Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/15530 E. , 2025/2260 K. "İçtihat Metni" İSTİNAF SONRASI TEMYİZ MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1417 E. 2022/3470 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, g
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/15530 E. , 2025/2260 K. "İçtihat Metni" İSTİNAF SONRASI TEMYİZ MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1417 E. 2022/3470 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz istemlerinin sanığa verilen cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiği, sanık lehine herhangi bir takdiri indirim uygulanmaması ve eylemin tamamlanmış halinden ceza verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu; sanık müdafiinin temyiz istemlerinin sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair şüpheden uzak somut bir delil bulunmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile Tebliğname'ye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi gereğince dosyanın gereğinin ifası için Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmesine, 25.02.2025 gününde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Suçun manevi unsurlarından kastın yanı sıra bazı suçlarda failin belli bir amaçla hareket etmesi şartı manevi unsur olarak aranmaktadır. Buna failin belli bir saikle hareket etmesi şartı da denilmektedir. Amaç veya saik kasttan önce kastı doğuran bir düşüncedir. Bazı suçlarda amaç suçun temel şeklinin unsurudur. Tefecilik suçu bakımından kazanç elde etme amacı, hırsızlık suçu bakımından yarar sağlamak amacıyla veya kamu görevlisine görevini yaptırmamak amacıyla cebir ve tehdit kullanılması suçlarında olduğu gibi. Amaç veya saik bazı suçların nitelikli halinin unsuru olabilir. Örneğin yağma suçunun suç örgütüne yarar sağlama amacı ile işlenmesi, kan gütme saiki ile kasten öldürme, hırsızlık, dolandırıcılık ve yağma suçlarının bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacı ile işlenmesi gibi. Amaç veya saik failin kastını doğuran bir düşünce yani faile ilişkin subjektif bir düşüncedir. Fail bazen amacını gizleyebilir, bazen da amacını tam olarak ifade edemez veya delillendiremez, bunlar ihtimal dahilindedir. Deliller ve hukuk mantığı çerçevesinde objektif olarak amacın belirlenmesi gerekir. Bu belirleme esnasında tereddütler fail lehine yorumlanmalıdır. Zan ile sanık aleyhine bir saik belirlemesi, vardır veya yoktur denmesi Ceza Usul prensiplerine aykırı olacaktır. Alacağın tahsili amacı ile failin hareket ettiğinin kabulü için failin amacı dışında alacağını hukuk mahkemeleri veya icra yoluyla tahsil edebilme ihtimalinin bulunması şartı da aranacak mıdır? Kanaatimce aranmaması gerekir. Aksi halde failler için ceza adaleti bakımından ağır sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bir hukuki ilişkiden dolayı alacağı olduğuna inanan fail alacağın tamamen aldığında yanılabilir, bir hukuki belgenin alacağını hukuki yoldan tahsil etmesini imkansız hale getirdiğini bilemeyebilir, bir sözleşmenin alacağının tamamını kapsadığı halde kapsamadığını zannedebilir. Fail yanıltılarak elinden bir ibraname alınabilir veya yanıltılmadığı halde fail yanıltıldığını hala alacağı olduğunu düşünebilir ve bu düşünce ile fiilini gerçekleştirebilir. İşveren tarafından işten çıkarılan fail kendisine ödeme yapıldığı halde tüm hak ve alacaklarının ödenmediğini, alacağı olduğunu zannederek bu amaçla fiilini gerçekleştirebilir. Tüm bu örneklerde olduğu gibi failin hukuken alacağını tahsil etme imkanı bulunmadığını, hukukun bir alacağın varlığını tanımadığını kabul etsek dahi, failin iç dünyasında kandırıldığı, sözleşmenin tüm alacağı kapsamadığı gibi gerekçelerle alacağı olduğu inancı ile tamamen alacağını tahsil etmek amacı ile hareket etmesi mümkündür. Aksine fail alacağı olmadığını bildiği halde veya hiçbir hukuki ilişki olmadan haksız yere kişinin malını zorla almak için eylemi sırasında mal sahibine alacağı olduğunu beyan edebilir veya suçu ile ilgili savunma esnasında alacağını tahsil amacı ile hareket ettiğini suçtan kurtulmak için savunabilir. Verdiğimiz iki ihtimalde iki faili suça teşvik eden amaç farklıdır. TCK’nın 150/1. fıkrasındaki düzenlemeye göre bu iki fail arasında ceza adaletini temin için uygulamada ayrım yapılmalıdır. Dosyadaki deliller, iddia ve savunma ışığında uygulayıcılar failin subjektif amacını (saikini) belirlemeli, alacağı tahsil amacı taşıdığını belirlendiğinde hakkında TCK’nın 150/1. maddesi uygulanmalıdır. Hatta dosya kapsamından amaç noktasında tereddüde düşülmesi halinde fail lehine hareket edilmelidir. Bir hukuki ilişkide ibraz edilen belgelere veya tanık beyanlarına göre hukuk hakimi yerine geçerek ve ön mesele olarak bir alacağın olmadığına karar verilip failin alacağı bulunmadığı tespit edilip ve bu tespite dayanılarak failin iç dünyasında alacağın tahsili saiki ile hareket etmediğini kabul etmek maddenin ruhuna aykırı olacaktır. Bu uygulama hiçbir hak ve alacağı olmayan, haksız yere birinin malını aldığını bilerek hareket eden ancak alacaktan bahseden fail ile samimi bir şekilde alacağı olduğuna inanan ve bu amaçla hareket faile, yağma suçundan aynı cezanın verilmesi çok önemli bir haksızlık oluşturacaktır. Bu açıklamalar ışığında dosyamıza ibraz edilen sanıkça da kabul edilen ibranamelere rağmen sanığın tüm aşamalarda müdahile alacağının olduğundan ve ödenmesinden bahsettiği, bunu tanık beyanı ve çözümü yapılan ses kayıtlarının doğruladığı, sanığın savunmalarında alacağı olduğunu savunduğu, arada maddi tutarı yüksek bir hukuki ilişki olduğu, sanığın müdahil ve babasının inşaat işlerinde taşeronluk yaptığı hususunda tereddüt bulunmadığı, ibranamelere göre sanığın ödenmiş sayılan alacağının meblağının yüksek olduğu, sanığın bu ibranamelere rağmen ısrarla alacağı olduğunu bunu tahsil için hareket ettiğini savunduğu, yukarıda izah edilen hukuki gerekçeler ışığında sanığın hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacı ile hareket ettiğinin kabulü gerekir. Eyleminin yağma suçunu oluşturduğuna dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.