İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/325 Karar: 2024/10335 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/325 K.2024/10335

6. Ceza Dairesi 2023/325 E. , 2024/10335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/932 E., 2022/656 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükü

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/325 E. , 2024/10335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/932 E., 2022/656 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükü

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/325 E. , 2024/10335 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/932 E., 2022/656 K. SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Malı almaya yönelik tehdit ve cebir eylemi yağmaya dönüştürür. Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı ... veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. 148. madde gerekçesinde "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır. Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadar ki aşamada kullanılan cebir veya tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Tehdit ve cebrin malı şikayetçinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir, sonra gerçekleşen cebir ve tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez. Cebir ve tehdit malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir. Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı ... ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Tehdit, malı ... zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalıdır. Yani objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayacak ve etkilenebilecek olmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma oluşmaz, hırsızlık oluşacaktır. 5237 sayılı Kanun'un temel yağmayı düzenleyen 148/1 fıkrası, 765. sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1. fıkrasını özünde aynen aktarmasına rağmen 495/2. fıkrasında düzenlenen "Dolaylı yağma" yada "yağmaya dönüşen hırsızlık" denilen hususlara yer vermemiştir. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddede düzenlemeye göre, mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de “Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur. Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir" şeklinde açıkça gösterilmiştir. Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez. Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan "sahip olma teorisi"nin savunduğu gibi mağdurun hakimiyet alanından çıkması ile eylem tamamlanır. Hakimiyet alanıda fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Oluş ve dosya içeriğine göre; olay gecesi mağdur ... ile arkadaşları tanıklar ... ve ... ... 'ın dışarıda dolaştıkları sırada sanıklardan ...'ün işletmeciliği yaptığı ...'ın önünden geçtikleri, bar kapısında bulunan görevliye bira fiyatını sordukları, görevlinin 10,00 TL olduğunu söylemesi üzerine içeriye girdikleri, bir süre barda oturan ve bira içen mağdur ve arkadaşlarının yanına bar çalışanı 3 tane kadının geldiği ve onların da bira içtikleri, bu durumdan rahatsız olan mağdur ve arkadaşlarının hesap istedikleri, sanık ... tarafından hesabın 890,00 TL olduğu söylendiğinde mağdurun hesaba itiraz ettiği, bu parayı ödeyemeyeceklerini söylediği, sanık ...'in bar çalışanlarından sanık ...'ı çağırdığı, sanık ...'nın "bu hesap ödenecek, cüzdanlarınızı çıkarın göreyim" dediği bu esnada tanık ... ...'ın para bulmak amacıyla telefon açacağını bahane ederek dışarı çıktığı ve 155 polis imdat hattını aradığı, içeride kalan mağdurun korkarak kredi kartını sanık ...'e verdiği, sanık ...'in ilk seferde 100,00 TL, ikinci seferde 770,00 TL olmak üzere toplam 870,00 TL parayı kredi kartından çektiği, şifresiz işlem yapılmış olması sebebiyle işleme ilişkin fişi mağdura imzalattığı, olayın bu şekilde sona erdiği olayda; Sanıkların savunmalarında özetle; mağdur ve tanıkların yaklaşık iki saat kadar mekanda kaldıklarını, iş yerinde çalışan ... kadınlara içki ısmarladıkları, iddiaların asılsız olduğunu, işletmenin bir ücret tarifesi olduğunu, verilen hizmet bedelinin alındığını ileri sürdükleri ve bahsi geçen ... kadınların konu ile ilgili bilgisine başvurulmadığı dikkate alındığında; 1-Öncelikle; yağma suçunun cebir ve/veya tehdit unsurunun ne şekilde gerçekleştiği ve/veya nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılmaması, 2-Yağma suçunun sübutu halinde ise; yukarıda açıklanan dosyada eksik kalan hususlar araştırılıp sunulan hizmet bedeli ile mağdurdan tahsil edilen para miktarı arasında bir nispetsizlik bulunup bulunmadığı saptandıktan sonra, sonucuna göre; delillerin bir bütün halinde takdiri ile sanıkların eyleminin, 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı hususu tartışılmadan eksik tahkikat ile yetinilip yargılamaya devamla yerinde yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, 3-Kabule göre de; eylemin zorla alınan ödeme neticesinde tamamlandığı gözetilmeden, daha sonra mağdurun bankaya yaptığı ödemenin iptaline ilişkin itiraz üzerine, 870,00 TL'nin mağdurun kredi kartına iade edilmesinden bahisle sanıklar hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması ile eksik ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 21.03.2022 tarihli ve 2021/932 Esas, 2022/656 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla