Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/18433 E. , 2025/2086 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E MYİZ B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3752 E., 2023/1757 K SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun es
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/18433 E. , 2025/2086 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E MYİZ B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3752 E., 2023/1757 K SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu gözetilerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, Somut olayda, sanık ... ve temyiz dışı sanıkların beyanlarından da anlaşılacağı üzere temyiz dışı sanık...'in şikâyetçi ... alacaklı olduğunu, sanık...in bu parayı kendisinin tahsil edememesi üzerine kardeşinden yardım istediği, olay günü de yine temyiz dışı sanıklar ... Miroğulları, ......'ın sanık ...'ın yanına gelerek kendilerini otele bırakıp tekrar Alanya'ya döneceğini söyleyerek kendileriyle gelmelerini söylemeleri üzerine sanık ...’ın şikâyetçinin işlettiği otele geldikleri, şikâyetçi ile günlük hayata dair konuşmaya başladıkları, sonrasında borç konusunda konuşmaya başlamalarının ardından en son şikâyetçinin borcum yok demesi üzerine sanık ......’ın şikâyetçinin üzerine yürüdüğü sırada olay yerine polis ekiplerinin geldiğinin görüldüğü, şikâyetçinin daha önceki şikâyeti sonucu Kemer Sulh Ceza Mahkemesi'nin 16.05.2013 tarihli 2013/311 Değişik iş numaralı kararı ile 4 ay süreyle Teknik araçlarla izleme kararının bulunduğu, olay tarihinde ...otel lobisinden alınan ses ve görüntü kayıtlarının incelendiği ve görüntü ve ses kaydı tutanağındaki çözümlemelere göre sanığın savunmasının aksine bir durumun bulunmadığı görüldüğü olayda sanığın şikâyetçiye yönelik bir eyleminin de olmadığının görülmesi üzerine sanığa atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Antalya Bölge Adliye 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) (Karşı oy) K A R Ş I O Y Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2022/3752 Esas, 2023/1757 sayılı kararı ile sanık ... hakkında TCK'nın 149/1-c, d, 35 ve 62 maddeleri gereğince 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair dosya dairemize gelmiş olmakla, Her ne kadar çoğunluk tarafından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de, Dosyanın incelenmesinde müşteki ... ile sanıklardan...in bir dönem otel işlettikleri bu sebeple aralarında alacak verecek meselesinin bulunduğu, sanıklardan...in daha sonra Adana'ya döndüğü, müştekiden parayı tahsil edemediği sanıklar ... ve ...'dan yardım istediği, bu sebeple birden fazla defa müştekiyi tehdit edip alacaklarını istedikleri, alacak hususunda aralarında anlaşma olmadığı, müştekinin 180.000 TL borcu olduğunu, sanık...in ise 360.000 TL alacağının olduğunu söylediği, olay günü de bu alacağı tahsil etmek için müştekinin Kemer'de bulunan oteline iki araçla geldikleri, bu araçlardan birinin...plakalı Hyundai marka araç olduğunun anlaşıldığı, ayrıca araç koltuğu üzerinde bir başka araba anahtarının da bulunduğu, gelen sanıklara özellikle başka bir araçlarının olup olmadığının ısrarla sorulması üzerine başka bir aracın bulunmadığını belirttikleri, ancak güvenlik kamera kayıtlarından ve bu anahtarın bir tamirci/anahtarcı tarafından incelenmesi sonucu üzerinde Adana kodunun bulunduğu, buna göre bu sanıklara ait olabileceğinin belirtildiği ve sonunda... plakalı Volkswagen marka aracın tespit edildiği, yapılan aramada esrar ve bir adet ruhsatsız tabancanın bulunduğu daha önce bu aracın kendisine ait olmadığı belirten sanıkların sonunda bu aracın kendilerine ait olduğunu kabul ettikleri, tabancanın da sanık ...'a ait olduğu anlaşıldığı, keza daha önceki teknik takip sonucu olay yerine ..., ... ...ve ...'ın da geldiği bunun görüntülerle sabit olduğu hatta ......'ın müştekiyi dövmek üzere hareket ettiği, sanık ...'ın onlarla birlikte orada bulunduğu, sabıkasının incelenmesinde hırsızlık, yaralama ve uyuşturucu suçlarından çok sayıda sabıkalarının bulunduğu, keza olay gününde ruhsatsız silahın sanığa ait olduğu, buna göre sanık ...'ın temyiz dışı diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, bununla birlikte sanığın müştekiden herhangi bir alacağının da mevcut olmadığı kanaatinde olduğumuzdan sanığın yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 149/1-c, d, 35 ve 62 maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin Antalya Bölge Adliye Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının yerinde olduğu gerekçesiyle onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulmasına dair Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.