlarıyla olay yerinden uzaklaşmaları, sanık ...'ın arkadaşı ...'nın işlettiği fırına geldikten sonra burada müştekiye ait tabancanın tanık ... tarafından alınıp saklanması sonrasında, sanıkların tabancanın tanık ... tarafından polise teslim edilmesini sağlamaları şeklinde gerçekleşen somut olayla ilgili olarak; mağdur ve sanıkların aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, faydalanma kastının, somut olgu ve delillere göre gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılarak, tabancanın alınmasına dair sanık savunmaları karşılanıp faydalanma kastının varlığını gösterir hususların nelerden ibaret olduğuna dair temyiz denetimine de olanak tanıyacak gerekçeler ortaya konulmadan hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; a-Yargılamaya konu eylemlerin işlendiği apartmanla ilgili olarak mahallinde yapılacak bir keşif ya da kolluk görevlileri marifetiyle yaptırılacak inceleme sonucunda, olay yerinin eklenti mahiyetinde olup olmadığının tespiti ve sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 149/1 maddesinin (d) bendinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, b-04.01.2021 tarihli tutanak içeriğine göre, sanıkların suça konu tabancanın tanık ...'da olduğunu beyan ederek iadesini sağladıklarının anlaşılması karşısında soruşturma aşamasında gerçekleşen iade nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilememesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.11.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla