Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/4346 E. , 2025/8070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1718 E., 2025/1396 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü te
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/4346 E. , 2025/8070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1718 E., 2025/1396 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.09.2024 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04.03.2025 tarihli kararı ile sanığın kendi nam ve hesabına hareket etmediği gibi sanığın asıl amacının dayısının alacağını tanık ....' den almak olduğu anlaşılmakla sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 106/2-a. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de; Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan düzeltilerek esastan red kararı verilmesi ve sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması sebebiyle bozulmasına ve dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2025/1718 Esas, 2025/1396 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-h, 35, 53/1. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Nitelikli yağmaya teşebbüs suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, mevcut deliller nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kesin, yasal ve inandırıcı delil bulunmadığına, katılanların soyut ve çelişkili beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğuna, hem katılanların hem de tanığın beyanlarında dahi sanığın yağma kastıyla hareket ettiğine dair söylem bulunmadığına, en aleyhe kabulle olayın tehdit suçuna sübut vereceğine ve yine en aleyhe kabulle eylem yağma kapsamında değerlendirilse dahi 5237 sayılı Kanun'un 150. madde hükümlerinin uygulanması gerektiğine, bu hususta bölge adliye mahkemesinin Yargıtay bozma ilâmına direnme gerekçesinin hatalı olduğuna, beyanların yan delille desteklenmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesi ve hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 13.11.2024 tarihli ve 2024/4272 Esas, 2024/2902 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04.03.2025 tarihli ve 2025/285 Esas, 2025/2520 Karar sayılı kararı ile nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozmadan sonra yapılan yargılamada, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında ilk hüküm gibi yeniden mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; söz konusu mahkûmiyet kararında gerekçenin genişletilmesi, bozma ilâmına konu sebeplere yönelik açıklama yapılması ve değiştirilmesi suretiyle hüküm kurulduğu ve bu durumun da Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulmuş içtihatları uyarınca (Örneğin, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.10.2016 gün, 2015/783 Esas ve 2016/377 Karar sayılı kararı) yeni hüküm mahiyetinde olduğu, bu haliyle usulüne uygun direnme kararı niteliği taşımayan hükmün Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07.05.2025 tarihli ve 2025/1718 Esas, 2025/1396 Karar sayılı hükmünün Dairemizce yapılan incelemesinde yeni hüküm mahiyetinde olan kararın aynı gerekçelerle bozulması gerektiği anlaşılmıştır. Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 günlü ve 2013/678-2014/98 sayılı Kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Ancak kanun metninde Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinden kimlerin yararlanabileceği açık açık sayılmamıştır. Kanun metninde açık açık sayılmasa da Yargıtay kimlerin Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinden yararlanabileceğini, kimlerin yararlanamayacağını kararlarıyla belirlemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 6. Ceza Dairesi uygulama birliği sağlama ve kötüye kullanmaların önüne geçmek amacıyla objektif bazı kriterler belirlemiştir. Söz konusu kriterler; 1-Hukuken tahsil edilebilir bir alacak olması, 2-Bunu almak için cebir veya tehdit uygulanması, 3-Talep edilen miktar ile alacak miktarının orantılı olması, 4-Tarafların hukuki ilişki doğduğu anda bu ilişkide taraf sıfatı taşıyan kişilerden olmaları gerektiğidir. Bu doğrultuda; a-Sanığın hukuki ilişki doğduğu anda alacaklı sıfatı taşıması gerektiği, b-Müştekinin bu hukuki ilişki doğduğu anda borçlu sıfatını taşıması gerektiği, c-Borç doğduğu anda taraf sıfatı taşıyan kişilerin yakın akrabaları veya çalışanların yada spontane gelişen olaylarda; kendisi için menfaat amacı gütmeden, arkadaşına yardım ve dayanışma amacıyla bulunan arkadaş ile birlikte eyleme katılmış olmaları halinde; Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinden yararlanabileceğini kabul etmektedir. Kural olarak borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hemde ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır. Bazılarını hatırlayacak olursak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.12.2013 tarihli ve 2013/1-452 Esas, 2013/612 Karar sayılı "....Bu nedenle, yerel mahkemece, sanık ...'ın eylemini 5237 sayılı TCK'nun 150/1. maddesi kapsamında hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirdiği kabul edilerek tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli iken, sanık ...'ın ağabeyi olan sanık ...'ın hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla eyleme iştirak ettiği gözetilmeden, tehdit suçundan cezalandırılması yerine, yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, Özel Daire bozma kararı bu yönüyle yerindedir." şeklindeki kararında kardeşin Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinden yararlanacağına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.05.2017 tarihli ve 2017/6-91 Esas, 2017/291 Karar sayılı "... İnceleme dışı sanık ... ile katılan ... arasında ... plakalı aracın satışı nedeniyle hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişkinin bulunduğunun sabit olduğu, katılanın, yetkilisi olduğu şirketin vergi borcu nedeniyle haczedilerek elkonulan aracı teslim almasına rağmen ...'e iade etmemesi üzerine, ...'in hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsili amacıyla yağma eylemini gerçekleştirdiği, sanık ...'in ise yanında çalıştığı ...'in katılan ...'dan olan alacağını tahsil etmek için adı geçen sanıkla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da TCK'nun 150/1. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. ..." şeklindeki kararında çalışanın Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddeden yararlanacağına verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunu'nun 14.01.2020 tarihli ve 2017/6-204 Esas, 2020/5 Karar sayılı "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 10.12.2013 tarihli ve 452-612 sayılı kararında kardeşinin hukuki alacağını tahsil amacıyla yağma eylemine katılan sanığın; 23.05.2017 tarihli ve 91-291 sayılı kararında yanında çalıştığı failin hukuki alacağa dayanan yağma suçuna iştirak eden iş yeri arkadaşının da TCK'nın 150. maddesindeki düzenlemeden yararlanacağına karar verirken akrabalık ve geleneksel yakınlık ilişkilerini gözetmiştir..." , " şikâyetçi ...’nın 03.04.2009 tarihinde üzerine kayıtlı dubleks evi sanık ...’ın eşinin üzerine devrettiği olayda; ...’ün hukuki alacağını tahsil etmek amacıyla katılanlara karşı yağma eylemini gerçekleştirdiği sırada muhasebe müdürü olarak on bir yıl yanında çalışmış olan sanık ...’ın da onunla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da TCK'nın 150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. " şeklindeki kararında çalışanın Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir. Dairemizin 03.02.2022 tarihli ve 2021/15955 Esas, 2022/2691 Karar sayılı "...Sanığın arkadaşı ve müşteki ...’ın ise kolluktaki beyanında eniştesi olduğunu belirttiği diğer sanık ...'in, katılan ...'tan alacağı olduğundan alacağını tahsil etmek için yardımcı olmak amacıyla hareket ettiği ve bu amaçla katılanları darp etmeleri şeklinde savunmaları karşısında taraflar arasında hukuki ilişkiye dayanan bir alacak ilişkisi olup olmadığının taraflardan sorularak açıklığa kavuşturulması suretiyle sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 150/1. maddesi delaletiyle 86/2 ve 106/1-2 cümle maddelerinde düzenlenen tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturup oluşturmayacağı tartışılmaksızın nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması; bozmayı gerektirmiş..." şeklindeki kararında eniştenin Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir. Ve yine Dairemizin 02.07.2024 tarihli ve 2022/11126 Esas, 2024/8199 Karar sayılı " ...sanık ...’un ise sanık ...’in arkadaşı olarak olay yerine aracı ile gittiği, mağdurların sanık ...’un aracına borçlu oldukları diğer sanıklar ile bindikleri ve sanıkların mağdur ...’i tehdit ederek alacaklarını isteyip mağdur ...’ın çantasında bulunan paraları almaları şeklinde gerçekleşen eylemde; sanık ...’un sanık ... tarafından aranması üzerine alacak meselesini bilmeden olay yerine gittiği, mağdurları aracına diğer sanıkların talebi üzerine aldığı gibi kendi nam ve hesabına hareket etmediği, şahsi menfaat gözetmeksizin suça iştirak etmesi sebebiyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 106/2-c maddesi kapsamında kaldığı düşünülmeden yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir..." şeklindeki kararında arkadaşın Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir. Tüm bu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, Dairemizin kararları, Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. madde metni ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinden yararlanacak sanıkların hukuki alacağını tahsil amacıyla hareket eden sanığın akrabası, işçisi ve işvereni olmasıyla sınırlı olmadığı, çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşların da yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında bahsi geçen "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Aksi halin kabulünün ağır haksızlıklara da neden olabileceği açıktır. Mesela; arkadaşı ile yolda gezerken biriyle tesadüfen karşılaştıklarında yanındaki kişinin alacak borç ilişkisi sebebiyle tartışmasına ve akabinde aniden kendisini bir kavganın içinde bulan kişilerden asıl fail alacaklı olduğu için Türk Ceza Kanunu'nun 150/1.madde delaletiyle çok az ceza aldığı hatta şikâyete tabi ise ceza bile almadığı( TCK150/1) durumda tesadüfen yanında bulunan arkadaş yağma suçundan yüksek cezalar alabilmektedir. Somut olaya gelince; inceleme dışı sanık ...'nin tüm aşamalarda ısrarla tanık ....'ye kredi kartını ve kredi kartına yatırmak için 9.000,00 TL para verdiğini, tanık ....'nin parayı yatırdığını, ancak kendisine kredi kartını vermediğini, sonradan tanık ....'nin kartından 24.000,00 TL ana para ve 8.000, 00 TL para çektiğini beyan ettiği, tanık ....'nin de kredi kartını aldığını beyan ettiği, mahkemede ayrıca parayı kredi kartına yatırdığını, inceleme dışı sanık ...'nin 30.000,00 TL eksiği olduğunu söylediği, bunu da sanığa ödediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. İnceleme dışı sanık ..., sanık ...'ın dayısı olmaktadır. Katılanların beyanı ve sanık ...'ın savunması birlikte değerlendirildiğinde sanık, dayısının alacağını istemek maksadıyla, tanık .... ve katılanlar ... ile ...'ın birlikte yaşadığı binanın önüne geldiği, tanık ....'nin katılanlardan sorduğu, tanık ....'yi bulamaması üzerine katılanlarla arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanığın kendi nam ve hesabına hareket etmediği gibi sanığın asıl amacının dayısının alacağını tanık ....'den almak olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 106/2-a maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunn'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık, dayısının tanıktan olan alacağını istemek amacıyla katılanların binası önüne gitmiş, çıkan tartışma kavgaya dönüşmüştür. Nitelikli yağmaya teşebbüsten 8 yıl hapse mahkum edilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi Yargıtay bozmasından sonra gerekçeyi genişleterek yeniden mahkumiyet vermiştir.
Hukuki İlke: Hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla cebir/tehdit kullanılırsa eylem TCK 150/1 delaletiyle daha az cezayı gerektirir; bu hükümden yalnızca alacaklı/borçlu değil, menfaat gütmeksizin dayanışma/geleneksel yakınlık ilişkisi içinde eyleme katılan akraba, çalışan ve yakın arkadaşlar da yararlanır. Ayrıca bozmadan sonra gerekçe genişletilerek kurulan hüküm direnme değil yeni hüküm niteliğindedir.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Yağma görünümlü olayda müvekkil alacaklının akrabası/çalışanı/yakın arkadaşı olarak kendi menfaati olmadan katıldıysa TCK 150/1 yollamasıyla tehdit/yaralamaya indirim istenebilir; ayrıca 'direnme' adı altında gerekçesi genişletilerek kurulan hüküm yeni hükümdür ve doğrudan temyize tabidir, CGK'ya gitmez.