İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/5867 Karar: 2025/10397 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/5867 K.2025/10397)

6. Ceza Dairesi 2025/5867 E. , 2025/10397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/ 2077 E., 2025/ 2558K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli tehdit HÜKÜMLER : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/5867 E. , 2025/10397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/ 2077 E., 2025/ 2558K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli tehdit HÜKÜMLER : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/5867 E. , 2025/10397 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/ 2077 E., 2025/ 2558K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, nitelikli tehdit HÜKÜMLER : Esastan reddi ile onama TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Temyiz kapsamı ve suç vasfı gözetilerek sanık hakkında mağdura yönelik 15.10.2024 günlü nitelikli tehdit suçundan kurulan hükmünde temyiz kapsamına dahil olduğunun kabulü ile sanık hakkında mağdura yönelik 15.10.2024 günlü nitelikli tehdit ve 08.10.2024 günlü nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafileri tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; Hükmedilen cezaların süresine göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Dairemiz uygulamalarında ise "faydalanma kastının" aranması gerektiğinin çok açık olarak gösterildiği, ayrıca birçok kararlarında bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. (Faydalanma kastının varlığının zorunluluğuna ilişkin örnek kararlar için bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.20 13... /6-1290E. 2013/35K. Yargıtay 6.C.D. 2005/10644E. 2005/9164K. Yargıtay 6.C.D. 2015/8292E. 2017/4019K. sayılı ilamları) Bu bakımdan somut olayımızın incelenmesine gelince; sanığın 08.10.2024 günü konut içerisinde resmi nikahlı eşi olan mağdur ile aralarında çıkan tartışma sırasında mağdura yönelik "sen niye beni şikayet ettin, sen şerefsizsin, ya çocukları bırakıp gideceksin ya da bu evden ölün çıkar'' dediği ve ardından mağdurun telefonunu elinden zorla aldığı, 15.10.2025 günü de sanığın mağdura kül tablası fırlatmak suretiyle inceleme dışı kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiği ve sonrasında elinde bulunan kırmızı saplı bıçağı mağdura göstermek suretiyle ''seni öldüreceğim'' dediği iddia olunmuş ise de sanığın tüm aşamalarda atılı suçu inkar ediyor olması, mağdurun, sanığın ailesini aramasını istemediğine, telefonu dolaba koyduğuna yönelik kovuşturma aşamasındaki anlatımları, tanık ..., 08.10.2024 günlü eyleme ilişkin anlatımı, tanıklar ... , ...'nin de 15.10.2025 tarihli atılı tehdit eylemine ilişkin oluşa uygun beyanları ve nihayet mağdura ait 15.10.2024 günlü adli muayene raporu içeriği tüm dosya kapsamı ile hep birlikte gözetildiğinde; Yağma suçuna konu telefon bakımından sanığın faydalanma amacı taşıdığının her türlü şüpheden uzak kesin delil ile ispatlanamadığı buna karşılık adli muayene raporları ve tanık anlatımları ile mağdur beyanları içeriğinden sanığın her türlü şüpheden sabit görülebilen eylemlerinin 08.10.20 24... .10.2025 tarihinde mağdura yönelik zincirleme nitelikli tehdit suçu ile inceleme dışı kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin yağma ve tehdit suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulmuş olması, 2-Kabule göre de; mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanında olayın sonrasında suça konu telefonu dolapta bulduğuna dair anlatımı gözetilerek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemiş olması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan tutukluluk haline UYAP kayıtlarında rastlanmadığından nitelikli tehdit suçundan tutuklulukta geçirdiği süre ve 5275 sayılı CGTİHK'nın 105/A maddesi de gözetilerek başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse TAHLİYESİNE, tahliye için Siverek Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Viranşehir 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 01.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanigin resmi nikahli esiyle tartismada esinin telefonunu zorla aldigi ve tehdit ettigi; yagma ve teh dit suclarindan ayri ayri mahkum edildigi, ancak telefonun sonradan dolapta bulundugu ileri surulen dosyadir.

Hukuki İlke: Yagma sucu, faydalanma (mal edinme, sahiplenme veya ekonomik yarar saglama) kastini gerektirir ve bu kast dar yorumlanir; faydalanma kasti her turlu supheden uzak ispatlanamazsa eylem yagma degil (zincirleme) tehdit olur, sup he sanik lehine yorumlanir ve kosullari varsa etkin pismanlik uygulanir.

Uygulama Sonucu: bozma

Dava Strateji Notu: Yagma isnadinda 'faydalanma kasti'nin Yargitayca dar yorumlandigi vurgulanmali; malin geri birakilmasi ya da bulunmasi, faydalanma kastinin yoklugu ve etkin pismanlik lehine dayanak yapilarak suc vasfi tehdide indirilebilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla