İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2344 Karar: 2024/9347 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2344 K.2024/9347

6. Ceza Dairesi 2024/2344 E. , 2024/9347 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/698 E., 2024/159 HÜKÜMLER : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Hükmedilen cezaların süresine göre sanıklar... ve ..., müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5271sayılı Ceza Muh

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2344 E. , 2024/9347 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/698 E., 2024/159 HÜKÜMLER : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Hükmedilen cezaların süresine göre sanıklar... ve ..., müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5271sayılı Ceza Muh

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2344 E. , 2024/9347 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/698 E., 2024/159 HÜKÜMLER : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Hükmedilen cezaların süresine göre sanıklar... ve ..., müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I-) Sanıklar ... ..., ..., ... Hakkında Katılanlar ..., ...'a Yönelik Nitelikli Yağma Suçlarına İlişkin Olarak Verilen İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi Kararlarına Yönelik Yapılan İncelemede: Hükmolunan cezaların miktarları ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Yasa'nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizleri mümkün olmadığından, katılan ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II-) Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağma Suçuna İlişkin Olarak Verilen İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi Kararına Yönelik Yapılan İncelemede: 5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağını, sanığın üst hadden cezalandırılması gerektiğini ileri sürmüş; sanık ... ve müdafii dilekçelerinde özetle; yağma suçundan iki ayrı şikayetçi yönünden iki ayrı ceza verilemeyeceğini, sanığın tek bir suçtan cezalandırılması gerektiğini, gerekçesiz hüküm kurulduğunu, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki mahkumiyetin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olması 24/10/2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Yasa'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı Yasa'nın 155/2. maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasa'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Yasa'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Katılan ...'ın nitelikli yağma eylemine konu güneş gözlüğü, şahsına ve çocuklarına ait kimlik kartları, sürücü belgesi ve banka kartlarının soruşturma aşamasında görevli kolluk güçlerince sanık ...'ın evinde yapılan aramada ele geçirilmiş olduğu, sanıklarca daha sonra kovuşturma aşamasında yapılan kısmi nitelikteki zarar giderimine katılan ...'ın muvafakatinin bulunmadığının anlaşılması karşısında şartları oluşmadığı halde sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması neticesi eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde eleştiri dışında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Yasa'nın 302/1. maddesi uyarınca, sanığın, müdafiinin ve katılan ... veklinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA, III-) Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağma Suçuna Ve Katılanlara Yönelik Nitelikli Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçuna; Sanıklar ... ..., ..., ... Hakkında Katılanlara Yönelik Nitelikli Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarına; İlişkin Olarak Verilen İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi Kararlarının İncelemesine Gelince: 5271 sayılı Yasa'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerekkatılan ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağını, sanıkların üst hadden cezalandırılması gerektiğini, sanıklar hakkında 62 nci maddenin uygulanamayacağını, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan her bir mağdura yönelik ayrı ayrı sanıkların cezalandırılması gerektiğini ileri sürmüş; sanık ... ve müdafii dilekçelerinde özetle; yağma suçundan iki ayrı şikayetçi yönünden iki ayrı ceza verilemeyeceğini, sanığın tek bir suçtan cezalandırılması gerektiğini, gerekçesiz hüküm kurulduğunu, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan delil bulunmadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını, 110 uncu maddenin uygulanması gerektiğini belirtmiş, sanık... müdafii temyiz dilekçesinde özetle; kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı halde mahkumiyet kararı verildiğini, duruşma aşamasında yapılan teşhis işleminin hukuka aykırı olduğunu, sanıkların jandarma ile yaptıkları telefon görüşmelerinin dosyaya getirtilmediğini, sanığın kullandığı telefon hattının numarasının değiştirildiğine dair sözleşmenin dosyaya getirtilmediğini, delil bulunmadığını, 110 uncu maddenin uygulanması gerektiğini, 43 üncü madde uyarınca fazla cezaya hükmolunduğunu, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunda 110 uncu maddenin uygulanması gerektiğini belirtmiş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; yeterli inceleme yapılmadan eksik değerlendirme ile hüküm verildiğini, iddianamede kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini, 35, 37, 39 ve 110 uncu maddelerin uygulanması gerektiğini, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilemeyeceğini ileri sürmüş, sanık ... müdafii dilekçesinde özetle; yeterli ve somut delil delil bulunmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, suçunn maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabul ile nitelendirmede usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu, bir suçtan dava açılırken başka suçtan bahsedilmesinin, o suçtan dava açılması anlamına gelmediği, bu kapsamda iddianamedeki anlatım ve nitelendirmeye göre, sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 225 inci maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden iddianame yerine geçmesi olanaklı bulunmayan ek savunma ile yetinilerek, sanıklar hakkında kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, 2. Sanıkların eylemleri her iki katılana karşı ayrı ayrı gerçekleştirmiş olmaları dikkate alındığında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun katılan sayısınca oluştuğu gözetilerek sanıklar hakkında her bir katılana karşı eylemlerinden dolayı ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması yerine, zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, 3. Katılan ...'ın nitelikli yağma eylemine konu sırt çantasının soruşturma aşamasında görevli kolluk güçlerince sanık ...'ın evinde yapılan aramada ele geçirilmiş olduğu, sanıklarca giderilmiş olduğu anlaşılan; jandarma tarafından hazırlanan ve soruşturma aşamasında dosyaya giren zarar tespit tutanağında belirtilen zarar miktarının ise katılanın yağma suçuna konu para miktarına ilişkin olduğu, dolayısıyla suça konu katılanın cep telefonunun, giysilerinin ve ayakkabısının katılana iade edilmediği ve yahut bunlara ilişkin zarar gideriminde bulunulmadığı, diğer yandan katılanın aşamalardaki beyanlarında kısmi iadeye muvafakatının bulunmadığını belirtmiş olduğunun anlaşılması karşısında; şartları oluşmadığı halde sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması neticesi eksik ceza tayin edilmesi, 4. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamdaki mahkumiyetin, 5237 sayılı Yasa'nın 155/2. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olması 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Yasa'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı Yasa'nın 155/2. maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Yasa'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak 5271 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... vekilinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Yasa'nın 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla