KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/14027 E., 2011/4635 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payın iptali ile davacı adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin paydaşı olduğu 1 No’lu parselde diğer paydaş ...’ın 3851/7200 payını 26.08.2008 tarihinde 2000 TL bedelle davalının satın aldığını davacının önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalı adına kayıtlı payın iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap vermemiştir.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması T.M.K’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 gün ve 17 /1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hallerde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 1 No’lu parseldeki 3851/7200 pay taşınmazın paydaşlarından ... tarafından 26.08.2008 tarihinde 2000 TL bedelle davalıya satılmıştır. Davalı temyiz dilekçesinde, taşınmazın paydaşları arasında rızaen taksim edildiğini, zeminde taksimin gerçekleştiğini belirtmiştir. Davalının savunmaları taşınmazın paydaşları arasında taksim edildiğine ilişkindir. Yukarda açıklandığı üzere taşınmazın fiilen taksim edilerek kullanıldığı savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece davalının fiili taksim savunmasına ilişkin delillerinin, varsa davacının bu konudaki karşılık delillerinin
sorulup toplanması, tapunun tedavüllerinin getirtilerek, mahallinde keşif yapılıp tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/14027, K. 2011/4635, 12 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama