Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/4562 E. , 2025/8207 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1181 E., 2025/1178 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar haklarında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin te
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/4562 E. , 2025/8207 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1181 E., 2025/1178 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar haklarında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2025 tarihli ve 2025/35 Esas, 2025/114 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 149/1-c-f, 35, 53... . maddeleri uyarınca 90 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. İstinaf Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.06.2025 tarihli ve 2025/1181 Esas, 2025/1178 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurun sanıklara suça konu parayı kendi eliyle ve rızasıyla teslim ettiğinden yağma suçunun oluşmadığına eylemin ancak dolandırıcılık olarak nitelendirilebileceğine, şikâyet yokluğundan düşme kararı verilebileceğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, taraflar arasında ticari ilişki bulunmakta olup 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, delillerin hatalı değerlendirildiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. 2.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçun nitelendirilmesinde hata yapıldığına, sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, mağdurun şikâyetçi olmaması sebebiyle düşme kararı verilmesi gerektiğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, taraflar arasında hukuki alacak ilişkisi bulunmakta olup 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesinin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır. Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Bir de alacak zamana yayılmış ve sürekli alıp vermeden kaynaklanan bir alacak ise kuruşu kuruşuna alacak miktarını tespit etmek mümkün olamayacağından, sanığın alacağını almak için hareket ettiği ve aldığı kanaati oluşturacak bir değeri de uygulamak için kabul etmelidir. Yani borçlu kanunen alacağı olduğu ve onu aldığı kastıyla hareket etmiş ise sonradan hesaplanan alacak-borç arasında çok fahiş bir fark olmadığı takdirde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. fıkrası uygulanmalıdır. Yine alacak miktarının, asıl alacağın yanında faizi de kapsaması gerekmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/1-452 E. 2013/612 K., Yargıtay 6. C.D. 2022/3916 E. 2024/1482 K. sayılı ilamları) Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde; mağdur ile sanık ... arasında akrabalık bağı bulunduğu, suç tarihinden önce mağdurun eşi tarafından kurulmuş olan sokak hayvanlarına yardım derneğiyle ilgili olarak yapılan soruşturma kapsamında mağdur ile birlikte eşi ve akrabalarının gözaltına alındığı, eşi ve baldızının tutuklandığı, mağdurun ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ancak soruşturma kapsamında cep telefonuna el konulduğu, mağdurun bu sebeple kendi adına kayıtlı ancak oğlu tarafından kullanılan bir telefon kullanmaya başladığı, bu olaydan bir süre sonra kendisini ... ismi ile ve .... çetesi mensubu olarak tanıtan kimliği belirlenemeyen bir şahsın mağduru arayarak "Dernekten para götürmüşsünüz, biz de size 20.000.000,00 TL ceza kestik, bu parayı ödemezsen eşini, oğlunu ve anneni öldüreceği , seni de evden alıp parayı alana kadar işkence yapacağız, sen şimdi bizi tanıyan ya da bize yakın olan birini bul ve bizim nasıl insanlar olduğumuzu öğren" dediği, bunun üzerine mağdurun sanık ... ile daha önce söz konusu çete hakkında yaptığı sohbetler aklına gelerek durumu sanık ...'e bildirerek yardım istediği, sanık ...'in önceden yaptıkları plan çerçevesinde mağduru bu suç örgütüne yakın olduğunu bildirerek sanık ...'a yönlendirdiği, sanıkların çete içerisinde tanıdıkları olduğunu belirterek borcu 1.000.000,00 TL'ye indirdiklerini söyledikleri, akabinde.... ismi ile mağdur tekrar aranarak "Şansını zorlama, seni uyarıyorum, altında kalacağın işe girme, senden haber bekliyorum" şeklinde mesaj gönderildiği, sanık ...'in de mağdur ile yaptığı görüşmede çete mensuplarının mağdur için 1.000.000,00 TL için hayatını riske atmasın dediklerini söylemesi üzerine mağdurun söz konusu parayı vermeyi kabul ettiği, sanıklar ... ve.....'ın söz konusu parayı tahsil amacıyla olay günü İstanbul'dan Ankara'ya geldikleri ve mağdurun bu arada Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması üzerine kolluk görevlileri tarafından önceden gerekli tertibat alınarak yine kolluk tarafından temin edilen sahte 70.000 Amerikan Dolarını mağdur sanıklara teslim ettiği sırada kolluk görevlileri tarafından sanıkların yakalandığı olayda; I- Sanık ... ile mağdur arasında dosyaya yansıyan zamana yayılmış ticari alışverişler bulunduğu, sanıkların mağdur ile gerçekleştirdikleri 1.000.000,00 TL tutarındaki motor alım satımı dolayısıyla sanık ...'in 400.000,00 TL'sini sanık ...'dan aldığı 700.000,00 TL meblağı mağdur hakkında bulunan anılan soruşturma nedeniyle mağdurun baldızının hesabına gönderiklerini, geri kalan kısmını ise elden ödemelerine karşı söz konusu motorların kendilerine teslim edilmediğini, dava konusu eylemlerini bu alacaklarını alabilmek için gerçekleştirdiklerini beyan etmeleri, mağdurun soruşturma aşamasında bu olay sebebiyle sanık ...'den yardım istediğini, kovuşturma aşamasında da aralarında daha önce gerçekleşen motor alım satımı nedeniyle söz konusu motorların bedellerini sanıktan almış olmasına rağmen satışa konu motorları teslim edememesi sebebiyle sanığa borçlu olduğu hususunu kabul etmesi, dosya kapsamında mevcut bulunan çoğu 2023 yılına ait bir kısmı 2024 yılına ait banka ödeme dekontları ve sanığın mağdura motorlu araçlarının satımı hususunda yetki verdiğine ilişkin olarak ..... Noterliğince düzenlenen 15.06.2023 tarihli ... yevmiye numaralı vekaletnamesi dikkate alındığında, taraflar arasında sürekli bir alım satım ilişkisinin mevcut olduğu noktasında tereddüt bulunmadığı, mağdurun hakkında yürütülen sokak hayvanlarına yardım derneğiyle ilgili soruşturma kapsamında adli kontrol kararının bulunduğu ve mal varlığına el konulduğu hususlarını kendisinin belirtmiş olması sebebiyle gayri resmi yollardan bir takım ticari para alışverişinde bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı düşmemesi karşısında; şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek sanıklar ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran bir hukuksal ilişkinin bulunduğu ve bu haliyle sanıklar haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 106/2-c maddesi uyarınca hukuki alacağı tahsil amacı ile tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, II- Kabule göre de; Sanıkların eylemlerini işyeri niteliğindeki bir restaurantta gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 149/1. maddesinin (c) ve (f) bentlerinin yanısıra (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümününde açıklanan nedenle, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.10.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kendini bir suç örgütü mensubu gibi tanıtan kimliği belirsiz kişilerce mağdura borç adı altında önce 20 milyon sonra 1 milyon TL ödemesi için tehditler gönderilmiş, akraba/tanıdık sanıklar araya girip parayı tahsile gelmiş; mağdurun ihbarı üzerine kolluğun temin ettiği sahte para teslimi sırasında sanıklar yakalanıp nitelikli yağmadan mahkum edilmiştir. Taraflar arasında dosyaya dekont, vekaletname ve motor alım-satımıyla yansıyan alacak-borç ilişkisi bulunmaktadır.
Hukuki İlke: Taraflar arasında meşru ve süregelen bir alacak-borç ilişkisi varsa, alacağın tahsili amacıyla tehdit eylemi TCK 150/1 delaletiyle TCK 106/2-c (hukuki alacağı tahsil amacıyla tehdit) kapsamında değerlendirilmelidir; ceza hukukunda şekli ispat aranmaz ve şüphe sanık lehine yorumlanır. Ayrıca yağmanın işyerinde işlenmesi halinde TCK 149/1-d bendi de uygulanmalıdır.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Yağma/tehdit dosyasında dekont, vekaletname, alım-satım gibi belgelerle desteklenen alacak ilişkisi TCK 150/1 uygulamasını gündeme getirir ve suçu tehdide dönüştürerek cezayı ciddi ölçüde düşürür; savunma bu belgeleri erkenden dosyaya kazandırmalıdır.