İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/21056 Karar: 2025/8279 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/21056 K.2025/8279

6. Ceza Dairesi 2023/21056 E. , 2025/8279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3514 E., 2023/2139 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükümle

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/21056 E. , 2025/8279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3514 E., 2023/2139 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükümle

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/21056 E. , 2025/8279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3514 E., 2023/2139 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli kasten yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2018/318 Esas, 2022/177 Karar sayılı kararı ile nitelikli yağma suçundan sanık ... hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-d, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c-d, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. İstinaf Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.06.2023 tarihli ve 2022/3514 Esas, 2023/2139 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, "Dosya kapsamına göre, suçu aralarındaki anlaşma uyarınca birlikte işleyen sanık ... hakkında yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/3-e maddesi, yağma suçunda ise 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a maddesiyle uygulama yapılmaması, yine sanık ...'in adli sicil kaydında görülen Amasra Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10/03/2016 tarih ve 2015/1 49... /37 Karar sayılı ilamının, tekerrüre esas olduğunun anlaşılması karşısında sanık ... yönünden kurulan hükümlerde tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, uygulamaların sanıkların lehine olması ve aleyhe istinaf talebi olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." eleştirileri ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Nitelikli yağma suçu, kanunda mal varlığına ilişkin suçlardan olup mağdur ...'nın cebinde telefonu ve parası olduğuna ilişkin olarak kendi beyanı dışında dosyada herhangi bir somut delil bulunmadığına, mağdurun sanık tarafından yaralandığı kabul edilse dahi söz konusu yaralamanın mal varlığını zarara uğratmak kastı ile hareket etmek sureti ile gerçekleşmediğine, mağdurun telefon ve parasını düşürmüş olma ihtimalinin de bulunduğuna, ele geçirilemeyen bir sopanın varlığı silah kabul edilip ve olayın geçtiği yer tespit edilmeksizin yol kesme sureti ile nitelikli hal hükümlerinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğuna, olay sırasında mağdur ve sanıkların aynı yerde olduğunun İletişim Tespiti kayıtlarına göre, kanıtlanamadığına, eksik inceleme neticesinde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Hiçbir somut delille desteklenmeyen mağdur beyanlarına itibar edilerek yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan verilen mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, yetersiz inceleme yapıldığına, keşif yapılması gerektiğine, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin somut delil bulunmadığından "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi uyarınca beraatine, kabule göre de yağma suçunun nitelikli hallerinin bulunmadığına, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 E., 2008/185 K. sayılı ilamında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı TCY’nın 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601) Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371) Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E.- 2015/40834 K. sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369) Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245) CGK'nin 2015/709 E. ve 2016/33 K. sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir. Mesela Yargıtay 6. CD'nin 2015/8292 E. ve 2017/4019 K. sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...” Yine Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E. ve 2015/40834 K. Sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan .....'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." Yine Yargıtay 6. CD'nin 2020/3086 E. Ve 2021/17299 K. Sayılı; "... Sanık ....’nin eşi olan tanık.....’nin katılan ..... tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık ....’yi ağlarken gören sanık .....’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık...’nın tanığın eşi olan sanık ....’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir. Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir. Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince; Oluş ve dosya içeriğine göre, katılan ... ve sanık ...'nin bacanak oldukları, sanıklar .... ve ....'nin ise kardeş oldukları, katılan ve sanıklar arasında ailevi meselelerden dolayı yaklaşık bir yıldır husumet bulunduğu, olay günü katılana ait büyükbaş hayvanların sanık ...'ye ait buğday tarlasına girdiğini gören sanık ...'ın, sanık ...'yi arayarak durumdan haberdar ettiği, sanık ...'nin buğday tarlasının yanına giderek katılana ait hayvanları kardeşi sanık ... ile birlikte tarladan çıkardıkları, daha sonra sanıkların aynı mevkide başka bir alanda hayvanlarını otlatmaktan eve dönen katılanın dönüş yolunda beklemeye başladıkları, saat 17.00 sıralarında katılanın suça konu yere varması üzerine hayvanların buğday tarlasına girmesini gerekçe göstererek sanık ...'nin yumrukla, sanık ...'ın ise ele geçirilemeyen sopa ile katılanı darp ettikleri, sanık ...'nin katılanı darp ederken katılanın jandarmayı aramak üzere çıkardığı cep telefonunu ve cep telefonunun bitişiğindeki 700,00 TL parayı aldığı iddia edilmiş ise de; Katılanın aşamalarda alınan beyanlarında, paranın cep telefonuna bitişik olduğunu, olay sırasında aynı cepte bulunan 700,00 TL para da cebinden çıkmış olacak ki olay sonrasında telefon ve paranın cebinde bulunmadığını fark etmesi üzerine sanıklar gittikten sonra olay yerinde telefon, para ve takma dişini aradığını ancak bulamadığını beyan ettiği dikkate alındığında, sanıkların kastının, katılanın hayvanlarının kendi tarlasına girmesinin verdiği öfkeyle katılanı dövmek olduğu, kaldı ki katılanın, üzerinden cep telefonu ve paranın alındığını fark etmeyip olaydan sonra farkettiği, dosya içerisinde katılanın beyanını destekleyen başkaca delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların mal edinme yahut faydalanma kastının bulunmadığı gözetildiğinde, eylemin kül halinde mahkumiyet hükmü kurularak kesinleşen nitelikli kasten yaralama suçunu oluşturduğu düşünülmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR A.Sanıklar Hakkında Nitelikli Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerinin İncelemesinde 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen;“İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerinin İncelemesinde Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar ..., ... müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bartın Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 06.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla