Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/3862 E. , 2023/14678 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/430 E., 2015/891 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ka
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/3862 E. , 2023/14678 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/430 E., 2015/891 K. SUÇ : Nitelikli tehdit HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/430 Esas, 2015/891 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/2-c, 62, 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezalarının ertelenmesine ve 1 yıl denetimli serbestlik süresine hükmedilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar Müdafilerinin Temyiz Sebepleri 1.Tehdit suçunun işlendiğine ilişkin delil olmadığı halde sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Vesaire, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan Zuhal'in boşandığı eşi ... ... ile ortak çocukları olan ...'in, sanık ... tarafından taciz edildiğine ilişkin görülmekte olan davaları olduğu, bu davanın duruşmasının çıkışında sanıkların katılana hitaben "bunları senin yanına bırakmayacağız, bunun acısını senden çıkaracağız" şeklinde tehditte bulunmaları şeklinde gerçekleşen olay maddi vakıa olarak kabul edilmiştir. 2. Tanık A., katılanın ablasının arkadaşıdır. Olay anına ilişkin anlatımında "asansörün önüne geldiğimizde sanıkların içinde bulunduğu birkaç kişilik grup bizim üzerimize doğru gelince ben asansöre sıkıştığımı zannederek geri çekildim, yine ...'te çok korkmuştu o sırada tehdit vari cümleler sarf ediliyordu, ne olduğunu tam olarak hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Sanıkların akrabaları olan tanıkların ise sanık ...'nin sadece küçük ...'yi sevmek istediği ancak kimsenin tehdit ve hakarette bulunmadığına dair ifadelerinin dosya arasında olduğu görülmüştür. IV. GEREKÇE 1. Tanık H.'nin taraflar ile husumetinin olmaması, yeminli beyanı karşısında sanıkların atılı suçu işlemediklerine ilişkin temyiz sebebi yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 2. Sanık ...'in, katılanın kızına yönelik cinsel taciz suçundan yargılandığı ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin duruşmasına katıldıkları, duruşma çıkışında sanıkların katılana yönelik "bunu yanına bırakmayacağız, bunun acısını çıkartacağız" şeklinde tehditte bulundukları anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 106/2-c maddesinde düzenlenen, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ağırlatıcı halinin uygulanması için eylemin failler tarafından iştirak halinde müşterek fail olarak işlenmesi gerektiği, somut olayda taraflar arasında duruşma çıkışında yaşanan ve aniden gelişen olayda sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde atılı suçu işlediklerine ilişkin delil olmadığı halde sanıklar hakkında 106/1 inci maddesinin uygulanması gerekirken 106/2-c fıkrasının uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; 3. Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren ve 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur. 4. Uzlaşmanın sağlanamaması halinde; Hükümlerden sonra 19.08.2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “… kovuşturma evresine geçilmiş …” ibaresinin aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü …” yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; 5. Hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında belirlenen denetim süresinin hükmolunan ceza süresinden az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Kanunu'nun 51/3 üncü maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde (2,3,4,5) numaralı bendlerinde açıklanan nedenlerle ... 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/430 Esas, 2015/891 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.