Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/1590 E. , 2026/1302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1478 E., 2023/3682 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kur
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/1590 E. , 2026/1302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1478 E., 2023/3682 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi ularınca kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir. Nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde ise; hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2023 tarihli 2020/207 Esas, 2023/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik; 1. Nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a,h, 62, 53,58 maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası, 2. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise, 5237 sayılı Kanun'un 109/2,109/3-a,62,53,58 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası, ile cezalandırılmasına, mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin 14.12.2023 tarihli ve 2023/1478 Esas, 2023/3682 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiisinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiisinin Temyiz İstemleri Suçu işlemediğine, yağma kasının bulunmadığına, mahkumiyeti gerektirir delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi, gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde;"...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E.- 2015/40834 K. sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Dosya kapsamına göre somut olay değerlendirildiğinde; tanık....'ün işlettiği otelin yanında korsan taksi durağı olduğu, sanık ile tanık ....’in bu duraktaki araçta vardiyalı şoför olarak çalıştıkları, olay günü bilinmeyen bir nedenle çıkan tartışma sonrası, tanık ...’ün kullandığı araç ile alkollü olan sanığı evine bırakmasını katılandan istediği, bu şekilde katılanın sanığı evine bırakmak için hareket ettikleri, sanığın ablasına ait ikamete geldiklerinde yukarı çıkıp bir bıçak alarak döndüğü, durumu farkeden mağdurun aracı sürmek istemediğini söylediğinde, sanığın bıçağı doğrultup ".....'i bıçaklayacağım seninle işim yok" diyerek aracı taksi durağına sürmesini istediği, katılanın başka bir yere sürdüğünü farkeden sanığın katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilir nitelikte yaraladığı, katılanın araçtan kaçarak karakola sığındığı, sanığın ise aracı alarak kaçtığı, kolluk tarafından yapılan arama sonucu sanığın başka bir sokakta park halindeki araçla yakalandığı olayda; sanığın evinden bıçak alarak taksi durağında tartıştığı...'i bıçaklamak amacıyla kendisini durağa götürmesi için katılanı bıçıkla tehdit ederek akabinde de yaraladığının anlaşılması karşısında, yağma kastıyla hareket etmeyen sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu ve bu suçtan ise sanığın mahkumiyetine karar verildiği dikkate alındığında, sanığın nitelikli yağma suçundan beraatına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Karar Yönünden, Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına" ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafiisinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1 fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, REDDİNE, B. Sanık hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Karar Yönünden İse, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiisinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.