İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2024/4659 Karar: 2024/10539 Tarih: 2024

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2024/4659 K.2024/10539

6. Ceza Dairesi 2024/4659 E. , 2024/10539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1547 E., 2024/2003 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilme

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2024/4659 E. , 2024/10539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1547 E., 2024/2003 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilme

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2024/4659 E. , 2024/10539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1547 E., 2024/2003 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Hükmedilen cezanın süresine göre sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, katılan vekilinin temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede; Oluş, dosya içeriğine göre; şikâyetçinin, sanıkların kendisini önceden ayarladıkları, görüş açısını hesapladıkları Hakimevine çağırarak çek değişikliği için buluşmayı teklif ettiklerini, Hakimevine geldiğinde çekleri yazmaya başladıklarını, çeklerden birini kasıtlı olarak yanlış tarih yazdıklarını sonra çek değişikliği bahanesiyle sanık ...'in arabaya gidip silah çekmek suretiyle kendisinde bulunan çekleri de alarak gittiklerini, sanık Şükrünün ise araba çalışır vaziyette kameranın görüş açısı dışında beklediğini iddia ettiği, Sanık ...'in ise savunmasında şikâyetçi ile şirket satışı konusunda anlaştıklarını, müştekinin isteği üzerine şirketin yarısının satış olarak gösterildiğini şirket bedelinin yarısını banka havalesi ile ödediklerini, diğer yarısını da çek vermek suretiyle ödedikleri, bir kısmını önceden ödediklerini 4 çekin kaldığını, müştekiyi çekleri ödemek için Konyaya çağırdıklarını, Konyaya geldiğini ve çek bedellerini elden ödediklerini (nakit ödemeye ilişkin fotoğraf ibraz ettikleri) çek bedellerine ödemelerine rağmen şikâyetçinin şirketin değerlendiği gerekçesiyle diğer sanığın eşinin adına kayıtlı taşınmaza koydurduğu ipoteği kaldırmaya yanaşmadığı, bu hususları görüşmek için kendilerini Ankara'ya Hakimevine bizzat şikayetçinin çağırdığını savunduğu, şikâyetçi ile aralarında geçen whatsapp görüşmeleri dökümanlarını dosyaya sunduğu; Diğer sanık ...'nün ise savunmalarında; şoför olarak sanık ...'i getirdiğini, ipoteği kaldırma meselesini Hakimevinde şikâyetçinin isteği üzerine oturup konuştuklarını, konuşma sırasında bizzat şikâyetçinin önceden ödenen olay günü yağmalandığı iddia ettiği çekleri kendisine Hakimevinin içinde iken masada bizzat verdiğini, kendi aralarında konuşmak istemeleri üzerine çeklerle beraber dışarı çıkıp arabaya gittiğini, araba da herhangi bir tehdit olmadığını savunduğu; Şikâyetçi tarafından dosyaya ibraz edilen whatsapp görüşmelerinde; buluşma yerinin şikâyetçi tarafından belirlenip, konum gönderildiği, sanık tarafından ibraz edilen whatsapp mesajlar incelendiğinde müştekinin kendi ibraz ettiği whatsap mesajlarının bir kısmını içerdiğinin bulunmadığı (müştekinin ibraz ettiklerinin sanığın ibraz ettiklerinin sadece bir kısmını kapsadığı diğer kısmının görünmediği) sanığın ibraz ettiğinde ise müştekinin ödemeyi almak için Konyaya gelmeyi kabul ettiği ve müştekinin Konyaya geldiğine ilişkin bizzat kendi yazdığı yazışmalar olduğu yazışmaların devamında ayrıca diğer hususları ve anlaşmazlıkları görüşmek üzere öğleye kadar gelmeleri konusunda yazışmalar olduğu ve Hakimevine gelmesinin istendiği konum bilgilerinin bizzat müşteki tarafından atıldığı, sanığın halen yolda olduğunu söyleyip Kulu kavşağında olduğunu söylemesine rağmen kızdığına ilişkin mesajlar olduğu görüldüğü; Hakimevine ait olup olay gününü gösteren flaşbellek incelendiğinde; Hakimevine geldiklerinde şikâyetçinin sanıkları kapıda karşıladığı, içeride konuşmaya başladıkları, ellerinde bulunan evrakları masanın üzerine dizdikleri, bu konuşma sırasında sanık ...'nün savunmalarında belirttiği gibi şikâyetçinin