KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2024/3856 E., 2026/1742 K.
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2024/447 E., 2024/560 K
- Suç
- Nitelikli yağma
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Karar Detayı
672 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Sanık hakkında Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28.12.2023 tarihli 2023/570 Esas, 2023/658 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d,h, 168/3-1 maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
14. Ceza Dairesi'nin 27.02.2024 tarihli ve 2024/447 Esas, 2024/560 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin istinaf talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Sanık müdafiinin temyiz istemi, suçun unsurlarının oluşmadığına yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Ceza hukumuzun temel kavramlarından birini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır.
Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir.
Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir.
Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158/4577 Esas ve Karar sayılı. 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı. 18.11.2014 tarihli, 810/501 Esas ve Karar sayılı. 20.05.2014 tarihli, 617/271 Esas ve Karar sayılı. 25.02.2014 tarihli, 678/98 Esas ve Karar sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548/346 esas ve karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle.
Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur.
Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.
Neticeten, yağma suçunun oluşabilmesi için sanığın faydalanma kastı hareket etmesi gerekir. Diğer bir deyişle, cebir ve tehdit marifetiyle malı alan fail, malik gibi tasarruf etme kastıyla hareket etmelidir.
Somut olayda, sanığın her aşamada mağdura ait telefonu kıskançlık sebebiyle alarak incelemek istediğini belirttiği, aralarındaki kavganın çıkış sebebinin kıskançlık olduğunun mağdur tarafından da doğrulandığı anlaşılmakla, sanığın ne şekilde faydalanma kastı ile hareket ettiği açıklanmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği gerekçesi Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi
Özgün Analiz
Olay Özeti
Olay Özeti: Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince mahkûmiyet kurulmuş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sanık her aşamada mağdura ait telefonu kıskançlık nedeniyle incelemek için aldığını belirtmiş, kavganın kıskançlıktan çıktığı mağdurca da doğrulanmıştır.
Hukuki İlke
Hukuki İlke: TCK 21. maddesi uyarınca suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır; TCK 148/1'de düzenlenen yağma suçunda kast hem cebir/tehdidi hem de malın alınmasını kapsamalı ve fail malı faydalanma (mal edinme) amacıyla almalıdır. Fail faydalanma kastıyla değil başka bir amaçla (ör. kıskançlık) hareket etmişse eylem yağma olarak nitelendirilemez; bu husus açıklanmadan mahkûmiyet kurulması eksik gerekçe oluşturur. Metinde yağma kastına ilişkin yerleşik içtihada atıf yapılmış, ancak bu kararın kendi metninde geçen ölçüt faydalanma kastının araştırılması zorunluluğudur.
Uygulama Sonucu
Uygulama Sonucu: Hükmün CMK 302/2 gereği bozulması.
Dava Strateji Notu
Dava Strateji Notu: Yağma isnadında failin 'faydalanma/mal edinme kastı' ile mi yoksa kıskançlık, öfke, ödünç/inceleme gibi başka saikle mi hareket ettiği kritik ayrım noktasıdır; savunmada bu saik somut delillerle ortaya konularak eylemin yağma dışında (ör. mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) nitelendirilmesi hedeflenmelidir.