KÜNYE
6. Ceza Dairesi 2026/1517 E., 2026/2958 K.
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2025/3992 E., 2025/2706 K
- Suç
- Nitelikli yağma
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Detayı
735 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan ön inceleme neticesinde ise; hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Bakırköy
15. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2024 tarihli 2024/3 60... /426 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
7. Ceza Dairesinin 17.02.2025 tarihli 2025/643 Esas, 2025/585 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, 25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı,
5271 sayılı Kanun'un 289/1-g maddesi uyarınca "Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi."nin bozma nedeni olarak sayıldığı, bölge adliye mahkemesinin bozma sebeplerinin gerekçeye yönelik olduğu anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamış, bu hususta tebliğnamede yer alan bozma istemli görüşe iştirak edilmemiştir.
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bozma Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2024 tarihli 2024/3 60... /426 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a, d, h, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
7. Ceza Dairesinin 17.02.2025 tarihli 2025/643 Esas,2025/585 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Bakırköy
15. Ağır Ceza Mahkemesi 11.09.2025 tarihli 2025/1 24... /330 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a, d, h, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesi 17.11.2025 tarihli ve 2025/3992 Esas,2025/2706 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Suçu işlemediğine, mahkûmiyeti gerektirir delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, meşru savunma hükümlerinin uygulanması, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, yeterli inceleme ve araştırmanın yapıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, anlaşıldığından,
sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Ancak, katılanın kovuşturma aşamasındaki ifadesinde "..sanık ... çakıyı boğazıma dayamıştı benden kimliğimi istedi, araması varmış, ayrıca benden para istedi, ne kadar varsa vereceksin dedi, ben kendisine para vermedim, ancak kimliğim yastığımın altındaydı, benden kimliğimi aldı evden ayrıldı, bıçağı odada bıraktı, ...'un peşinden bende dışarı çıktım, polisi aradım, ben kapıyı açar açmaz ...'ta korkarak evden çıkıp kaçtı, polisler benim bulunduğum yere geldiler, ...'u ben yakalamıştım bırakmadım, polisler onuda aldılar.." kollukta alınan ifadesinde ise, "... isimli şahıs elini benim cebime koydu ve cebimden kimliği aldı.
Ben o esnada bunların boşluğundan yararlanarak ... elinden bıçağı aldım. ben ... odaya kapattım. Sabaha kadar başında bekledim ve sabah olunca ... bana cezaevi firarisi olduğunu söyledi. Bende bunun üzerine 112 yi arayarak ekip talebinde bulundum, Ekipler gelince şahsı teslim etmek için dışarı çıkarttım. O esnada bana saldırmaya çalıştı.
Polisler tuttu.." şeklindeki beyanları dikkate alındığında, sanığın yağmaladığı malı hakimiyet alanına geçiremeden katılanın kesintisiz takibi sonrası yakalandığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden tamamlanmış suçtan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy