İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20736 Karar: 2025/8749 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20736 K.2025/8749

6. Ceza Dairesi 2023/20736 E. , 2025/8749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2491 E. 2023/2173 K. SUÇLAR : Birden fazla kişi tarafından silahla yağma,Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, Düzeltilerek istinaf başvurusunun

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20736 E. , 2025/8749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2491 E. 2023/2173 K. SUÇLAR : Birden fazla kişi tarafından silahla yağma,Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, Düzeltilerek istinaf başvurusunun

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20736 E. , 2025/8749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2491 E. 2023/2173 K. SUÇLAR : Birden fazla kişi tarafından silahla yağma,Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek karar onama, onama Sanık ... tarafından 09.10.2023 tarihli dilekçesiyle hakkında Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince verilen 28.09.2023 tarihli, 2023/2491 Esas ve 2023/2173 Karar sayılı kararına yönelik temyiz isteminde bulunulduğu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 12.10.2023 tarihli, 2023/2491 Esas ve 2023/2173 Karar sayılı Ek Kararı ile sanık ...'ün cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine karar verildiği, ek kararın sanık ...'e 16.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın dosya içerisinde sanık ...'ün temyiz isteminin reddine dair ek karara karşı temyiz isteminde bulunduğunu gösterir bir dilekçeye rastlanılmadığı, yine sanık ... müdafii tarafından sanık ... hakkında Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince verilen 28.09.2023 tarihli, 2023/2491 Esas ve 2023/2173 Karar sayılı karara yönelik 03.10.2023 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 06.10.2023 tarihli, 2023/2491 Esas ve 2023/2173 Karar sayılı Ek Kararı ile sanık ... müdafinin, sanık ... hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin reddine karar verildiği, ek kararın sanık ... müdafine 15.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, buna karşın dosya içerisinde, sanık ... müdafinin temyiz isteminin reddine dair ek karara karşı temyiz isteminde bulunduğunu gösterir bir dilekçeye rastlanılmadığı, sanık ... ve müdafi ile sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulun mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek bu hususta Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2023 tarihli ve 2022/443 Esas, 2023/161 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1 delaletiyle, 149/1-a-c-d, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 9 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının karar verilmiştir. B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince verilen 28.09.2023 tarihli, 2023/2491 Esas ve 2023/2173 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... ve Müdafinin Temyiz İstemi Eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulduğu, sanığın suçu işlediğine dair şüpheden uzak delil bulunmadığına ilişkindir ilişkindir. Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Müvekkili olan sanığın üsanığın suçu işlediğine dair şüpheden uzak somut delil bulunmadığı, müvekkili olan sanığın taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tarafı olmadığı, zorla senet imzalatıldığı hususunun dayanaksız olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanıklar hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2021/460 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararı ile sanık ... ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-c-d, 62... . Maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 9 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği, bu kararın sanıklar müdafilerince istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/3959 Esas, 2022/3452 Karar sayılı kararında "1- “tek fiil” veya “bir fiil” den ne anlaşılması gerektiğinin değerlendirildiğinde, doğal anlamda her beden hareketi ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de; hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirilmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Yani fiil ve hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliği ifade etmektedir. Sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini, tek bir fiille, iki mağdura karşı gerçekleştirdiği gözetilerek, TCK'nın 43/2. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mağdur sayısınca hüküm kurularak fazla ceza tayini, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.05.2014 tarihli 2014/6-617 esas ve 2014/271 sayılı kararında açıklandığı ve Yargıtay'ın müstekâr uygulamalarında da belirtildiği üzere, sanık ya da sanıkların iradelerinin baştan itibaren mağdur ya da mağdurlardan belirli bir miktar parayı almaya özgülenmesi durumunda, değişik zamanlarda birden fazla fiil işlenmiş olsa ya da birden fazla mağdura karşı işlense bile, sanık ya da sanıkların eylemlerinin tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle sözü edilen içtihat uyarınca, belli bir miktara özgüleme varsa her biri müstakil yağma suçunu teşkil eden fiiller farklı zamanlarda işlenmiş olsa ve/veya birden fazla mağdura (örneğin iş ortağı, kardeş gibi) karşı işlenmiş olsa bile, fail ya da faillerin tek bir yağma suçundan sorumlu tutulması gerekmekle sanıkların suça konu senetlerin değeri, eylemin silahla, birden fazla kişi ile birlikte işyerinde geceleyin iki mağdura karşı işleniş şekli de nazara alınarak 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61. maddeleri gereğince temel ceza belirlenirken alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak tek bir mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mağdur sayısınca iki kez hüküm kurularak fazla ceza tayini" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma kararı üzerine ilk derece mahkmesince temyize konu 25.05.2023 tarihli mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/3959 Esas, 2022/3452 Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2022/3959 Esas, 2022/3452 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen tüm kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla