KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/13982 E., 2011/4450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davacının paydaşı olduğu 6 parsel sayılı taşınmazda önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili, taşınmazın paydaşlar arasında haricen taksim edildiğini, bu durumda önalım hakkının kullanılamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 gün ve 17/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; dava konusu edilen 6 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ..., 2/9 payını 27/6/2005 tarihinde, 2000 TL bedelle davalıya satmıştır. Dava konusu parselde davacının 3/9, davalının 2/9 ve dava dışı ...’in 1/9, ...’in 1/9, ...’in 1/9 ve ...’in 1/9 payı bulunmaktadır.
Davalının taşınmazın paydaşları arasında fiilen bölünerek kullanıldığı yönündeki savunması üzerine dinlenen mahali bilirkişiler ile davalı tanıkları taşınmazı yarı yarıya davacı ve satıcının tasarruf ettiğini, buna göre taşınmazın batı kısmını satıcının doğu kısmını da davacının kullandığını beyan etmişlerdir.
Yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen 22.2.2007 tarihli bilirkişi raporunda da, krokide ( A) ile gösterilen 9805 m² alanlı bölümü davalının kullandığı, diğer B ile gösterilen 8812 m² kısmın ise davacının tasarrufunda olduğu belirtilmiştir.
Taşınmazda diğer paydaşların kullandığı yerinin olmaması taşınmazın fiilen taksim edilmediği anlamına gelmez. Taşınmaz üzerinde davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı kullanılan bölümlerin varlığı sabit olmuştur. Savunmayı doğrulayan tanık beyanları ile bilirkişi raporuna göre taşınmazın paydaşlar arasında bölünerek kullanıldığı anlaşılmıştır. Yukarda açıklandığı üzere satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan pay satışı nedeniyle önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/13982, K. 2011/4450, 7 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama