İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/5716 Karar: 2025/9279 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2025/5716 K.2025/9279

6. Ceza Dairesi 2025/5716 E. , 2025/9279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/3049 E., 2025/3170 K. SUÇ: Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/5716 E. , 2025/9279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/3049 E., 2025/3170 K. SUÇ: Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/5716 E. , 2025/9279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/3049 E., 2025/3170 K. SUÇ: Nitelikli yağmaya teşebbüs HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2025 tarihli ve 2025/35 Esas, 2025/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d, 35/1-2 ve 53. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.07.2025 tarihli ve 2025/3049 Esas, 2025/3170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın ruhsal hastalığı nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 31. Ve 32. maddeleri kapsamında ceza ehliyeti bulunmadığından detaylı adli rapor alınması gerektiğine, sanığın beraatine, kabule göre de takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına, temel cezanın alt sınırdan tayinine, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan yapılan yargılama sonucunda, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2024/524 Esas, 2025/7 Karar sayılı kararı ile sanığın anılan suçtan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 10.03.2025 tarihli ve 2025/1033 Esas, 2025/1135 Karar sayılı kararında özetle, "Sanık hakkında ... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 29/11/2024 tarihli raporda sanığın üzerine atılı suç nedeniyle ceza sorumluluğunun tam olduğunun belirtilmesi, ancak sanık hakkında İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/911 Esas sayılı dosyası kapsamında aynı hastane tarafından düzenlenen 14/02/2020 tarihli raporda sanığın üzerine atılı basit yaralama suçu nedeniyle TCK'nin 32/1 maddesi kapsamında olduğunun belirtilmesi, yine sanığın incelenen adli sicil kaydına göre İzmir 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/517 Esas, 2021/195 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında TCK 'nın 32. ve 57. maddeleri nedeniyle akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, İzmir 48. Asliye Ceza Mahkemesinden sanığa ait raporun getirtilmesi ile varsa sanık hakkındaki önceki tedavi evraklarının temin edilerek, dosyanın bir örneği ile birlikte sanığın İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi suretiyle sanığın atılı yağma suçuna teşebbüs suçundan dolayı TCK'nın 32/1-2 maddeleri uyarınca herhangi bir akıl hastalığı olup olmadığı hususunda rapor aldırılması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdir edilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 289/1. ve 280/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesinin 30.05.2025 tarihli kararı ile; sanığın nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.07.2025 tarihli ve 2025/3049 Esas, 2025/3170 Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi üzerine, sanık müdafiinin anılan karara yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.01.2025 tarihli ve 2024/524 Esas, 2025/7 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 10.03.2025 tarihli ve 2025/1033 Esas, 2025/1135 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı, sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, genel olarak sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükümlerinin esastan reddine dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkumiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı, sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele, tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 10.03.2025 tarihli ve 2025/1033 Esas, 2025/1135 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2025 tarihli ve 2025/35 Esas, 2025/267 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla