İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/2997 Karar: 2026/1444 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/2997 K.2026/1444

6. Ceza Dairesi 2024/2997 E. , 2026/1444 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3032 E., 2024/84 K. SUÇ : Silahla gece vakti yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 25.02.2021 tarihli kararda, katılana yönelik nitelikli ya

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/2997 E. , 2026/1444 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3032 E., 2024/84 K. SUÇ : Silahla gece vakti yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 25.02.2021 tarihli kararda, katılana yönelik nitelikli ya

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/2997 E. , 2026/1444 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3032 E., 2024/84 K. SUÇ : Silahla gece vakti yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 25.02.2021 tarihli kararda, katılana yönelik nitelikli yağma suçundan beraatine dair verilen kararın sanık aleyhine Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 07.03.2022 tarihli kararında özetle "...Adı geçen ... ve .... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan her hangi bir soruşturma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise buna ilişkin soruşturma evrakları, dava açılmış ise dava dosyası getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenip suç kastı belirlenmeden eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi... " gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği, gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, nitelikli yağma suçundan kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan yeni mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede: Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2023 tarihli ve 2022/158 Esas, 2023/229 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, silahla, gece vakti yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-h, 168/3, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.01.2024 tarihli ve 2023/3032 Esas, 2024/84 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Eylemin yağma suçuna vücut vermeyeceği, suçun unsurlarının oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2021 tarihli ve 2020/334 Esas, 2021/63 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu kararın cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.03.2022 tarihli ve 2021/1313 Esas, 2022/669 Karar sayılı kararında "...eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi..." şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1. maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla; 25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.03.2022 tarihli ve 2021/1313 Esas, 2022/669 Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(.... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: ............ Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.03.2022 tarihli ve 2021/1313 Esas, 2022/669 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2023 tarihli ve 2022/158 Esas, 2023/229 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık hakkında silahla gece vakti yağma suçundan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince mahkûmiyet kurulmuş; ancak bu hüküm, daha önce Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden verilen bir bozma kararı üzerine tesis edilmiştir. Yargıtay, istinaf dairesinin kanunda sınırlı sayıda gösterilen bozma nedenleri dışında bir gerekçeyle ve duruşma açmadan bozma kararı vermesinin hukuka aykırı olup olmadığını incelemiştir.

Hukuki İlke: Bölge adliye mahkemeleri, hükmün bozulmasına ancak CMK 280/1-e (ve -f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan hâllerde karar verebilir; bu hâller dışında dosya üzerinden verilen bozma kararı ile buna dayanılarak ilk derece mahkemesince kurulan hüküm hukuki değerden yoksundur. Bu durumda BAM'ın CMK 280/1-g uyarınca duruşma açıp delilleri değerlendirerek yeniden hüküm kurması gerekir. Karar metninde bu ilke, Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma/mahkemeye erişim hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı (B. No: 2023/33667, 9/1/2025) ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun T.30.04.2025, E.2024/6-490, K.2025/197 sayılı kararına açıkça atıfla temellendirilmiştir. Metinde ayrıca TCK 149/1-a-h, 168/3, 62/1, 53 ile CMK 289/1, 302/2 ve 304/2 maddeleri geçmektedir.

Uygulama Sonucu: Diğer yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması (CMK 302/2).

Dava Strateji Notu: İstinaf dairesinin CMK 280/1-e dışındaki bir gerekçeyle dosya üzerinden verdiği bozma, güçlü bir usuli bozma sebebidir; savunma, bu tür kararlara karşı doğrudan bu içtihadi çerçeveye (AYM 2023/33667 ve YCGK 2024/6-490) dayanarak hükmün hukuki değerden yoksunluğunu ileri sürebilir. Sınırlı bozma hâllerinin ihlali, esasa girilmeden bozmayı sağlayabilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla