Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2025/7328 E. , 2026/3127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/393 E., 2025/273 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenler
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2025/7328 E. , 2026/3127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/393 E., 2025/273 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Bursa 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli 2020/71 Esas, 2020/220 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.12.2021 tarihli 2021/509 Esas, 2021/2881 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile katılandan beyanında geçen komşusunun kim olduğu sorularak araştırılarak tespit edilmesi halinde tanık olarak celp edilerek teşhis işlemi yaptırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve sanığın suç tarihinde özellikte saat. 21: 00... :00 arasında görevi başında olup olmadığının tespit edilmeden ve sanıktan görevi başında olduğunu söylediği saat 21:19'da cep telefonunun Medikalpark Osmangazi Bursa adresinden neden sinyal verdiği sorulup açıklatmadan eksik inceleme ile sanığın beraatine karar verilmiş olması kanuna aykırı görülmekle bozulmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Tanık ...'ün sanığı daha önce hiç görmediğini beyan ettiği, HTS kayıtlarının tek başına kuşku sınırlarını aşan, mahkumiyete yeterli ve kesin delil niteliğinde olmadığı, aleyhinde başka delil bulunmayan kişinin “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin koruması altında olduğu ve cezalandırılamayacağı, eksiklikler sanık lehine giderilmiş olmasına rağmen sanığın cezalandırıldığı, sanık aleyhine verilen kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Olayın görgüye dayalı tek tarafsız tanığının sanığı teşhis edemediği, sanığın, olay tarih ve saatinde olay yerinde olduğunun da tespit edilemediği, yapılan değerlendirmede şüphe bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun içtihadı uyarınca, gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanık aleyhine yorumlanarak, ihtimale dayalı yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan kabul ve uygulamaya göre de fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilmesi durumunda da belirlenebilir somut maddi zarar ile ilgili olarak, sanığa bildirimde bulunup, zarar gideriminin sonucuna göre, sanık hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi hükümleri uygulanması gerekirken, zarar gideriminde bulunmadığı gerekçesiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş olması da hukuka aykırı bulunduğundan kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli 2020/71 esas, 2020/220 karar sayılı dosyası mala zarar verme suçuna yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesi 07.12.2021 tarihli 2021/509 Esas, 2021/2881 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak Bölge Adliye Adliye Mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen Adil Yargılanma Hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197). Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi 07.12.2021 tarihli 2021/5 09... /2881 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.04.2026 tarihinde karar verildi. ..