İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/21026 Karar: 2025/8573 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/21026 K.2025/8573

6. Ceza Dairesi 2023/21026 E. , 2025/8573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2299 E., 2023/1937 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü tem

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/21026 E. , 2025/8573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2299 E., 2023/1937 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü tem

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/21026 E. , 2025/8573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2299 E., 2023/1937 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 22.11.2022 tarihli kararı ile sanığın özgülediği kastına göre eylemin bir bütün halinde tek yağmaya kalkışma suçunu oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli ve 2023/27 Esas, 2023/172 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35/2, 62/1, 53, 58. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe ; bu kararın sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine "Yerel mahkeme kararının yargılama giderlerine ilişkin paragrafın hükümden ÇIKARILARAK, yerine " Tebligat gideri 57,00 TL, Adli Tıp Gideri 100,00 TL olmak üzere toplam 157,00 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye irat kaydına, bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına " ibarelerinin EKLENMESİNE, bu şekilde hükmün DÜZELTİLMESİNE" karar verilmek suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın kanun ve usule aykırı olduğuna, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-b maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi ve lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/306 Esas, 2021 /394 Karar sayılı kararı ile mağdurlara yönelik eylemleri nedeniyle nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan iki kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35/2, 62 maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararların sanık müdafii tarafından istinafı üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 22.11.2022 tarihli ve 2021/3308 Esas, 2022/2388 Karar sayılı kararı ile özetle "sanığın özgülediği kastına göre eylemin bir bütün halinde tek yağmaya kalkışma suçunu oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması" şeklindeki gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 289/1 ve 280/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahakemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararı ile; sanığın nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35/2, 62 maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ve müdafiinin istinafı üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 11.09.2023 tarihli ve 2023/2299 Esas, 2023/1937 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek esastan red kararı verildiği ve sanık müdafiinin bu karara yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/306 Esas, 2021 /394 Karar sayılı kararı dosyasında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 22.11.2022 tarihli ve 2021/3308 Esas, 2022/2388 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 22.11.2022 tarihli ve 2021/3308 Esas, 2022/2388 Karar sayılı bozma kararı ile bu bozma kararından sonra verilen Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2023 tarih ve 2023/27 Esas, 2023/172 Esas sayılı kararı ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 11.09.2023 tarihli, 2023/2299 Esas ve 2023/1937 Karar sayılı kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla