İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20987 Karar: 2025/8435 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20987 K.2025/8435

6. Ceza Dairesi 2023/20987 E. , 2025/8435 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2489 E., 2023/2002 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edeni

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20987 E. , 2025/8435 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2489 E., 2023/2002 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edeni

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20987 E. , 2025/8435 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2489 E., 2023/2002 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2022/287 Esas, 2022/553 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-h, 35, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 23.06.2023 tarihli ve 2022/2489 Esas, 2023/2002 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, "Sanığın üzerine atılı eylemi kahvehane içinde gerçekleştirdiği anlaşılmakla hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1-d maddesi uyarınca cezasından artırım yapılması gerektiği, yine sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak 6 yıl 3 ay hapis cezası yerine yazılı şekilde 5 yıl 15 ay olarak eksik cezaya hükmedilmesi, aleyhe istinaf istemi olmadığından davanın yeniden ele alınma nedeni olarak görülmemiştir." eleştirisi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurun zarar ve şikâyetinin bulunmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığına, sanığın yağma kastı bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun’da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 ) Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; mağdurun sanığa ait iş yerinde olay tarihinden önce kurye olarak çalıştığı, kuryelik yaptığı esnada kullanmakta olduğu sanığa ait tescilsiz ve plakasız motosikletin yolda seyir halindeyken bozulması üzerine söz konusu motosikleti yol kenarında bırakarak ayrıldığı, akabinde trafik ekipleri tarafından motosikletin plakasız ve tescilsiz olması sebebiyle trafikten men edilmesi sebebiyle sanığın bu olaydan mağduru sorumlu tutarak yapmış olduğu 2.000,00 TL masraf bedelini mağdurdan istediği, "Parayı vermezsen senin altından motoru alırım, hayatını kapatırım" şeklinde cep telefonuna mesajlar attığı, mesaj gönderiminden yaklaşık 1 (Bir) hafta sonra da mağdur ile kahvehanede gerçekleştirdikleri görüşme sırasında söz konusu 2.000,00 TL'yi isteyerek mağdura "Seni vuracam, kesecem, öldürecem, oğlum kick boksçu sen oğlumu tanımıyorsun, seni ona dövdürürüm, Devrekani'de evden dışarı çıkamazsın" diyerek tehdit ettiğinin anlaşıldığı olayda; sanığın, mağdurun söz konusu motosikleti uzun süre kullandıktan sonra Emniyet Müdürlüğü'nün tam karşısında kameraların göreceği bir yerde özellikle bırakması sebebiyle kendisini zarara uğrattığından bahisle mağdurdan 2.000,00 TL tutarındaki alacağını istediğini savunmuş olması ile bu iddiaları doğrular şekilde tanık beyanlarının bulunması karşısında; sanığın eylemini bir alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket etmek suretiyle gerçekleştirdiği, o halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30/1. maddesi uyarınca bu hatasından yararlanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin uzlaştırma kapsamındaki 5237 sayılı Kanun'unda düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesi yollamasıyla 106/1-1.cümle, 43/1. maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, III. KARAR Gerekçe bölümününde açıklanan nedenle, sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla