Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/4230 E. , 2024/11958 K. "İçtihat Metni" Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 35/2, 125/
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/4230 E. , 2024/11958 K. "İçtihat Metni" Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 35/2, 125/1 (2 kez), 125/3-a (2 kez), 125/4 (2 kez), 106/1-1 cümle (2 kez), 50/1-a, 62/1 (5 kez), 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 12/2-a (5 kez) ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. (5 kez) maddeleri gereğince 2 kez 1 yıl 1 ay 3 gün hapis, 2 kez 5 ay 18 gün hapis ve 540,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/09/2023 tarihli ve 2023/486 esas, 2023/455 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 05.06.2024 gün ve 94660652-105-34-773-2024-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19.07.2024 gün ve 2024/67314 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği, MEZKUR İHBARNAMEDE; Dosya kapsamına göre, 1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/1. maddesinde yer alan, “(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki ve aynı Kanun'un 251/8. maddesinde yer alan, " (8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklindeki, 5237 sayılı Kanun'un 125/1. maddesinde yer alan, "Bir kimseye ..., ... ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin ..., ... ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki ve 125/4. maddesindeki "Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Hakaret suçu için öngörülen cezanın üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu gözetildiğinde temel halinin basit yargılama usulü kapsamında kaldığı; ancak benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/02/2017 tarihli ve 2014/4-757 esas, 2017/113 karar sayılı ilâmında, “...5237 sayılı Kanun’un 125. maddesinin dördüncü fıkrasında hakaret suçunun alenen işlenmesi, bu suçun nitelikli bir şekli olarak kabul edilmiştir." şeklinde belirtildiği üzere hakaret suçunun alenen işlenmesi durumunun, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hali gibi, suçun diğer bir nitelikli hali olduğu ve bu durumda öngörülen cezanın altıda bir oranında artırılacağı cihetle, sanığın üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret suçuna ilişkin cezanın üst sınırının 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektireceği ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesi uyarınca basit yargılama usulünün uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, 2-Müştekiler ve sanığa 5271 sayılı Kanun'un 251/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanacağına dair ihtarlı davetiye çıkarılırken tebligat içeriğinde duruşma yapılmaksızın hüküm verileceği hususunun belirtilmemesinde, 3-Müşteki ...'a basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanacağına dair ihtarlı davetiyenin hazırlıkta belirtilen adreste bulunamaması üzerine mernis adresine mernis şerhi düşülerek tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmesinde, 4-Sanığın aynı zaman diliminde kısa aralıklarla müştekileri hakaret ve tehdit etmesi eylemi nedeniyle her bir suç için 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde, 5-5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesinde "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir." şeklinde ve aynı Kanun'un 50/2. maddesinde "Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.'' şeklindeki düzenlemeler gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinde hapis ve adli para cezası seçimlik olarak öngörülmekle birlikte hapis cezası tercih edilmişse aynı Kanun'un 50/2. maddesinde yer alan adli para cezasına yönelik sınırlama ve 50/3. maddesinde düzenlenen emredici hüküm nedeniyle adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, hapis cezasının tekrar adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2023 tarihli ve 2023/486 esas, 2023/455 karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.