Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/6580 E. , 2025/10841 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/541 E., 2016/100 K. SUÇLAR : Hakaret, tehdit HÜKÜMLER : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düşme İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.11.2025 tarihli ve 2024/295 Esas, 2025/9639 Karar sayılı ilamı Yargıtay
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/6580 E. , 2025/10841 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/541 E., 2016/100 K. SUÇLAR : Hakaret, tehdit HÜKÜMLER : Beraat İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düşme İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.11.2025 tarihli ve 2024/295 Esas, 2025/9639 Karar sayılı ilamı Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 17.11.2025 tarihli ve 2024/295 Esas, 2025/9639 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2025 tarihli ve 18 - 2016/101499 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Özetle, dava zamanaşımının gerçekleştiği bir durumda Yüksek Yargıtay Dairesince hükmün esastan incelenerek beraat kararının onanmasının mümkün olup olmadığı hususuna ilişkindir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığa atılı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106/1-1. cümle de düzenlenen tehdit suçunun yaptırımı altı aydan iki yıla kadar hapis cezası, 5237 sayılı Kanun'un 125/1-2 maddesinde düzenlenen hakaret suçunun yaptırımı üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olup 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e. maddesi uyarınca bu suçların asli dava zamanaşımı süreleri sekiz yıldır. Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 20.08.2015 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylemle ilgili olarak, sanık hakkında dava zamanaşımını kesen son işlem olan savunmasının alındığı 24.12.2015 tarihinden itibaren hakkındaki dava zamanaşımını süresi, Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin inceleme tarihinden önce 24.12.2023 tarihinde dolmuş bulunmaktadır. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin beraat hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 223 (9) hükmünün uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir. Birinci görüşe göre; 5271 sayılı Kanun'un 223 (9)'da yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “Kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; dava zaman aşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir. İkinci görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, işbu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zaman aşımından düşürülmesi gerekir. İkinci görüş doktrin tarafından ağırlıklı olarak benimsenmiştir. Örneğin; Prof. Dr. C. Şahin de bu konuda, Adalet Dergisi (Yıl:2013, Sayı:45, Shf.:224/239)'nde yayımlanan “Dava Zamanaşımı Sanığın Aklanmasına Engel Olabilir mi?” başlıklı makalesinde; “...Fıkrada geçen “Derhal” sözcüğü ile, henüz yargılamanın başında olma değil, “Dosyanın mevcut durumu” ifade edilmektedir. Yani, yargılamanın geldiği aşama itibariyle dosyadaki mevcut delillere göre, “Herhangi, başka, yeni bir araştırmaya gerek olmaksızın” beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, örneğin zaman aşımı nedeniyle daha aleyhine olan düşme kararı verilmesi yasaklanmaktadır. İlgili hükmün (5271 sayılı Kanun'un 223 (9)) burada yapılmamasını istediği şey delil takdiri değil, yeni delil araştırmasıdır. İlave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebilecekse, dava zamanaşımı dolmuş olsa bile, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil, dosyanın mevcut durumu itibariyle beraat kararı vermek gerekmektedir.” diyerek ikinci görüşü benimsediğini açıkça ortaya koymuştur. Dairemizce aşağıda açıklayacağımız diğer gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz. Bilindiği üzere, 5271 sayılı Kanun'un yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “Davanın esasına girmeden”, “Delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “Fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları 5271 sayılı Kanun'un 223 (9)’ncu maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir. Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet savcısı, kolluk amiri (Örneğin; 5271 sayılı Kanun'un 119. maddesi hükmü uyarınca yapılan aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (5271 sayılı Kanu'un maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “Herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin, 5271 sayılı Kanun'un madde ve fıkrası bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır. Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur. Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir. Kanaatimizce, “Derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36... . maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan “Lekelenmeme Hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “Yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “İlâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ...” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır. 5271 sayılı Kanun'un (9)’ncu madde ve fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1- Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5- Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır. Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez. 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin âmir hükmü uyarınca; dava zaman aşımı süresi dolmasaydı, davanın esasına girip, işbu kararı bozmamız gerekirdi diyorsak artık; sırf yargılama dava zaman aşımı süresi içinde sonuçlandırılamadı, diye davayı düşüremeyiz, yâni sanığı lekelenmiş durumda bırakamayız. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; Her ne kadar sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından 24.12.2015 olan savunma tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresi geçmiş ise de, sanığın inceleme dışı sair tehdit eylemleri dışında, temyiz istemine konu atılı eylemlerinin hakaret ve tehdit suçunun unsurlarını oluşturmuyor olması ve 5271 sayılı Kanun'un 223/9. maddesinde yer alan “Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” düzenlemesi gereği, sanığın lekelenmeme hakkı gözetildiğinde Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 17.11.2025 tarihli ve 2024/295 Esas, 2025/9639 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.12.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hakaret ve tehdit suçlarından beraat eden sanık hakkındaki hükmü Yargıtay 6. Ceza Dairesi onamış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı dolduğu için beraatın onanması yerine kamu davasının düşürülmesi gerektiği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Uyuşmazlık, zamanaşımı dolan bir dosyada esasa girilerek beraatın onanıp onanamayacağıdır.
Hukuki İlke: CMK 223/9'daki 'derhal beraat' kavramı yalnızca davanın başındaki hallerle sınırlı değildir; yargılamanın geldiği aşamada ilave delil toplanmasına veya araştırmaya gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa, dava zamanaşımı dolmuş olsa bile sanığın lekelenmeme hakkı gereği düşme değil beraat kararı verilir/onanır. Tehdit (TCK 106/1) ve hakaret (TCK 125/1-2) suçlarının asli zamanaşımı 8 yıldır (TCK 66/1-e).
Uygulama Sonucu: İtirazın reddi (beraat onaması korundu); dosya CMK 308/3 uyarınca Ceza Genel Kuruluna gönderildi
Dava Strateji Notu: Zamanaşımı dolsa dahi, müvekkilin eylemi ilave araştırma gerektirmeden suç unsurlarını oluşturmuyorsa, düşme yerine beraat isteyin; lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi beraatı düşmeye üstün kılar. Beraatın müvekkil için düşmeden daha lehe olduğunu (sicil, tazminat, itibar) vurgulayın.