İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2026/446 Karar: 2026/1502 Tarih: 2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2026/446 K.2026/1502)

6. Ceza Dairesi 2026/446 E. , 2026/1502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1494 E., 2025/1408 K. SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, rüşvet alma, rüşvet verme, tefecilik, konut dokunulmazlığını ihlal, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2026/446 E. , 2026/1502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1494 E., 2025/1408 K. SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, rüşvet alma, rüşvet verme, tefecilik, konut dokunulmazlığını ihlal, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜM

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2026/446 E. , 2026/1502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1494 E., 2025/1408 K. SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, rüşvet alma, rüşvet verme, tefecilik, konut dokunulmazlığını ihlal, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esatan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 1. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 2. Katılan Maliye Hazinesi vekili temyiz dilekçesinde, sanıklar ..., ... (Tefecilik suçu hariç-7.Eylem), ..., ..., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının karşılanmadığı belirtilmiş ise de; bu sanıklar hakkında verilen hükümlere yönelik Katılan Maliye Hazinesi vekilinin istinaf talebi hakkında Bölge Adliye Mahkemesince her zaman karar verilmesi olanaklı görülmüştür. 3. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında rüşvet (15. Eylem) suçundan dava açılmışsa da, ilk derece mahkemesince yalnızca sanık ... hakkında hüküm kurulduğu, ... hakkında kurulan hükmün katılan Maliye Hazinesi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine bu hususta Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir karar verilmediği anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince, sanık ... hakkında ise bu suç yönünden katılma hakkı bulunmayan Maliye Hazinesi vekilinin istinaf talebine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması mümkün görülmüştür. 4. Sanık ... hakkında kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (16. Eylem) suçundan dava açılmışsa da ilk derece mahkemesi tarafından bu hususta bir karar verilmediği anlaşıldığından zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması mümkün görülmüştür. I- Katılan .... Hazinesi Vekilinin Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağmaya Azmettirme(8. Eylem), Mağdur ...'a Yönelik Yağmaya Teşebbüs(10. Eylem), Katılan...ve Mağdur ...'a Yönelik Nitelikli Yağma(12. Eylem); Sanık ... Hakkında Katılan...ve Mağdur ...'a Yönelik Nitelikli Yağma(12. Eylem) Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümleri ile Mağdur Sanık ... ve Mağdur ...'ya Yönelik Nitelikli Yağma(13. Eylem) Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerine; Sanıklar ... ile ... Hakkında Rüşvet Verme(16. Eylem), Sanık ... Hakkında Rüşvet Alma(16. Eylem) Suçundan Verilen Beraat Kararlarına Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; 1. Nitelikli yağma suçundan açılan davalarda, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan Maliye Hazinesi vekilinin hükümleri temyiz etme hakkının olmadığının anlaşıldığı, 2. Rüşvet suçundan açılan davada ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği keza 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18/2. maddesinde 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 40. maddesiyle yapılan değişiklik ve usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, Hazine vekilinin 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden sonra katılma ve temyiz isteminde bulunduğu, diğer yandan 3628 sayılı Kanun'un gerek 7417 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi gerekse değişiklik sonrası 18. maddesinde "... ilgili kamu kurum veya kuruluşlarına bildirilir" hükmünün yer aldığı ancak suç tarihinde icra katibi olan sanık ... hakkında rüşvet alma, kamu görevlisi olmayan diğer sanıklar hakkında rüşvet verme suçlarından açılan kamu davasında Hazinenin ilgili kamu kurumu sayılamayacağı, açıklanan nedenlerle sanıklar hakkında açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Maliye Hazinenin katılma hakkının olmadığı anlaşıldığından, Maliye Hazinesi vekilinin nitelikli yağma ve rüşvet suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, II- Sanık ... Hakkında, Mağdurlar ..., ve ... ile Katılan ...'ya Yönelik Tefecilik(1.-3.-5.-7. Eylemler), Katılanlar ... ve ...'ya Yönelik Konut Dokunulmazlığını İhlal(9. Eylem), Mağdur ...'a Yönelik Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama(10. Eylem) Suçlarından; Sanık ... Hakkında, Mağdurlar... ve ...'ya Yönelik Tefecilik(2.-5. Eylemler), Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma(8. Eylem), Mağdur ...'e Yönelik Yağma(11. Eylem) Suçlarından; Sanık ... Hakkında, Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma(8. Eylem) Suçlarından Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafileri ile Sanıklar ... ve ...'in, Sanık ... Hakkında Katılan ...'ya Yönelik Tefecilik(7. Eylem) Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Maliye Hazinesi Vekilinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme, aynı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen“On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, III- Katılan ... Vekilinin Sanık ... Hakkında Rüşvet Alma(16. Eylem) Suçundan Verilen Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260. maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden sonra temyiz edilmesi karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 18. maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca Adalet Bakanlığının başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı kabul edilerek yapılan incelemede; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanığın isnat olunan suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve mahkemenin takdirine göre katılan ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, IV- Sanıklar ... ve ... Hakkında Katılan.....k ve Mağdur ...'a Yönelik Nitelikli Yağma(12. Eylem) Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar ve Müdafilerinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Nitelikli yağma suçunu iş yerinde işlediği anlaşılan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1. maddesinin (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve mahkemenin takdirine göre sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, V- Sanık ... Hakkında Mağdur ...'a Yönelik Nitelikli Yağmaya Teşebbüs(10. Eylem) Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık ve Müdafinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve mahkemenin takdirine göre suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz istemleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanıl ...'in Mağdur ...'a yönelik 02.03.2022 tarihli eylemi sebebiyle nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde ikinci kez mükerrirliğe esas alınan Siirt 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/623 Esas ve 2021/234 Karar sayılı ilamının suç tarihinden sonra 08.06.2022 tarihinde kesinleşmesi sebebiyle tekerrüre esas alınmayacağı ancak sanığın adli sicil kaydında yer alan Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2018 tarihli, 2015/455 Esas ve 2018/272 Karar sayılı ilamı ile nitelikli yağma suçundan hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasına ilişkin hükmün kesinleşme tarihinin 06.11.2020 olduğu ve kesinleşme tarihi itibariyle tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. Açıklanan nedenle, sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik kararın 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve aynı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin hüküm fıkrasının J-4. No'lu bölümündeki sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısım çıkarılarak yerine "Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.11.2018 tarihli, 2015/455 Esas ve 2018/272 Karar sayılı ilamı ile nitelikli yağma suçundan hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasına ilişkin hükmün kesinleşme tarihinin 06.11.2020 olduğu ve kesinleşme tarihi itibariyle tekerrüre esas alınma koşulları bulunduğu anlaşılmakla, sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE GÖRE ÇEKTİRİLMESİNE, ayrıca mükerrir sanık hakkında hükmolunan cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," paragrafı yazılmak suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, VI- Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağmaya Azmettirme (8. Eylem) Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık ve Müdafinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır. Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel- Hamide Zafer- Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 ) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosyada katılan sıfatıyla yer alan ancak bu olayın tanığı olan ...'nın sanık ...'den faiz karşılığı aldığı borca ilişkin teminat olarak 72... plakalı aracı inceleme dışı sanık ...'e ait olan ...... ve Ticaret LTD. ŞTİ isimli şirkete 13.06.2022 tarihinde devrettiği ancak aracın...'in uhdesinde kalmaya devam ettiği, söz konusu şirketin 04.08.2022 tarihinde sanıklar Savcı ve ...'in kardeşi olan ...'e devredilmesi üzerine aracın mülkiyetinin de ...'e geçtiği, tanık ....'in borcunu ödeyememesi üzerine aracı haricen katılan ...'e verdiği ancak resmi devrini yapamadığı, aracın katılanda olduğunu öğrenen sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'in aracı geri almak amacıyla katılanı tehdit ettikleri, 16.08.2022 tarihinde ise sanık ...'nın azmettirmesi ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...'in katılanın bulunduğu Yediemin otoparkına gittikleri, aralarında tartışma yaşandığı, sanıklar .... ve.....'in "abi seni bekliyor" demek suretiyle Halil'i zorla araca bindirmeye çalıştıkları ancak orada bulunan kişilerin araya girmesi üzerine eylemi tamamlayamadan olay yerinden ayrıldıkları ve katılanın 16.08.2022 tarihli adli hekim raporuna göre basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı olayda; her ne kadar olay tarihinde suça konu araç sanık ... ve ...'in kardeşi olan ...'in şirketi üzerine kayıtlı olsa da, aracın zilyetliğinin katılana geçtiği tarih ve sonrasında söz konusu şirketin inceleme dışı sanık ...'e ait olduğu, olaydan çok kısa bir süre önce şirketin devrinin gerçekleştirildiği ve sanıkların mülkiyeti kardeşlerine devrettikleri şirkette bulunan aracı geri almak amacıyla hareket ettikleri anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle tehdit ve kasten yaralama suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.06.2025 tarihli ve 2025/1494 Esas, 2025/1408 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma kararının temyiz dışı sanıklar ... ve ...'e 5271 sayılı Kanun'un 306. maddesi gereğince sirayetine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla