Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/3698 E. , 2024/12241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/92 Esas, 2024/713 Karar SUÇLAR : Suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek, Suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, Suç işlemek için kurulan örgüte bilerek isteyerek yardım etmek, Nitelikli yağma, Nitelikli yağmaya teş
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/3698 E. , 2024/12241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/92 Esas, 2024/713 Karar SUÇLAR : Suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek, Suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, Suç işlemek için kurulan örgüte bilerek isteyerek yardım etmek, Nitelikli yağma, Nitelikli yağmaya teşebbüs, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Tefecilik, Kasten nitelikli yaralama, 6136 sayılı Kanuna muhalefet HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama, bozma A. İlk Derece Mahkemesince bir kısım sanıklar hakkında kasten yaralama, suç işlemek için örgüt kurmak/yönetmek ve suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak/yardım etmek, suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen cezanın tür ve miktarı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasınının (b) bendi uyarınca temyizlerinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. B. Sanıklar hakkında yukarıda belirtilenler dışındaki diğer hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94.maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren sanıkların müdafilerinin duruşmalı inceleme isteklerinin reddine, I. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek isteyerek yardım etmek, sanıklar ..., ..., ... hakkında mağdur ...'e yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan hükümler yönünden, Bölge adliye mahkemesi kararında 5271 sayılı Kanun'un 294 ve 295/1. maddesinde belirtilen ihtaratın bulunmadığı anlaşılmakla, yasal süre içerisinde olmadığı belirlenen sanık ... müdafiisinin temyiz isteğinin süresi içerisinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, Ön inceleme bölümünde (A) başlıklı paragrafın birinci cümlesinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıkların müdafiilerinin temyiz isteklerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", sanıklar ... ve ... hakkında "suç işleme için örgüt kurma ve yönetme", sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında "kasten yaralama" suçlarından kurulan hükümlerle ilgili olarak; Ön inceleme bölümünde (A) başlıklı paragrafın birinci cümlesinde açıklanan nedenle, sanıkların müdafilerinin temyiz isteklerinin bu gerekçe ile 5271 sayılı Kanun'un 296/1. maddesi uyarınca reddine ilişkin 04.04.2024 tarihli ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz isteklerinin 5271 sayılı Kanun'un 298.maddesi gereğince REDDİ ile 04.04.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA, III- Katılan bakanlık vekilinin 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet, nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek isteyerek yardım etme ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerle ilgili olarak; Katılan bakanlığın, temyiz ettiği anılan suçlar bakımından doğrudan zarar gören konumunda olmadığı ve bu nedenle de hükümleri temyiz etme ... bulunmadığından, Bölge adliye mahkemesinin temyiz isteğinin reddine ilişkin 04.04.2024 tarihli ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 298.maddesi gereğince katılan bakanlık vekilinin temyiz isteğinin REDDİ ile 04.04.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA, IV.Sanıklar ... ve ...'ın kurucu ve yöneticisi, diğer sanıklarında bu suç örgütünün üyeleri olarak işledikleri kabul edilen yağma, hürriyeti tahdit, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümlere ilişkin yapılan değerlendirmede, A)- Sanıklara isnat edilen eylemlere ilişkin iddianame anlatımı ve ilk derece mahkemesinin gerekçesinde, sanıklar ... ve ...'ın suç örgütü kurucu ve yöneticisi diğer sanıkların ise suç örgütünün üyeleri oldukları ve bu şekilde atılı suçları işlediklerinin kabulü ile hüküm kurulmuş ise de, dosya kapsamında ifadeleri alınan mağdurların aşamalardaki beyanları ile tanık anlatımları, iletişim tapeleri içeriklerinden sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’in, sanıklar ... ve ...’ın hiyerarşisi altında olduklarını gösterir delilin bulunmadığı, ... soyisimli sanıkların diğer sanıkların yakın köylüsü oldukları ve birbirine yakın işyerlerinin bulunduğu, sanıklar ..., ..., ... ve ...’ın ise akraba oldukları, mağdur ...'ın ifadelerinde iki guruptan da ayrı ayrı faizle para aldığını beyan ettiği, adı geçen mağdura yönelik eyleme ilişkin iletişim tapelerinde sanıkların mağduru bulabilme ve tefecilikten kaynaklanan miktarı tahsil edebilmek için yoğun irtibat içinde olduklarının anlaşıldığı, diğer mağdurlardan ..., ..., ... ve ...'ın ... ve/veya ... isimli sanıklardan borç aldıklarını, mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın, ..., ..., ... ve ... isimli sanıkların oluşturduğu gruptan faizle borç aldıklarını ve ... ve ... isimli sanıklar ve bunlarla birlikte hareket eden diğer sanıkları tanımadıklarını söylemeleri ve bu beyanların aksini gösterir bir HTS kaydı ve/veya iletişim tapesi de bulunmadığının anlaşılması, tüm bu anlatılanların soruşturmaya başlanmadan önceki ortak suç kayıtları ve HTS Analiz Raporu ile desteklendiği dikkate alındığında, Belirtilen iki gruptan ..., ..., ... ve ... isimli sanıklar ve bunlarla birlikte hareket eden ... ve ... isimli sanıkların aralarında bir suç örgütünün varlığından söz edilemeyeceği, aralarındaki irtibat ve iş bölümünün daha çok aile/akrabalık ilişkilerinden doğduğu, bu haliyle her bir suç için ortaya çıkan bir iştirak kümesi olarak hareket ettiklerinin kabul edilmesi gerektiği, ... ve ... isimli sanıklar ve bunlarla birlikte hareket ettikleri belirtilen diğer sanıklar arasındaki yapılanmanın ise, elverişli araçlar kullanarak gevşek de olsa hiyerarşi ilişkisi içerisinde 6136 sayılı Kanuna muhalefet, tefecilik, nitelikli yağma gibi suçları işleyerek örgüte finans sağlamaya çalıştıkları, aralarında şifreli ve mümkün olduğunca harici konuşma programlarını kullanmak suretiyle konuşarak suç teşkil eden eylemlerini örtülemeye çalıştıkları, iletişim tapelerine ve bir kısım sanık ifadelerine yansıyacak şekilde, hiyerarşi gereği suç üstlenme eylemleri sergileyerek daha önemli örgüt üyelerini ya da yöneticilerinin korunduğu da gözetildiğinde, ... isimli sanıkların başında bulunduğu birlikteliğin bir iştirak kümesinden öte süreklilik, çeşitlilik yeterli üye sayısı, elverişli araçlar, hiyerarşi ve yoğunluk kriterlerini karşılayan 5237 sayılı Kanun'un 220/5 maddesinde anlamını bulan suç örgütünde aranan kriterleri taşıdığının anlaşılmakla yapılan incelemede; B)- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet; sanıklar ... ve ... hakkında mağdurlar ..., ... , ... ve ...'a yönelik yağma; sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik, suçlarından kurulan mahkûmiyet, -Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat, hükümlerin incelenmesinde, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ...'ye yüklenen tefecilik suçunun 5237 sayılı Kanun'un 241/1-2 maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırı; sanıklar ... ile ... arasında 17.12.2020 ve 18.12.2020 tarihli saat 15.39, 15.49 ve 16.17'de yapılan telefon görüşmelerine ilişkin tape kayıtlarının içeriği, dikkate alındığında tebliğnamede yer alan ret ve bozma istemli görüşlere iştirak edilmemiştir. 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hükümlerde, suça konu silah sayısı nedeniyle temel ceza belirlenirken alt daha fazla uzaklaşılması: Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'na yönelik diğer sanıkların eyleminden ayrıca işledikleri nitelikli yağma suçunun saatine dair bir tespit yapılmadığı halde, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-(h) bendi ile uygulama yapılması; mağdurlar ..., .../...'a yönelik eylemde ise aynı Kanun'un 149/1-c bendinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, ayrıca sanıkların mağdurlar ..., ..., ... ve ...'a yönelik eylemlerinde anılan yasa maddesinin birden fazla nitelikli halinin ihlal edilmesi ve mağdurların uğradıkları zararların miktarı da dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, sanık ... ve sanıkların müdafileri ile katılan bakanlık vekilinin (tefecilik suçu yönünden) yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile kısmen tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA, C)- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ... yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; Mağdura yönelik eylemi bir suç örgütü faaliyeti kapsamında gerçekleştirmedikleri anlaşılan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58/9 maddesiyle uygulama yapılması ayrıca karar başlığına suç tarihinin 2020 yılı Ekim ayı olarak yazılması yerine, "2020 yılı" şeklinde yazılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafilerinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun'un 58/9 maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılmasına ve karar başlığına suç tarihinin "2020 yılı Ekim ayı'' olarak yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve Yasaya uygun bulunan hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, D)-Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...'na yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında nitelikli yağma ve nitelikli yağmaya teşebbüs; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik; Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümlerle ilgili olarak yukarıda (A) başlıklı paragrafta açıklanan nedenler gözetilerek yapılan incelemede; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... hakkında örgüt üyeliği; sanıklar ... ve ... hakkında kasten yaralama; suçlarından kurulan mahkumiyetler yönünden 5271 sayılı Kanun'un 308/a maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlere konu suçların işlendiği tarihlerin her bir suç için ayrı ayrı karar başlığına yazılması yerine, 2020 yılı şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir nitelikte bir eksiklik görülmüştür. Mağdur ...'ın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın tanımadığı 5/6 kişiyle birlikte ofisine sürekli gelerek üzerinde baskı kurup tehdit ettiklerini, sanıkların kendilerinden istediği parayı ödeyebilmek için bir dükkan ve bir dairesini satmak zorunda kaldığını, tapudaki işlemler sırasında sanık ...'ın yanındaki şahıslarla birlikte tapuya geldiğini beyan ettiği ve ayrıca 09.06.2021 tarihli ifadeli fotoğraf teşhis tutanağında da, sanık ...'i ".. Bu şahsı ...'nun yanında sürekli görmekteyim, bu şahıs ifademde belirttiğim şekilde ... ile benim ofisime ve tapu müdürlüğüne gelen şahıslar arasındadır" şeklinde beyanda bulunduğu, kolluk tarafından düzenlenen fiziki takip tutanağında ise sanık ...'in diğer sanıklarla birlikte mağdurun işyerine gittiğinin tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamede sanık ... yönünden bozma istemli görüşün gerekçesine iştirak edilmemiştir. 1- Mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın aşamalarda alınan ifadelerinde sanıklar ... ve ...'ın kendilerine yönelik eylemlere katıldıklarına dair herhangi bir anlatımının bulunmadığı, dosya içerisindeki iletişim tespitlerinde de bu hususta bir delil elde edilmediği, ayrıca sözkonusu suçların suç örgütünün faaliyeti kapsamında da işlenmediği anlaşılmakla, sanıkların atılı suçlardan beraatleri yerine 5237 sayılı Kanun'un 220/5 maddesi gereğince mahkumiyetlerine karar verilmesi, 2- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik nitelikli yağma ve tefecilik suçlarından kurulan mahkumiyet kararlarında uygulama koşulları bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-(f),(g), 241/2 ve 58/9 maddelerinin uygulanarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Sanık ...'ın mağdur ... 'e yönelik yağma suçunu iletişim tapelerinden yansıyan şekilde gece vakti işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-(h) maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Mağdur ... 'ın kolluk ifadesinde sanık ...'ın yanında bulunan tanımadığı kişilerle birlikte kendisini döverek parasını aldığını belirttiği, 08.06.2021 tarihli fotoğraf teşhis tutanağında ise kendisine gösterilen fotoğraflardan sanıklar ... ve ... ...'i, sanık ...'ın yanında devamlı surette gördüğü şahıslar olarak teşhis ettiği ancak bu sanıkların kendisine yönelik eyleme katıldıklarına ilişkin aşamalarda herhangi bir anlatımının olmadığı, dosya içerisindeki iletişim tespitlerinde de bu hususta bir delil elde edilmediği buna karşılık ise sanıkların mağduru tanımadıklarını belirterek atılı suçlamayı kabul etmedikleri, dikkate alındığında sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ... a yönelik yağma suçundan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi, 5-Mağdur ... 'ın aşamalarda alınan ifadelerinde sanıklar ... ...'i tanımadığını beyan ederek kendisine yönelik eylemlere katıldığına ilişkin herhangi bir anlatımının olmadığı, bu yönde bir teşhisinin de bulunmadığı, kolluk tarafından düzenlenen 27.11.2020 tarihli fiziki takip tutanağında da, sanığın mağdura yönelik herhangi bir eylemine ilişkin tespit yapılmadığı, dosya içerisindeki iletişim tespitlerinde de bu hususta bir delil elde edilmediği, sanığın da aşamalarda alınan ifadelerinde atılı suçlamayı işlemediğini savunduğu dikkate alındığında, hakkında mahkumiyet gerektirir yeterli ve inandırıcı delil bulunmayan sanık ... ... hakkında mağdur ... 'a yönelik nitelikli yağma suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanıkların müdafileri ile katılan bakanlık vekilinin (tefecilik yönünden) temyiz istekleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5 maddesi uyarınca yeniden verilecek hükmün önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan (Tefecilik suçu hariç) daha ağır olamayacağının gözetilmesine, E)-Sanık ... hakkında "6136 sayılı Kanuna Muhalefet" suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise, Sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan kurulan mahkumiyet kararı yönünden 5271 sayılı Kanun'un 308/a maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde suç tarihinin 11.12.2020 olarak yazılması yerine, "2020 yılı" şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir nitelikte bir eksiklik görülmüştür. 1-Dosya kapsamında sanıkların ifadeleri, iletişim tespit tutanağı, kolluk tarafından düzenlenen fiziki izleme tutanağının incelenmesinde, sanığın örgüt üyesi olarak cezalandırılan sanık ... dışında, diğer sanıklarla atılı suç öncesi, esnası ya da sonrasında irtibatlı olduğunu gösteren HTS ve/veya iletişim tapesinin bulunmaması, sanık ... dışındaki sanıklar tarafından tanınmadığı yönündeki anlatımlar, bu anlatımları destekler mahiyetteki soruşturmaya başlanmazdan evvelki ortak suç kayıtlarında ve HTS Analiz Raporunda isminin bulunmaması ve sanığın yargılamaya konu örgütün üyesi olduğunu kabul etmemesi nedeniyle, sanığın örgüte üye olmak veya örgüt adına suç işlemek kastıyla atılı suça katıldığını gösteren bir delil olmaması ve suça konu tabancaları sattıkları anlaşılan sanıklar ... ve ... ile de bir irtibatının da bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin birden fazla kişiyle silah ticareti yapma suçunu oluşturduğu ve 6136 sayılı Kanunun 12/1 ve 12/2 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun'un 12/3 maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini, 2-Sanığın eyleme katılma aşaması, olay yerine geldiği aracın, öncü araç olarak kullanılması için sanık ...'a verdiği değerlendirildiğinde, sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 39.maddesinin uygulanma koşullarının karar yerinde tartışmasız bırakılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafinin temyiz isteği bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/5 maddesi uyarınca yeniden verilecek hükmün önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacağının gözetilmesine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.