çekleri tek tek (4 kez) sanık ...'ye verdiği, sanığın bunların üzerine kalemle birşeyler yazıp tekrar müştekiye verdiği sonra müştekinin eline aldığı belgeleri inceledikten sonra yeniden sanık ... verdiği, sanık ...'nün de elindeki kağıtlarla, çantayı da aldıktan sonra olay yerinden ayrıldığı, sanık ...'nün, şikayetçinin iddia ettiği gibi kameranın olmadığı ölü bölgede değil, aracı ile Hakimevinin giriş kapısının hemen önünde kameranın ve güvenlik noktasının çaprazında kameralarca rahatlıkla görünen yerde uzun süre beklediği, olayla ilgisi olmayan şahsın ikazı üzerine aracını geri aldığı, olayın gerçekleştiği yerin gündüz olduğu, Hakimevine sürekli insanların giriş çıkış yaptığı, şikâyetçinin iddia ettiği silah çekme olayının kamera görüntüsünün kapsamına girmediği; Hırsızlık suçunun; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 141. maddesine göre zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır malın yararlanmak amacıyla alınması ile oluşacağı, 5237 sayılı Kanun'un 148. madde ve gerekçesine göre, hırsızlık suçu tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdidin eylemi yağmaya dönüştüreceği, her türlü cebir veya tehdidin değil malı almak veya götürmek için uygulanan cebir veya tehdidin eylemi yağmaya dönüştüreceği açıktır. Müştekinin yağmalandığını iddia ettiği çeklerin kendi rızası ile sanık ... verdiği ve onunda çeklerle birlikte Hakimevinden ve dolayısıyla müştekinin hakimiyet alanından çıktığı görüntülerle uyumlu Sanık beyanı ile sabittir. Çeklerin ... ile alınması nedeniyle hırsızlık suçunu oluşturmayacağı, malın olay yerinden ... ile ayrılmasından sonraki cebir veya tehdit varsa bile eylemi yağmaya dönüştürmeyeceği anlaşılmakla; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, suç adresindeki görüntülerden 345 No.lu görüntüde içeride şikayetçi ve sanıkların oturup hesap yaparken kamera kayıtlarında saat 17.18 gibi şikayetçi ile sanık ...'nün karşılıklı birbirlerine ellerine kağıt uzattıkları, şikâyetçinin başka evrakları verdiği, sanık ...'nün önündeki kağıda kalemle bir şeyler yazdığının görüldüğü, daha sonra şikâyetçiye uzattığı, şikâyetçinin de bunları alıp inceledikten sonra tekrar saat 17.25 gibi sanık ...'ye evrak verdiği, kamera görüntülerine göre şikâyetçinin 4 ayrı zamanda 4 ayrı çeki sanık ...'ye verdiği, sanık ...'nün de çekler üzerine birşeyler yazarak tekrar müştekiye verdiği, onunda inceleyerek tekrar sanık ... verdiği, sanık Şükrününde elindeki kağıtlarla, çantayı da aldıktan sonra olay yerinden ayrıldığı. Sonrasında, 652 No.lu kamera görüntüsünde sanık ...'nün önce araca bindiği, aracı Hakimevinin önünde giriş kapısının karşısında kameranın altında yaklaşık 3-4 dakika kadar aracı çalıştırarak beklediği, kimliği belli olmayan Hakimevini kullanmaya geldiği anlaşılan yeşil kıyafetli şahsın işareti üzerine araç ile geri geri giderek Hakimevinin giriş kapısının önünü açtığı olayda, sanıkların savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmediği, oluş, dosya içeriği ve sanıkların aksi kanıtlanamayan savunmalarına göre, taraflar arasındaki şirketin devir bedelinin tam olarak ödenip ödenmediği hususunda tartışma ve husumet bulunduğu, şikâyetçinin aşamalarda maddi delillerle desteklenmeyen hatta aksi yönde maddi deliler bulunan beyanından başka sanıkların hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği hususu tüm dosya kapsamı ile hep birlikte değerlendirildiğinde, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanıkların nitelikli yağma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafinin, ... müdafinin, katılan vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Tutuklulukta geçirdiği süre ve bozma kararının gerekçesine göre Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/362 Esas, 28.02.2024 tarihli kararı ile tutuklanmasına karar verilen sanıkların dava konusu nitelikli yağma suçundan TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara 12. Ağır Ağır Ceza Mahkemesine, bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla